Suudi Arabistan-ABD ilişkilerinde yeni bir dönem mi başlıyor?

Resmi kaynaklar, ABD Başkanı Joe Biden yönetiminin geçen yıl petrol üretimini kısma yönündeki OPEC Plus kararının ardından Suudi Arabistan’a yönelik misilleme tehditlerinden vazgeçtiğini ve iki ülke arasındaki ilişkilerde üç aydır süren bariz gerginlikten sonra bu yıl İran’a karşı Riyad ile güvenlik koordinasyonunu yoğunlaştırma yolunda ilerlediğini ortaya koydu.

Şarku’l Avsat’ın Wall Street Journal’dan aktardığı habere göre, bu kaynaklar, ABD yönetiminin İran konusunda artan endişelerine ek olarak, son haftalarda ABD’de benzin fiyatlarının düşmesi ve Demokratların beklenenden daha iyi ara seçim sonuçları almasıyla son haftalarda ABD-Suudi Arabistan işbirliğinin iyileştiğine dair işaretlere dikkat çekti.

OPEC Plus grubu, geçtiğimiz Ekim ayında petrol üretimini kısma kararı aldı. Suudi Arabistan ve grubun bazı üyeleri, ABD’nin üretim kesintilerini erteleme yönündeki taleplerine boyun eğmeyi reddetti.

Bu durum, ABD ile Suudi Arabistan arasında anlaşmazlığın ortaya çıkmasına neden oldu. Hatta Beyaz Saray, Suudi Arabistan’ı Ukrayna topraklarındaki askeri operasyon sırasında Rusya’nın yanında yer almakla suçladı. Bu suçlama Riyad tarafından reddedildi ve en üst düzeyde kınandı.

Tehditten koordinasyona

Biden liderliğindeki yetkililer, üretimi kısma kararının ardından doğrudan Suudi Arabistan’a yönelik suçlamalar ve tehditlerde bulundu.

Bu durum, 80 yılı aşkın bir süredir tarafları birbirine bağlayan stratejik ilişkiye rağmen, ister istemez iki ülke arasındaki ihtilafların derinleşmesine katkıda bulundu.

Wall Street Journal’a konuşan ABD’li yetkililere göre, ABD’nin Suudi Arabistan’a OPEC Plus kararının ‘sonuçlarını ödetme’ tehdidini uygulamak için şu anda bir planı yok.

Her iki ülkeden yetkililer, yeni askeri ve istihbarat projelerini ve ‘İran’ı kontrol altına alma’ çabalarını ilerlettiklerini söyledi. Ancak aynı zamanda, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Çin ve Rusya ile niteliksel ilişkilerin Riyad için stratejik öneme sahip olduğu daha bağımsız bir dış politika çizdiği için ABD ile ilişkilerin ‘hala kırılgan’ olduğu konusunda uyardılar.

 

Askeri ve istihbarat koordinasyonu

Riyad ile Washington arasındaki tarihsel ilişkiler, özellikle güvenlik ve savunma düzeylerinde oldukça güçlü.

Zamanla ilişkilerin büyümesiyle karşılaşılan ‘tümseklere’ rağmen, iki ülke üst düzey koordinasyonu sürdürdü.

Basında çıkan haberlere göre, iki ülke Kasım ayı başlarında, İran’ın Suudi Arabistan’a yakın zamanda bir terör saldırısı düzenleme planı hakkındaki istihbarat bilgilerini paylaştı ve iki ülke buna ortak bir yanıt verilmesi için koordineli çalıştı.

ABD Ulusal Güvenlik Konseyi sözcüsü John Kirby o dönemde yaptığı bir açıklamada şunları söyledi;

“ABD, İran’ın bu tehditlerinden endişe duyuyor. Askeri ve istihbarat kanalları aracılığıyla Suudilerle temas halinde olmaya devam edeceğiz ve bölgedeki çıkarlarımızı ve ortaklarımızı savunmak için çalışmaktan çekinmeyeceğiz.”

