Mûsa Dojender: ABD’deki Protestolar…

ABD’deki ırkçılık karşıtı protestoları dünyanın her yerinden her türlü insan analiz ediyor, yazıyor, çiziyor. Protestoların nereye evrileceğini, önümüzdeki günlerde ve haftalarda nasıl bir seyir alacağını anlamaya çalışıyor.

Bu protest hareketlerin önümüzdeki başkanlık seçimlerine ne tür etkilerde bulunacağına ilişkin kehanetlerde bulunanlardan geçilmiyor. Bir kısmı “Trump’in sonu geldi”, bir kısmı “ABD parçalanacak, Amerikan rüyası bitti”, bazıları “ABD’de iç savaş çıkacak” deyip duruyor.

Bazıları hayal ettiklerinin ve umduklarının bu protest hareket ile gerçekleşeceğini dillendiriyor. Bunlar daha çok ABD karşıtı olanlar. ABD’nin küresel stratejilerinden bir şekilde istedikleri gibi faydalanamayan kurumlar ve devletler adına sözcülük yapanlardır.

Klasik ezberci sol söylemleri, anti ABD’ciliği para kazanma mesleği olarak görüp konuşan ve yazanları nimetten bile saymıyorum.

Çünkü bu tiplerde siyasal öngörü, strateji okuma, dünyayı anlama gayreti vs. diye birsey yok. Varsa yoksa, “ABD kötü, ABD müdahaleci, ABD içişlerimize karışıyor, ABD despot vs” cümleleri ile özellikle de son 70 yıldır aralıksız slogan atıyorlar.

Bir taraftan da “aman bu protestolar bitmesin, protesto bizim için ekmek demektir, yoksa ekmeğimizden olacağız” diye içten içe panik yaşayanlardır.

Durumu soğukkanlıca izleyen ve olası sonuçlarını kestirmeye çalışanlar da var. Bunlar da ikiye ayrılıyor.

İlk gurup; ABD’de başlayan bu protest hareketin küresel bir dalgaya yol açıp her devleti etkileyebileceği ve dolayisiyla 68 kuşağı gibi sonuçlarının olabileceğini, bu durumun hem küresel sistemde ve hem de etki edeceği devletlerde özgürlüklerin gelişmesine sebep olabileceği, devletlerin elindeki yetkilerin halklarla paylaşılmak zorunda kalacağını öngören liberal, demokrat, sosyalist, özgürlükçü entellektüeller.

İkinci gurup ise sert iktidarlar ve hükümetler, despotik devletlerdir. Bunlar durumu panik halinde izliyorlar. “Bu protest hareket benim sonumu getirebilir, yetkilerimi paylaşmak zorunda kalabilirim, iktidarımdan olabilirim, elimdeki ekonomik kaynaklar gidebilir” diye düşünenlerdir.

Bu olasılığı öngördükleri icin de hemen hepsi neredeyse özgürlükler havarisi kesilmiş durumda. ABD’deki protest harekete destek açıklamaları yapıyorlar, ABD’ye akıl verip “protestocular ile görüşmesini, taleplerini dikkate almasını vs” dillendiriyorlar.

Dertleri mevcut protest hareketin haklılığı vs degil, protestoların bir on önce sonlandırılmasını ve küresel etkisinin önlenmesini, böylece bu tur bir dalganın kendilerine varmasını engellemiş olmayı umuyorlar.

Bir gurup daha var ki, onlar ABD’ye açık karşıtlık ve düşmanlık yapan kişi ve devletlerdir. ABD’yi zorlayan ne olursa olsun direkt, tartışmasız, ne olduğuna bakmaksızın destekleyen bu kişi ve devletlerin tutumu herhalde en açık pozisyon alanlar ve de zaten var olan tutumlarını sürdüren “istikrarlılar” diye tanımlamak doğru olabilir.

Hatta bu protest hareketin gelişmesi ve yayılması için simdi bile bir şekilde çalışıyorlardır.

Bir haftadır yaşanan protest hareket en genel anlamıyla düzgünce ve nesnel olarak tanımlanmıyor. Bir çok nedeni olmakla birlikte en önemlisi ABD’yi ve ABD’nin kuruluş genetiğini bilmemektendir. 

ABD tarihinde her beş- on yılda bir bu tür kapsamlı protest hareketler yaşanır. Çünkü sistem buna müsait. Sistem protest hareketlerin kendisini sokaklarda ifade etmesine uygun olarak dizayn edilmiş. 

Dikkat edilirse bazı eyaletlerde polis protestocuların önünde diz çöktü. Dün de orduya ait bir birlik protestocuların önünde diz çökerek saygılarını ifade etti.  Protesto devam ederse ve karşılıklı sertlikler yaşanırsa benzer davranışlara daha çok tanık olacağımız açıktır. 

Dediğimiz gibi sistem bu tür protest hareketlere kendini ifade etme habitatı sunuyor ve bu tür sorunlar ezici olarak başarılı bir şekilde sonuçlanıyor. Dünyanın hangi devletinde polis teşkilatı veya orduya ait bir birlik protestocuların önünde diz çökmüştür. Hele Batı Asya gibi bir yerde!

Türk ordusunun veya polisinin Kürd protestocularının önünde diz çökmesini hayal etmek bile mümkün degil. Bu yüzden işkembeden sallayanlara, “ABD yok olacak, iç savaş çıkacak, küresel süper güç dönemi bitti” cümlelerine kanmayın. 

ABD bu tür protest hareketler ile kendi aksayan taraflarını onarma becerisi gösteren bir sistem ile dizayn edilmiştir. Bu protestolar ile ne ırkçılık ve tüm sorunlar biter ne de ABD hasar alır.

Dolayısıyla biz dört parçaya bölünüp işgal edilmiş ülkemizin özgürlüğüne odaklanalım.

İlginizi çekebilir