Uzmanlar uyarıyor: Korona yılgınlığı artıyor

Kovid-19 salgını ile mücadele önlemleri, insanları korumak için alınıyor. Ancak psikiyatristler ve psikologlar, kısıtlamaların toplum ve ruh sağlığına oluşturduğu risklerin göz ardı edilmemesi gerektiğini savunuyor.

Berlin’de haftalarca süren kar yağışının ardından aniden artan hava sıcaklığı, koronavirüs tedbirleri nedeniyle evlerinden çıkmayan binlerce kişinin, sokaklara, parklara akın etmesine yol açtı.

Oysa Almanya’da dört aydır öngörülen istisnai durumlar hariç, sokağa çıkma kısıtlaması uygulanıyor. Zaruri ihtiyaçlar için açmalarına izin verilen süpermarket ve eczaneler gibi işletmeler dışındaki dükkanlar hala kapalı. Bireyler arası temaslar da ciddi şekilde sınırlandırılmış durumda.

Aslında halen yürürlükte olan bu kısıtlamalara rağmen, çok sayıda insan dışarda, sadece dışarıya paket servisi yoluyla satış yapmalarına izin verilen restoran ve kafelerin önlerinde uzun kuyruklar oluşmuş durumda. Parklar ve sokaktaki insanların büyük çoğunluğu maskesiz…

Kısıtlamaların artık işe yaramadığı, insanların bunlara uymadıkları gözle görülebiliyor.

Vaka sayıları artıyor

Vakalardaki artış önlemlere uyma oranının aslında gerilediğini de teyit eder nitelikte. Uzmanlar, Almanya’nın üçüncü bir dalgaya doğru yol aldığı uyarısında bulunuyor.

Almanya’da halkı koronavirüse karşı aşılama çalışmaları, ABD ve Birleşik Krallık’a kıyasla daha ağır ilerliyor. Bu arada virüs varyantlarının bulaşma oranı da artıyor, en dikkat çekeni de koronavirüsün İngiltere varyantı B.1.1.7. ve bu endişeleri daha da artırıyor.

Kısıtlamalara halk desteği azalıyor

Goethe Üniversitesi’nden sosyal psikolog Profesör Rolf van Dick, “Elimizdeki tüm veriler ve araştırma sonuçları, büyük çoğunluğun hala kurallara uyduğunu gösteriyor… Ama ben, kısıtlamaların sürmesi halinde, bu kurallara uymayan azınlığın artacağı görüşündeyim” değerlendirmesini aktardı.

Kamu televizyonu ARD’nin, sonuçlarını 19 Şubat’ta açıkladığı bir kamuoyu araştırmasına göre, Almanya’da Covid-19 kısıtlamalarının çok ileriye gittiği görüşünde olanların sayısı iki hafta öncesine kıyasla yüzde 5 oranında artarak, yüzde 27’ye yükseldi. Bir önceki ankette, alınan önlemlerin yeterli olmadığını söyleyenlerin oranı da son ankette geriledi, yüzde 24’ten yüzde 16’ya düştü.

“Tükenmişlik hissi”

Bu, yaklaşık bir yıl önce alınmaya başlanan önlemlere, bugüne kadar en düşük kamuoyu desteğini yansıtıyor.

Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti’nin, salgınla mücadele amacıyla uzmanlardan oluşturduğu danışma konseyinde yer alan psikolog Stephan Grünewald’a göre, uzun vadeli perspektif sunulamaması insanlarda, özellikle kış aylarında, “tükenmişlik hissi” yarattı.

Uzun süreli kısıtlamaların halk üzerindeki etkisini araştıran Grünewald, “Bazı insanlar, ‘artık sonsuza kadar tecritte gibi yaşayacağız’ hissiyatını yaşıyor” diye konuştu.

Şiddet ve sokak gösterileri riski

Ocak’ta kısmi sokağa çıkma yasakları uygulamaya başlayan Hollanda, şiddete evrilen sokak gösterilerin sahne olmuştu. Almanya’daki kimi kentlerde de, korona önlemlerine itiraz edenlerin başlattıkları benzer gösteriler yaşandı.

DW’ye, yürüttüğü çalışmalardan edindiği sonuçları aktaran Grünewald, ağır kısıtlamaların, toplum genelinde “kızgınlık ve saldırganlığı artırabileceğini” söyledi.

Sosyal psikolog van Dick ise sadece aşırılık yanlılarının değil, normalde şiddet eğilim olmayanların da kısıtlamaların yol açtığı yılgınlıktan ötürü şiddete yönelebileceğine dikkat çekti.

/DW/

İlginizi çekebilir