Silopi HADEP İlçe Başkanı Serdar Tanış ile Ebubekir Deniz karakolda kaybedildi: Failler 22 yıldır korunuyor

Şınak’ın Silopi ilçesinde, 25 Ocak 2001 tarihinde çağrıldıkları İlçe Jandarma Komutanlığı’na gittikten sonra bir daha dönmeyen Halkın Demokrasi Partisi (HADEP) Silopi İlçe Başkanı Serdar Tanış ve İlçe Yöneticisi Ebubekir Deniz’in kaybedilişlerinin üzerinden 22 yıl geçti.
Aradan geçen zamana rağmen tek bir sorumlu dahi ceza almadı. Kaybedilişlerinden sorumlu tutulan Şırnak İl Jandarma Alay Komutanı Emekli Tuğgeneral Levent Ersöz hakkında herhangi bir inceleme başlatılmazken, aile ve avukatlar iç hukuk yollarını tükettikten sonra dosyayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşıdı. AİHM ise, yaptığı yargılamada Türkiye’yi mahkum etti.
Tanış ve Deniz için adalet arayışı 22 yıldır sürüyor.
‘22 YILDA FAİLLER KORUNDU’
Dosyanın avukatı ve aynı zamanda Serdar Tanış’ın kardeşi Hakim Tanış, ağabeyini 16 yaşındayken kaybetti. Ağabeyinin kaybedilişinden sonra okuduğu bölümü değiştiren kardeş Tanış, hukuk bölümüne geçti. Avukat olduktan sonra ağabeyinin dosyasına müdahil olan Tanış, faillerin bulunması için yıllardır hukuk mücadelesi veriyor.
Aradan geçen 22 yılda sadece faillerin korunduğunu belirten Tanış, “Kamuoyunun da bildiği üzere 25 Ocak 2001’de HADEP Silopi İlçe Başkanı Serdar Tanış ve İlçe Yöneticisi Ebubekir Deniz, Silopi İlçe Jandarma Komutanlığı’na gittikten sonra bir daha kendilerinden herhangi bir haber alınmadı. Haber alınmadığı gibi bir mezar taşına dahi sahip değiller. Gerek hukukçu kimliğimle, gerekse de kardeşi ve yakınları olarak devletten ne hukuki ne de insani hiçbir destek göremedik maalesef. Devlet hiç bir zaman ‘faili meçhul’ dosyalarda vatandaşının yanında olmadı. Failler sürekli dokunulmazlık zırhıyla korundu ve sürekli talep etmemize rağmen bugüne kadar bir mezar taşına bile sahip olamadık. Bu 22 yıllık süreçte sadece failler korundu. Ailelerin herhangi bir mağduriyeti giderilmedi” dedi.
HUKUKİ SÜREÇ
Hukuki süreç ile ilgili Tanış, şunları aktardı: “Dosya başta Silopi Savcılığı tarafından yürütülmekteydi. Daha sonra Devlet Güvenlik Mahkemeleri nedeniyle dosya Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı intikal etti. DGM’lerin kalkmasından sonra dosya tekrar Silopi’ye gönderildi. Özel yetkili mahkemeler kurulduktan sonra ise dosya tekrar Diyarbakır’a gönderildi. Bu aşamada söz konusu dosyanın avukatlığını yapan meslektaşlarım dosyayı AİHM’e gönderdi. Bu hususu belirtirken kendisini özlem ve rahmetle yad ettiğim Tahir Elçi’de bu dosyanın avukatlarındandı. 2015 yılında AİHM Türkiye’yi tazminat ödemeye mahkum etti. Ancak AİHM’in mahkumiyet kararına rağmen gerekli soruşturma yine yürütülmedi ve dosya daha sonra Silopi Başsavcılığında takipsizlikle sonuçlandı. Bunun üzerine her türlü iç hukuk yollarını tükettik. Anayasa Mahkemesi (AYM) tarafından başvurumuz kabul edilmedi. Bunun akabinde 2020 yılında tekrar AİHM’e başvurumuzu yaptık. Dosya hukuki anlamda bulunduğu aşamada tekrar AİHM’de. Hem daha önce verilmiş olan ihlal kararına rağmen etkili bir soruşturma yürütülmediğinden hem de AİHM’in vermiş olduğu karar karşısında Türkiye’nin pasif kalmasından ötürü dosya Avrupa Bakanlar Komitesi’nin de bilgisi dahilindedir.”