İki ülkenin kuvvetleri, stratejik ortaklığın boyutu, güvenlik ve savunma koordinasyonuna atıfta bulunarak, son aylarda bir dizi ortak tatbikat gerçekleştirdi.

Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayed, iki ülke arasında önde gelen mahkumların takası için ABD ile Rusya arasında arabuluculuk çabalarına öncülük etti ve bunda başarılı oldu.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Aralık ayında düzenlediği bir basın toplantısında, ülkesinin güvenlik ve siyasi işler de dahil olmak üzere her alanda ABD ile kesintisiz iletişim köprüleri kuracağını söyledi.

Yemen konusundaki işbirliği ilerliyor

ABD’nin Yemen Özel Temsilcisi Tim Lenderking Yemen konusundaki çabaları koordine etmek için sık sık Riyad’a ziyaretlerde bulunuyor.

İki ülke bölgedeki bazı önemli konularda, özellikle de Yemen hakkında üst düzeyde koordinasyon ve işbirliğini sürdürüyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasına göre bunlardan sonuncusu, Birleşmiş Milletler (BM) Yemen Özel Temsilcisi Hans Grundberg eşliğinde, bu hafta ‘BM liderliğindeki barış çabalarını güçlendirmek ve Yemenli tarafların ateşkesi uzatma konusunda bir anlaşmaya varmalarını desteklemek’ için yapılan ziyaret oldu.

Çıkarları organize etmek, anlaşmazlıklardan çok daha güçlüdür

Washington’daki Ulusal Savunma Üniversitesi’nde stratejik araştırmalar profesörü olan Dave DesRoches, ABD-Suudi Arabistan arasındaki kurumsal ilişkilerin her zaman güçlü olduğunu ve iki ülkenin ordusu arasında uzun vadeli askeri eğitim sözleşmeleri olduğunu vurguladı.

Şarku’l Avsat’a özel açıklama yapan DesRoches, Suudi Arabistan’ın, ABD’nin bu tür bir askeri işbirliğine sahip olduğu dünyadaki tek ülke olduğunun altını çizdi.

DesRoches, bazı medya kuruluşlarının çatışmaların sebeplerini araştırma ve uzun vadeli meseleler yerine kişiliklere odaklanma eğilimini eleştirdi ve Biden’ın partisinden Suudi Arabistan’a doğası gereği karşı olanlar olduğuna dikkat çekti.

DesRoches, “Ancak yine de iki ülke arasındaki kurumsal ilişkilerin güçlü olduğu, iki ülkeyi birbirine bağlayan çıkarları koordine etmenin, ikili ilişkilerdeki farklılıklardan çok daha güçlü olduğu bir gerçektir” şeklinde bir yorumda da bulundu.

Georgetown Üniversitesi’nde profesör olan Rob Subhani ise, iki ülke arasındaki ilişkilerin bölgesel güvenliğe odaklanan yoğun işbirliğine hazır olduğunu söyleyerek, şu ifadeleri kullandı;

“Bu iyimser vizyon, İran’ın Ukrayna’daki savaşa Rusya adına artan askeri müdahalesine ilişkin Washington ve Riyad’da artan endişeden kaynaklanıyor.”

Şarku’l Avsat’a konuşan Subhani, “ABD-Suudi Arabistan ilişkileri, güvenlik işbirliğine ek olarak, ABD’nin yenilenebilir enerjiye odaklanma eğilimiyle uyumlu yeşil girişimlere odaklanarak, Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın vizyonunda somutlaşan ‘yeşil girişimler’ ile yeni bir döneme girecek” dedi.

Şarku’l Avsat’a özel açıklama yapan bir diğer isim, Kuveyt Üniversitesi’nden profesör Muhammed er-Rumayhi de şu değerlendirmeyi yaptı;

“ABD ile aynı fikirde olmayabilirsiniz ama onunla düşman olmamalısınız. ABD büyük ve gelişmiş bir ülke. ABD-Körfez ilişkileri, özellikle Suudi Arabistan açısından birçok konuda uzun, derin ve yapıcı işbirliği geçmişine sahiptir ve bu bölgenin istikrarında önemli bir mihenk taşıdır.”

