Mûsa Dojender: Kim Bu Çaresiz?

Akdeniz gerginliği içerisinde Fransa Cumhurbaşkanı E. Macron’a “kıyafetsiz adam” diyen Erdoğan’ın bir hafta sonra Macron ile telefonda konuştuğu ve Fransa’dan Hava Savunma Sistemleri satın almak istediği iddia edildi.

Milliyetçi Türkler Rusya’dan S-400 alabilme cesaret ve kararlılığını gösterdiklerine dair yeterince kendilerini tatmin ettikten sonra Erdoğan’ın Fransa’dan HSS alması halinde ellerinde kullanılabilir bir sistem olacağı ve Türk devletinin bu konudaki açığının bir şekilde kapatılabileceği ümidiyle Erdoğan’ın bu hamlesine eleştirel yaklaşacak değil.

Türk devletine hiçbir gücün silah ve destek vermesinden yana olmayan bu satırların yazarı gibi ezilenlerden yana olanlar ise Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un tutumundan para için taviz vermemesini ve Erdoğan’ı bu konuda yalnızlığa terk etmesini ümit ediyor.

Her şey bir yana, bu iddia önümüze bir anda “Türkiye Fransa’dan HSS alıyor, Erdoğan talebini telefonda Macron’a iletti” şeklinde düştü. İnsan bir anda garip düşüncelere dalıyor. İstemsizce bir sinir ve gerginlik sarıyor. Zaten iddiayı ortaya atan kişi bunu bir iddia olarak ortaya atmıyor, böyle bir iddia var demiyor, doğrudan doğruya “Türkiye Fransa’dan HSS alıyor” diyor.

Dikkat edilirse “almaya çalışıyor” veya “alabilir” ya da “almak istiyor” demiyor. Adeta her şey konuşulmuş ve anlaşılmış gibi yansıtıyor. Her kelimeye hakkını vererek okuyan insanlar elbette bir anda önlerindeki metin ile birbirlerine yandan bakmaya başlıyor.

Toplumun zekası ile dalga geçiliyor. Bu da yetmezmiş gibi insanların birbirlerine güven duygularına saldırı yapılıyor. Hatta şunu da diyenler var “hepsi aynı, Macron da tıpkı Erdoğan gibidir”.

Gerçekten sonuna kadar yanlış, sonuna kadar yenilgi kokan bir yaklaşım. Teslimiyettir böyle her rengi, her tonu, her farkı bir anda yitirmek ve aynılaştırmak. Bu durum o kadar kötüdür ki ancak şu şekilde tarif edersek anlaşılabilir,. Sömürenlerin yapmak istedikleri tam olarak budur işte. Her şeye böyle bakarsanız sömürenlerin üzerinde başarıya ulaştığı bireyler olursunuz.

Gelelim asıl çaresizlik noktasına. Bugünlerde yine pek çok kişi çaresiz bir Rusya profili çiziyor. Bu kesime göre Erdoğan hem Rus uçağını düşürmüş hem de onu dize getirip Kürtlere karşı müttefiği haline getirmiş. Hatta Erdoğan, ABD’nin dahi girmekten imtina ettiği, ABD’nin dahi geçmeye cesaret edemediği Fırat’ın ötesine ve Efrîn’e girmiş. Erdoğan, yıllardır Rusya’nın tekrar Suriye Rejimine teslim etmek istediği İdlib’te tüm Rusya, İran ve Rejim planlarını boşa çıkarıyor. Dünyanın iki süper güçlerinden biri olan Rusya Erdoğan karşısında çaresizmiş.

O derece ki, Putin İdlib’in her bir köşesini alabilmek için Erdoğan’a Suriye’nin en verimli topraklarından olan Efrîn ve su kaynaklarından olan Cerablûs ile Serêkaniyê’yi vermek zorunda kalıyor.

ABD’nin “donat eğit” programı ile Suriye’ye koyduğu ve Şam dahil tüm vilayetlerin kontrolünü alan ÖSO’yu uçaklarla vurmaktan çekinmeyen Rusya, ABD’nin bizzat paralı askerlerini Hama ve Humus’ta, Haleb’te uçaklarla yerle bir eden Rusya İdlib’te Erdoğan’ın kontrolündeki güçlerin başına aynı şeyi getiremiyormuş.

İdlib bu hafta ciddi anlamda karışabilir. Rusya ne yapıp edip Halep’ten Lazkiye’ye giden M4 yolunun güvenliğini almak istiyor. Bu güzergahta HTŞ ve bir dizi örgüt var. Tamamı Türkiye ile derin ve geniş ilişkiler içinde. Zaten öyle olmasa Rusya bu örgütlere tarihin en yoğun  saldırılarını gerçekleştirmekten bir saat bile geri durmazdı.

Ancak Rusya kimsenin konuşmadığı sebeplerle bu bölgede akıl almaz oyunlar oynuyor. Mart 2020 tarihinde Türk askerlerini uçaklarla vurmaktan çekinmeyen, Türk ambülanslarının dahi yardıma gitmesine göz yummayan Rusya neden çekiniyor olabilir? Cenaze var, ama savaş yok. Kim bu çaresiz?