‘FAİL LEVENT ERSÖZ’
Faillerin devlet zırhı ile korunduğunun altını çizen Tanış, “Ergenekon silahlı terör örgütü davasında ki duruşmada Silivri’de aileler olarak müdahil olma talebinde bulunduk. ‘Faili meçhul’ dosyalar ve özellikle takip ettiğimiz Serdar Tanış ve Ebubekir dosyası hakkında müdahil olma talebinde bulunduk. Ama talebimiz sürekli olarak reddedildi. Her ne kadar dosya kapatılmış olsa da Ergenekon var olan bir gerçektir. Bölgedeki ‘faili meçhul’lerin aktörleri hep aynı kişilerdir ve devletin o zaman ki en üst rütbelerinde yer alan şahıslardı. Ancak ne yazık ki bu şahıslar iktidarın siyasi konjonktürlerinin menfaatleri doğrultusunda korunmaktadır. Daha önceki iktidarlar tarafından da korundu şuan ki mevcut iktidar tarafından da korunuyor. Olayın özü budur. Cinayetlerin aydınlatılmamasının nedeni dokunulmazlık zırhı içinde yer almalarından kaynaklanıyor. Devletin, iktidarın himayesinde oldukları için faillere dokunulmuyor. Ergenekon diye bir oluşum vardı. İsterse buna JİTEM deyin, isterseniz Ergenekon deyin ne derseniz deyin. Kürdistan’da coğrafyasında binlerce ‘failli meçhul’ cinayetlere imza atmış kişilerdir. Bu kişilerde belli kişilerdi, kamu personelleriydi. Yüksek derece de rütbeli olan şahıslardı. Serdar Tanış ve Ebubekir Deniz’in faili bizzat o dönemin Şırnak Alay Komutanı Levent Ersöz’dür” ifadelerini kullandı.
‘MÜCADELEMİZ DEVAM EDECEK’
Failler açığa çıkana kadar hukuki mücadeleyi sürdüreceğini söyleyen Tanış, “Ağabeyim gözaltında kaybettirildikten sonra bu olay beni derinden sarsmıştı. Normalde lise eğitimimi görürken sayısalcı kimliğimle tanınıyordum. Doktor olma gibi bir talebim vardı. Bu olay olduktan sonra bende yarattığı derin üzüntüden dolayı hukukçu olma iddiasıyla yola koyuldum. Ömrümün yettiği kadar hukuk mücadelesini sürdüreceğim” diye kaydetti.
22 YILDIR OĞLUNU BEKLİYOR
HADEP İlçe Yöneticisi Ebubekir Deniz’in annesi Emine Deniz (92) ise, 22 yıldır evine gelen herkesin oğluyla ilgili bir haber getirdiği heyecanıyla yaşıyor. Anne Deniz, şunları belirtti: “Ebubekir Irak’a gidiyor diye evden çıktı. O zaman TIR şoförüydü. Geçimini o şekilde sağlıyordu. Ama o günün akşamında bize haber geldi ve gözaltına alındığı söylendi. İnanmadık, O ve Serdar nerede bir araya geldiler bu olay nasıl ikisinin başına geldi bilmiyorum. O gittiği gün hastaydım ve yataktaydım. Daha sonra polis geldi ve bize ‘gözaltındalar’ dediler. Çocuklar ertesi günün sabahında karakola gitti. Her yerde fotoğraflarının asılı olduğunu gördüklerini söylediler. O günden bu yana da kendilerinden bir haber alınmadı. Onlara ne oldu, ne yaptılar çok merak ediyorum. Sadece bedenimde bir ruh var o kadar. Polis ‘devletimiz iyi bir devlet teyze’ dedi. Bende onlara ‘gelin onu benim yüreğime anlatın’ yanıtı verdim. Allah hakkımızı yanlarında bırakmasın. Biz birçok defa kan verdik ama fayda etmedi. Yaktılar mı, suya mı attılar bilmiyoruz. O günden beridir oğlumdan tek bir haber alamadım. Katilleri açıklamadılar. Devlet, faillerin kim olduğunu biliyor. Ama söylemiyor. En azından ne yaptıklarını söylesinler. 22 yıldır oğlumu bekliyorum. Eve misafirliğe gelen herkes ondan bir haber getirmiş gibi heyecanlanıyorum, ellerim titriyor. Tek isteğim onlardan bir haber almak. Tek derdim ve yaram onlar.”
Mezopotamya Ajansı / Zeynep Durgut
İlginizi çekebilir