Mûsa Dojender: Kürtlerin Birliği Mümkün

Kürt Hareketi var olduğu ve güçlü olduğu için “mümkündür” diyoruz. Birlik işi feragat olmadan “imkansızdır”. Deneyeceğiz ama ciddi derecede zordur. Hele ki PKK ve KDP arasında.

PKK ve KDP arasında birlik çok zordur. Çünkü önce barış yapmaları gerekiyor. Ki öyle bir süreci şimdilik olmak kaydıyla çok yakın görmüyoruz. Özellikle de barışmaları için ikisi dışındaki aktörlerin (işgalcileri saymıyoruz) bu konuda istekli olmaları lazım. Ancak en yakın aktör olan YNK bunu istemiyor.

PKK ve KDP arasında bırakalım birliği barışı dahi istemeyenler iki temel gruba ayrılır.

Bu iki grup da KDP ve PKK dışındaki aktörlerden olup;

Birinci grup, KDP’nin tamamen siyaset sahnesinden silinmesini ahdederken,

İkinci grup ise PKK’nin imhasını ahdetmiş.

“PKK bitmeden Kürdistan özgürleşmez” diyenleri biliyorsunuz. Bunlar kırk farklı grup altında varlar.

“KDP bitmeden Kürdistan özgürleşmez” diyenler de az değil.

Bir kere baştan diyelim ki bu iki grup bu mantıkla özgür Kürdistan’ı unutsun. Çok dert etmedikleri ve umurlarında olmadıkları da belli.

Bu nedenle diyoruz ki; değişim ve dönüşüm yoksa politik hayat kalmamış demektir.

Rojava’da ENKS ve PYNK görüşmeleri olurken bazıları çıkıp “yakında iki tarafta da iç çatışma çıkar” dedi. Basite aldık. Oysa ciddi çalkantılar söz konusu.

Bazıları “ENKS Rojava sistemine dahil olursa eriyip gider, en demokratik seçim sisteminde dahi oy alabilmesi için sebep yok” diyor. Peki ama seçime girmeden ne kazanacak, nasıl kazanacak ki? Rojava’ya karşı gerilla savaşı ilan edecek değil herhalde? Öneriniz nedir derseniz size “Avrupa’ya göç edin, Kürdistan hayali bitti” diyorlar. Tabi ki bunlar Ankara ile aynı dili konuşuyorlar.

Diğer yanda “Mezlûm Ebdî’yi ABD ve Batı adamı olmakla, ENKS-PYNK görüşmelerini ise Batılı mihrakların dayatması olarak anlayanlar” var. Onlar da Şam, Moskova ve Tahran ile aynı dili konuşuyor, aynı cümleleri kuruyorlar.

Açıkçası bu iki tarafı da, tüm tarafları da masada eritecek yol ve yöntem çok. En zoru; hiç değişmeyen yoldur ve tüm Rojava için tartışmasız katılımcı bir anayasa ilan edip uygulamaktır.

İstediğiniz kadar da tartışma, eleştirme, değişim önerisi yapma serbestiliği yanında bedava. Bu süreci meşrulaştırabilirseniz zaten dava düşer. Ama gel gör ki meşrulaştırma işine Rusya’yı koyamazsınız. Şam nedeniyle o topa girmez. Batı dünyasını da koyarsanız aynı noktaya gelirsiniz. “Batılı mihrak, Emperyalist dayatma, işbirlikçi yaklaşım” vs.

Hayretler etmek gerek. Daha düne kadar Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan başta olmak üzere her Kürt özgürlük mücadelesi veren kişi ve gruplar için işgalciler “dış mihrak” ve “Emperyalistlerin maşası” demiyor muydu?

Nasıl oluyor da bugün bazı Kürt gruplar bunu bu kadar kolay sarfedebiliyor? On yıl önce Sabri Ok ağızlarında sakızdı, bügün ise Mezlûm Ebdî. On yıl önce Cemil Bayık için İran’ın adamı derlerdi, bugün ise filankes ABD’nin adamıdır diyorlar.

Bunların temel derdi barışı engellemektir, birliği değil. Birlik dert değil zaten. Barış olsa herkes kendi düşüncesi ve fikri için mücadele etse, muhalefetini de yapsa  ama doğru bulduğu yerde de birbirini selamlasa yeterli. Ama barış olmadığından birbirlerinin taziyelerine dahi gitmeyen, birbirlerine taziye mesajı yayınlamayan politik gruplar var ülkede.

Barış olsa kimsenin işgalciler ile işbirliği gereği kalmayacak. Düşmanlığa da gerek kalmayacak. Düşman ve işbirlikçilerle işbirliği partiler ve politik gruplar aşamasından bireysel ihanet noktasına inecektir.

Boylesi bir barış doğru yasalar ile olur. En temiz ahlak, toplumsal ahlak ile kurulmuş yasalar ile hayat bulur. Aksi yozlaşmadır.

Dünyanın her yerinde partiler devletten yardım alır. Yasalar bunun usulüne ilişkindir. Yasalarımız ahlakımızın işaretidir. Sistemsizlik kaosa, yasasızlık yozlaşmaya, ordusuzluk işgale kapı açar.

O halde bu yasaya göre herkes için (Kürt, Arap, Asuri, Ermeni, Türkmen) bir parti nasıl kurulur, yardım almaya nasıl hak kazanır, seçime hangi usulleri yerine getirmişse girer, propaganda ve örgütlenme için sistemin basın-yayın organlarını ne ölçüde kullanır belirlersiniz.

Bunlara uyan uyar, uymayan kamuoyuna derdini anlatır.

Kamuoyu oluşursa ve halk haklı görüyorsa yasama organı da gereğini yapar. Gerisi barış içinde yaşamaktır. Bu barışa fiili saldırı olmadığı müddetçe herkes haklarını kullanır.

Ama meseleleri ENKS-PYNK görüşmeleri gibi çözmeye kalkarsınız işiniz çok. Bu daha çok uzlaşmadır, kısa ömürlü olur. Çok uğraştırır ve genele çözüm de getirmez. Yarın o PYNK içinden biri çıkar “bana da üç beş taviz” der. İşte ahlaksızlık böyle dayatılır.

 İşler Güney Kürdistan’da çozüldüğü gibi de çözülmemelidir. Zaten çözülmez de. Kadınların, gençlerin, azınlıkların, meslek gruplarının, emek kuruluşlarının ve daha nicelerinin bu sistemde temsili, seçimi, hakları, sınırları belirlenmeden bunalım atlatılamaz. Yıkılmış düzenin yerine yeni bir düzen kurulmuş olmaz.

Nihayetinde barış ve birlik doğru bir anayasa ile mümkündür.

Bir yere güven yasalar ile gelir. Yasaların sizi korumadığı bir yerde kendinizi, hayatınızı, hatta paranızı güvende hissetmezsiniz. Güven yoksa istikrar yoktur, barış yoktur. En fazla derin bir sessizlik olur. O da hiç hayra alamet olmaz.

İlginizi çekebilir