Mûsa Dojender: Hava saldırıları üzerine

HSD Genel Komutanı Mezlûm Kobanê’nin paylaştığı bir twitle “Kürd birliği icin ENKS ile görüşmelere başladık” dedi. Hemen aynı anda Türk Dişişleri Bakanı “Kürdlerin birliğine izin vermeyeceğiz” anlamına gelen bir açıklama yaptı.

Ardından işgalciler korosunda alarm başladı. Kamera gören, mikrofonların başına geçen  Kürd birliğine karşı mesaj veriyor, ağızlarından salyalar akıtarak tehditler savuruyordu.

Basın yoluyla taraflara mesajlar verilmiş, tehditler, uyarılar yapılmıştı. Kısmen de rahatlamışlardı. Tehditlerin işe yarayacağını, görüşmelerin nasıl olsa tıkanacağını ve başarısız olacağını düşünüyorlardı.

Fakat umdukları gibi olmadığını kısa sürede anladılar.

Birinci aşama olarak tanımlanan görüşmeler başarıyla sonuçlanmış ve taraflar görüşmelerin yol haritası ve ilerleme metodu üzerinde tam mutabakata varmışlardı. 

Ankara’da bu başarının nasıl sağlandığı üzerinde kafa yormalar devam ederken basına düşen haberlerden anlaşıldı ki ABD ve Fransızlardan oluşan ve koordinatörlüğünü William Reabock’un yaptığı kalabalık bir diplomat grubu görüşmelere yardımcı olmak için mekik dokuyordu.

Arada basına servis edilen bir haber ile de depremin geleceği belli olmuştu. General Mazlum Kobanê’nin Bağdat temasları Ankara’da alarm zillerinin çalmasına neden oldu. 

Ankara hemen Rusya ve İran ile toplantı üstüne toplantı yapmaya başladı. Bir taraftan Kobanê’nin ziyaretinden bir şeyler anlamak istiyorlar, diğer taraftan da ne yapacaklarını, adı geçen devletlerle tartışıyorlardı. 

Hatta Rudaw televizyonu üzerinden Koalisyon kuvvetlerinin sözcüsüyle yaptırdıkları röportajda bu amaçlı sorular sordurarak durumu anlamaya çalıştılar.

Rudaw’ın sorusu üzerine, IŞİD Karşıtı Koalisyonun sözcüsü albay, “Roj Peşmergeleri dediğiniz şey yasadışı bir oluşumdur, biz koalisyon kuvvetleri olarak HSD gibi yasal ortaklarımızla çalışıyoruz” dedi. Koalisyon sözcüsünün bu cümleleri Ankara’yı ciddi ciddi olarak ürkütmüştü.

Öyle ya, Kürdlerle bir diplomat ordusu ile birlik görüşmeleri yapılıyor, HSD Genel Komutanı Bağdat’ta uluslararası protokollere göre bir Genelkurmay başkanı olarak en üst düzeyde ağırlanıyor ve Koalisyon sözcüsü de yeni şeyleri yüksek tonda söylüyordu.

Yapılan onca yatırıma rağmen herşey berbat olacaktı Ankara için.

Bu arada güçlü iki not düşelim:

1- Türkiye’nin hem Başûr ve Rojava’da ABD planlarına hem de İdlib’te Rusya planına çomak sokacak ne gücü var, ne yeteneği, ne de niyeti. Olayların iç yüzünü anlamaya dönük daha uyanık olmak gerek.

2- Şam’ın neden PKK-KDP barışına karşı olduğunu, bu barışı kendisi için neden tehlikeli gördüğünü, 5-10 ve 50 yıllık çerçevede neyin potansiyeli olarak gördüğünü anlamak şart.

Devam ediyoruz:

General Mazlum Kobanê’nin Bağdat dönüşü sonrası “birlik için ikinci aşama görüşmeler başlayacak” dediği an herşey anlaşılmıştı.

PYD’nin Qamişlo’daki merkezinde ikinci aşama görüşmeleri için ilk toplantı yapıldığında apar topar ve ansızın Rus-Türk görüşmesinin helikopterler ile hiç de uygun olmayan bir arazide, Kobanê’nin dibinde gerçekleşmesi nelerin olacağının artık sağır sultana da duyurulmuş olmasıydı.

Ardından neler oldu? Ona da bakalım:

Türk savunma bakanı Bakûr Kürdistan’ında bazı ordu karargahlarını ziyaret etti ve planlamalari bizzat kontrol etti. Başta Amed ve Malatya’daki işgalci hava üslerine her gün savaş uçakları inerek hazırlıklara başlandı. 

MİT Başkanı Bağdat’a gitti. Ancak herkes Fidan’ın Bağdat ile görüştüğünü sandı. Halbuki Bağdat’ta hem İran ve hem de Ruslarla görüşüyordu. Öyle ya direkt Moskova ve Tahran’a gitseydi herşey deşifre olacaktı. 

Çünkü yapılması öngörülen saldırının anlaşılmaması gerekiyor ve hatta saldırı sonrası bu operasyona izin verenin ABD ve Bağdat olarak anlaşılması isteniyordu. Bağdat’ta yapılan görüşmelerin amacı tam da buydu. 

Yukarıda Ankara olarak, sırf TC’yi sıfır irade olarak tanımlamak için yazdığım yeri siz Moskova olarak düşünün ve yapılan hava saldırısının nedenlerini anlamaya çalışın lütfen.

Kürd birliği ekseninde gelişen ve evvela Rojava ile Başûr arasında bir çeşit birliğe evrilmesi öngörülen görüşmelerin ne kadar önemli olduğunu anlayın.

ABD ve Fransızlardan oluşan kalabalık bir diplomat ordusu bu görüşmelere yardımcı olmak icin Rojava’da karargah kurmuş iken Rus’ların ve TC’nin boş duracağını düşünmek safdillik olurdu. 

Ara ara tvitter hesabımızdan buna iliskin dikkat çekici paylaşımlarda da bulunup zihinlerde şimşek çakmaya çalışmıştık.

Dün gece yapılan hava saldırısının başka yan nedenleri de olmakla birlikte esas amacın Rojava’daki birlik görüşmelerini sabote etmek olduğunu hatırlatıp sona erdirelim…

İlginizi çekebilir