TİHV Raporu: Türkiye’de geçen yıl yaklaşık 3 bin kişi yaşam hakkı ihlallerinden hayatını kaybetti

 Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın (TİHV) 2021 yılı insan hakları raporuna göre, Türkiye’de geçen yıl en az 2 bin 991 kişi “yaşam hakkı ihlalleri” sonucu hayatını kaybetti.

VOA Türkçe’den Mahmut Bozarslan’ın haberi:

 

Ölümlerde ilk sırayı iş cinayetleri aldı. TİHV’e göre, Türkiye’nin geçen yıl açıkladığı İnsan Hakları Eylem Planı ise kağıt üzerinde kaldı.

TİHV’in 2021 yılına ait insan hakları ihlallerini içeren raporu, “Türkiye insan haklarında yine karanlık bir tabloya tanıklık etti” yorumuyla başladı.

Raporda özellikle, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İnsan Hakları Eylem Planı’nı açıkladığı 2 Mart 2021 tarihinden sonraki döneme vurgu yapıldı.

Raporda yer alan bilgilere göre, geçen yıl en az 2 bin 991 kişi “yaşam hakkı ihlalleri” sonucu hayatını kaybetti. Raporun bu bölümünde ilk sırayı 2 bin 170 kişiyle “iş cinayetleri” aldı. Geçen yıl öldürülen 339 kadına da yine bu başlık altında yer verildi.

“Yaşama hakkı” başlığı altında yer alan diğer bilgilere göre, 2021’de operasyon ve saldırılarda 8’i sivil 98’i asker, toplam 405 kişi hayatını kaybetti. 244 kişi Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi sınırları içerisindeki, 17 kişi ise Suriye’deki operasyonlarda yaşamını yitirdi.

“9 ayrı kazada 4 çocuk yaşamını yitirdi”

2021 yılı içinde polise, jandarmaya ve diğer resmi kurumlara ait araçların sebep olduğu 9 ayrı kazada 4 çocuğun yaşamını yitirdiği, 6’sı çocuk 10 kişinin yaralandığı belirtilen raporda, ırkçı saldırılara dikkat çekildi.

Rapora göre, yıl içinde 8’i mültecilere ve başka ülke vatandaşlarına, 19’u Kürtlere yönelik 27 ırkçı saldırı sonucunda 12 kişi öldü, 31 kişi ise yaralandı. 198’i sağlık çalışanı, 7’si mahkum, 625’i işçi olmak üzere, toplam 61 bin 480 kişinin 2021 yılında pandemi nedeniyle öldüğü de raporda yer aldı.

“En az 54 gazeteci gözaltına alındı”

En az 449 kişi işkence ve kötü muameleye maruz kaldığına vurgu yapılan raporda yer alan bazı bilgiler şöyle:

“-En az 303 eyleme polis müdahale etti, 91 toplantı ve gösteri kolluk güçleri tarafından engellendi. Bu müdahalelerde en az 3 bin 701 kişi fiziksel şiddet kullanılarak gözaltına alındı, 55 kişi yaralandı.
-En az 54 gazeteci ve basın çalışanı gözaltına alınırken, 2’si tutuklandı. Süren davalarda 41 gazeteciye 87 yılı aşkın hapis cezası verildi.
-16 kişi kaçırıldı.”

“Gazetecilik hedefte”

Türkiye’de sık sık gündeme gelen basın özgürlüğü de raporda yer verilen konular arasında oldu.

TİHV verilerine göre, geçen yıl üçü yabancı olmak üzere, 54 gazeteci ve basın çalışanı gözaltına alınırken, 2 kişi tutuklandı, 2 gazeteci adli kontrol şartıyla, 4 gazeteci ise ev hapsi ve yurtdışına çıkış yasağı şartıyla serbest bırakıldı. 1 yabancı gazeteci ise sınır dışı edildi.

Raporun gazetecilerle ilgili bölümümde yer verilen diğer bilgiler şöyle:

“1 gazeteci şüpheli biçimde ölü bulundu. 1’i Almanya’daki evinde olmak üzere 14 gazeteci saldırıya maruz kaldı. 3’ü polis tarafından olmak üzere 5 gazeteci tehdit edildi. 1 gazeteci kendilerini istihbaratçı olarak tanıtan kişilerce alıkonuldu. 2 gazetecinin evlerine, 2 gazetecinin ise çalışma ofislerine polis tarafından baskın düzenlendi. 2021 yılında 250 basın çalışanı hakkında açılan 120 davanın görülmesine devam edildi. Sonuçlanan davalarda 41 gazeteci toplam 87 yıl, 1 ay 14 gün hapis, 45.180 TL para cezası ile cezalandırıldı. 24 gazeteci hakkında soruşturma başlatıldı.2 basın yayın kuruluşu kolluk güçleri tarafından basıldı. 1 kitap hakkında sınırlama, 1 kitap ve 2 dergi hakkında toplatma kararı verildi.”