Doğal tümsekler

Rumayhi, zaman zaman ilişkilerde meydana gelen ‘tümsekleri’ şöyle açıkladı;

“Devletlerin bağımsızlığından dolayı bu doğaldır. Suudi Arabistan kendi çıkarlarını dikkatle gözeten ve başkalarının çıkarlarına da saygı duyan bağımsız bir devlettir.”

Rumayhi, Washington’da Körfez’e düşman bazı tarafların Körfez ülkeleriyle ilgili birçok konuyu çarpıttığını ve ABD yönetimi üzerinde baskı kurmak için lobiler oluşturmak da dahil olmak üzere birçok mevcut yöntemi kullandığını söyledi.

Suudi yazar Imad Mudayfer’in görüşüne göre, Washington’dan özellikle bölgedeki ılımlı ülkeler arasındaki geleneksel müttefiklerine ve aynı zamanda bölgenin güvenlik ve istikrarını tehdit eden unsurlara yönelik gelen açıklama ve mesajlar hala çelişkili.

Bu çelişkiler, ABD’nin İran’daki radikal rejime, nükleer projesine, balistik füzeler ve silahlı insansız hava araçları (SİHA) geliştirmesine, bölgedeki terörist silahlı milislere verdiği desteğe ve deniz seyrüseferinin güvenliğini tehdit eden eylemlerine karşı ‘yumuşak’ olarak tanımlanan tutumunu da içeriyor.

Buna rağmen Suudiler, ABD ile 80 yılı aşkın bir süredir devam eden bir ortaklığı, karşılıklı saygı ve ortak çıkarlara dayalı ilişkiyi hala önemli ve stratejik görüyor.

Gerçekçiliğe dönüş

Şarku’l Avsat’a konuşan Mudayfer, konuya ilişkin görüşlerini şöyle ifade etti;

“ABD yönetiminin son açıklamaları, daha önce yapılan tutarsız açıklama ve duruşların ardından gerçekçiliğe dönüşü temsil ediyor olabilir. Böylece bugün, ABD’liler Demokratlar için yapılan ara seçim sonuçlarının beklentileri aştığını ve İran’a yönelik artan endişeleri ileri sürerek, bu gerçekçiliğe dönüşü çerçevelemek istiyor olabilir. Suudi Arabistan ile ABD arasında bir süredir devam eden anlaşmazlığı hafifleten bunlar oldu.”

Mudayfer, Suudi Arabistan-Çin ilişkilerinin son zamanlarda büyümesine bir yanıt olarak ABD ile ilişkilerde bir iyileşme olduğunu işaret eden somut bir şey olmadığını vurgulayarak, “Suudi Arabistan, Çin ile ‘ABD’ye karşı bir baskı amacıyla’ yakınlaşmadı, aksine bu entegre bir stratejik projedir” dedi.

ABD Başkanı’nın geçen yılın Temmuz ayında Suudi Arabistan’a yaptığı son ziyaretin sonuçlarına dikkat çeken Mudayfer şunları söyledi;

“İki taraf, temiz enerji, siber güvenlik, uzay araştırmaları, halk sağlığı, deniz güvenliği ve hava savunmasının güçlendirilmesi gibi çeşitli alanlarda bir dizi önemli anlaşma imzaladı. Bu, ilişkilerde bir kopuşun imkansız olduğunu gösterir.”

Geride kalan aylarda yaşanan ilişkilerde ‘geçici bir gerilim’ olduğunu, ilişkilerin kimi zaman işbirliği, kimi zaman da gerilim yoluna girdiğini ifade eden Mudayfer, “Buna rağmen, iki ülke  nükleer anlaşmayı yeniden canlandırma çabalarının bocaladığı bir ortamda İran’ı kontrol altına almak amacıyla yeni askeri ve istihbarat projeleri ve hassas çabalarla ilerliyor. Aralarında devam eden askeri işbirliği, aylarca süren belirsizliğin ardından siyasi ilişkinin devam etmesine yardımcı oldu” ifadelerini kullandı.

/Sark’ul Asvat/

İlginizi çekebilir