Öte yandan bir kahramanlık öyküsüdür almış başını gidiyor. Dünyanın bir diğer Süper Gücü olan ABD’nin Kobanê’deki üssüne Ekim 2019 tarihinde top atışı yapıldı ve ABD apar topar kaçtı. Zaten ABD’nin bir Erdoğan saldırısından korktuğu belliydi. Erdoğan Serêkaniyê’yi işgal etmesin diye bölgedeki tünelleri imha ettiğini bizzat açıklayan ABD idi. Ama bu da ABD’yi Serêkaniyê’de bir yenilgi tatmaktan kurtarmadı, askerlerini alıp kaçtı. Suriye Rejimi askerleri bile ABD’nin boşalttığı alana gelebildi.

Saçmalığı görüyor musunuz? İdlib’te Erdoğan’ı durduramayan Rusya, Serêkaniyê’ye Suriye Rejimi askerlerini getirerek Erdoğan’ı durdurmaya çalışıyor.

Gerçekte dünyada iki süper güç var. Ama bunların kağıt üzerinde olduğu, dünyadaki tek süper gücün Erdoğan olduğu iddia ediliyor. Türkiye değil, Erdoğan. Çünkü Türkiye’nin elindeki imkanları herkes biliyor.

İşte şimdi herkes yeni bir sahnenin perdeye çıktığı anı yaşıyor. Bir anda İdlib’in karıştığı ama onunla birlikte Ermenistan ve Azerbaycan’ın tanklar ve ağır silahlarla birbirini Karabağ bölgesinde vurduğu anlar.

Efendim mesele yine yine Erdoğan’ın İdlib’te bir küçük parçayı Rusya’ya vermek karşılığında Karabağ’ı Azerbaycan’a vermesi imiş. Çaresiz Rusya Ermenileri kaybetmek uğruna bile olsa buna göz yummak zorundaymış.

İdlib’ten elmas mı çıkıyor, petrol mu çıkıyor belli değil. Tek belli olan şu ki harıl harıl İdlib’ten cihadist örgütlerin militanları Türk devletinin ikna çabaları ile dünyanın sağına soluna sevk ediliyor.

Sanki Putin Libya’da ve Erdoğan’a “onlardan birazını buraya getir” diyor. Sanki Putin Ermenistan’da ve yine Erdoğan’a “bana onlardan birilerini buraya getir” diyormuş gibi. Hayır, Rusya’nın Libya ve Ermenistan’da gücü olsa böyle dönüyor diyeceğim de, o da yok.

Karabağ bundan 100 yıl önce Kürt topraklarıydı. Laçin, SSCB döneminde Kızıl Kürdistan’ın Başkenti idi. SSCB 1991’de dağılınca bölgede sünni ve Êzîdî Kürtler anlaşamadı ve parçalı halde de bir devlet kuracak kadar güçleri yoktu. O yüzden de toprakları bölüşüldü.

Bölge Kürtleri ise 100 yıldır göç ediyor. Örgütlü durmayan göç eder tabi. Duvarlar üstüne üstüne geliyor gibi olur, kendinden kaçar. Ermenistan ve Azerbaycan da Kürtlerin topraklarına çökebilmek için az davranmadı. Sonuç; bugün Türklerin Ortadoğu’daki tüm topraklarına el koyma istekleri Karabağ’da da Ermeni ve Azeri savaşı yaratıyor.

Peki ama neden bu savaş tam da İdlib’teki Rusya ve Rejim harekatı ile aynı ana denk getiriliyor? Gerçekten iddia edildiği gibi çaresiz Putin’in Erdoğan’a İdlib karşılığında verdiği bir toprak mı? Yoksa Süper Güç Erdoğan’ın Putin’e “İdlib’te bir tek adım atarsan Bağımsız Devletler Topluluğu bölgesinde kargaşa yaratırım” tehdidi mi sözkonusu?

Günlerdir Türk askeri kargoları Azerbaycan’a silah ve Suriye’den adam taşıyor. Bu kısmı anladık. Bu durum Rusya’nın İdlib’i daha kolay alması için yararlı olur. Ama Rusya bu kadar çaresiz mi?

Ermenistan ve Azerbaycan savaşında Ermeniler gerçekten yenilirse ne olur? Efrîn ve Serêkaniyê işgalinde Kürtler ile Rusların ilişkilerinden geriye ne kaldıysa Rusların Ermenilerle ilişkilerinden de o kalır. Putin ve Lavrov bunun farkında değiller mi? Ruslara göre Ermeniler bu konuda Putin ve Lavrov’a çoktan şikayette bulundu bile. Hatta buna şikayet demeyelim, kriz bile çıktı diyelim.

Filim başladı. Koltuklarımıza yaslanalım ve yönetmenlerin bizim için ne çektiklerini hep birlikte izleyelim. Film öncesi senaryoyu çözemediysek bari filmin sonunda anlamış olalım. Ne de olsa çoğu kişi hem öncesini hem sonrasını bilmiş gibi yapıyor…

İlginizi çekebilir