“RTÜK 56 internet sitesine erişim yasağı getirdi”

Raporun “basın özgürlüğü” başlığı altında Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun (RTÜK) verdiği erişim engeli cezalarına da dikkat çekildi.

RTÜK’ün en az bin 339 habere, 134 internet içeriğine, 40 sosyal medya paylaşımına, en az 5 sosyal medya hesabına ve basın-yayın kurumlarına ait 56 internet sitesine erişim, kişilik haklarının ihlali, milli güvenlik ve kamu düzeninin korunması gibi gerekçelerle mahkeme kararlarıyla engellendiği vurgulandı.

RTÜK tarafından 10 televizyon, 1 radyo ve 2 dijital platform olmak üzere toplam 13 yayın kuruluşuna 3 kez program durdurma, toplam 21 milyon 500 bin lira tutarında 71 kez idari para cezası verildi.

“İHEP araçsallaştırıldı”

Erdoğan’ın İnsan Hakları Eylem Planı ‘nın (İHEP) kağıt üzerinde kaldığını yorumunu yapan TİHV’e, İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şube Başkanı Abdullah Zeytun da destek verdi.

VOA Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Zeytun, planın Türkiye’de insan haklarının durumunu, demokrasi ve hukukun üstünlüğünü araçsallaştırmak amacıyla kullanıldığını savundu.

Zeytun, planının gerektirdiği bütün uygulamaların hayata geçirilmesi bir yana, hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığını ve demokrasiyi zedeleyen çok sayıda uygulamayla karşı karşıya kaldıklarını savundu.

İHEP’in hayata geçirilmesinin ardından kayyum atamalarını devam ettiğini, seçilmişlerin cezalandırıldığını, insan hakları savunucularına yönelik baskının olduğunu, İstanbul sözleşmesini feshedildiğini vurgulayan Zeytun, ”Tüm bu olanlar, demokratik alandan, insan hakları alanında uzaklaşan, eleştirileri görmeyen bir hükümet olduğunu gösteriyor. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve mahkeme kararlarının uygulanmadığı bir durumla karşı karşıyayız. Her türlü insan hakları, hukuk ve demokrasi krizinin yanı sıra bir ekonomi kriz söz konusu. Raporda da ifade edildiği üzere yargının bağımsız ve tarafsız olmayışı, insan hakları odaklı bir siyasetin olmayışı sebebi ile de çok sayıda ihlal mevcut” diye konuştu.

Zeytun’a göre, insan hakları alanındaki kötü tablonun en önemli nedenlerinden biri de Kürt sorununa güvenlikçi politikalarla çözüm aranması. Zeytun, bu politikaların hak ihlaline yol açtığını savundu.

“Türkiye AB’den uzaklaşınca ihlaller arttı”

Türkiye’nin 2014’e kadar Avrupa Birliği’ne girmeye çalıştığına dikkat çeken TİHV Diyarbakır Şube Başkanı Murat Aba ise, bu çabaların sonlanmasıyla ihlallerin arttığı görüşünde.

VOA Türkçe’ye konuşan Aba, özellikle 2016’daki darbe girişiminden sonra işkencenin yaygın hale geldiğini söyledi.

İşkence görenlerin fotoğraflarının sıkça paylaşılmasına dikkat çeken Aba, “Türkiye artık maalesef yönünü kaybetmeye başladı. İnsan haklarına dair sorunları öncelemiyor. Hükümet öncelemediği zaman da çalışanları, polisler, askerler çok daha fütursuzca bunu yapabiliyorlar. En büyük mesele de cezasızlıktır. İşkence yapan memura ceza almadığı için bu memurları teşvik eden duruma düşüyor. Bu nedenle Türkiye’deki insan hakları ya da işkence kötü muamele günde gün kötüye gidiyor. Siyasetin merkezinde olanların fikri, bakışı değişmeden, alttakilerin iyiye gitmesi o kadar zorlaşır” şeklinde konuştu.

İlginizi çekebilir