Uğur Güney Subaşı: Tanıdınız mı?

Tanıdınız mı? Bu fotoğrafa iyi bakın erenler. Tanıdınız mu bu çocukları, bu kadını, bu anneyi, harcını mazlumların, kimsesizlerin gözyaşlarıyla kararak inşa ettirdiğiniz o haram saraylarınızda bir gün daha fazla sefa sürmeniz uğruna yıllardır babalarına hasret bıraktırdığınız bu çocukların cisimlerinden ve yaşlarından çok daha büyük bir yer işgal eden o haklı isyanlarını, vakur duruşlarını?

Bu fotoğrafa iyi bakın erenler. Tanıdınız mı bu çocukları, bu kadını, bu anneyi? Islık çalarak bu hayati soruların yanından usulca sıyrılmaya çalışan memleketin malum yüzsüzleri, kadrolu vicdansızları; size soruyorum; tanıdınız mı bu insanları? Tanıdınız mı bu çocukların taammüden “bir eksikli” bırakılan sevgi dolu, onur dolu, haysiyet dolu büyük ailesini?

Benzer haberler

Bedri Adanır: Palmiyeler de kurudu, kayyımlar da gitti 

Temel Demirer: Barış (Mı) Dediniz?

Hala ne yüzle yaradanın huzuruna secdeye vardığınızı bilmesem de, o buram buram gösteriş kokan sahte ibadetleriniz esnasında önce sağa sonra sola dönerek huşu içinde selam verdiğiniz melekler vardır ya, işte bu çocuklarla annesi o meleklerin ete kemiğe bürünmüş halleridir biliyor musunuz, farkında mısınız? Sadece namaz esnasında değil, hayatınızın her alanında, döndüğünüz her kirli köşenin başında karşınıza inatla çıkacak olan vicdan azaplarınızdır bu melekler.

Bu fotoğrafa iyi bakın erenler. Tanıdınız mu bu çocukları, bu kadını, bu anneyi, yazılırken dökülen gözyaşlarıyla buruş buruş olmuş o hasret kokan mapushane mektuplarını, haklı olarak “ama artık dayanamayan” bir annenin, fedakar bir eşin, işinden edilmiş başarılı bir öğretmenin ve laf aramızda bizler için gerçek bir kahramanın her şeye ve herkese rağmen “artık dayanamadığını”, “artık direnemediğini” çocuklarına yani meleklerine hissettirmemeye çalışmasını; bunu yaparken de tek direnç kaynağının, tek motivasyon üssünün bu ülkenin, bu toplumun tüm unsurlarıyla, tüm halklarıyla mutlu mesut yaşaması uğruna özgürlüğünü malum zalimlere rehin bırakmaktan bir dirhem bile çekinmemiş, zulüm karşısında bir adım bile geri adım atmayı reddetmiş bir “haysiyet abidesi”nin eşi olmasını?

Bu fotoğrafa, bu aileye iyi bakın erenler. Tanıdınız mu bu çocukları, bu anneyi, bu kadını, doğru yerde değil, doğrunun yanında ısrarla mevzilenilmiş olmanın ağır bedelinin yıllara varan büyük özlemlerle ödenmiş olmasını, artık utanmazlığa bulanmış bu hukuksuzluk deryası dinmedikçe de ödenmeye ve ne yazık ki ve ne yazık ki ödenirken de babadan ırak büyümeye, eşten ırak yaşamaya devam edilecek olmasını, sahneye koyulan bütün bu iğrenç kumpaslara rağmen de sebep olunan her korkunç susuzlukta inatla yeniden filizlenerek bir yaz güneşi misali bu kadim ülkenin umudunun tepesinden hiçbir zaman ayrılmayacak olmalarını?

Bu fotoğrafa, bu aileye iyi bakın erenler. Tanıdınız mu bu çocukları, bu anneyi, bu fedakar Kürt kadınını? Sizi bilmem ama ben ziyadesiyle tanıdım. Hem de hiçbiriyle tanışmamış olmama rağmen tanıdım biliyor musunuz? Sebatlarından tanıdım, asilliklerinden tanıdım, o kocaman yüreklerinden ilmek ilmek süzülen vakur duruşlarından; birçoğumuzun asla katlanamayacağı ağır haksızlıklar karşısındaki doğrunun, güzelin, hakkın ve hukukun yanına usulca sığınmalarından tanıdım. İyi ki de tanıdım…

İlginizi çekebilir