Münih Güvenlik Konferansı: Dünyada tehdit algıları değişiyor

Münih Güvenlik Konferansı (MSC) Başkanı Christoph Heusgen, konferansın yeni güvenlik raporunun önsözünde, 2024 yılının dünyasını şu sözlerle tanımlıyor: „Jeopolitik gerilimlerdeki artış ve ekonomik belirsizliklerin tetiklediği küresel siyasetteki düşüş eğilimi, bu yıla damga vuracak!“

DW’den Frank Hofmann’ın yazısı:

16-18 Şubat tarihleri arasında dünyanın dört bir yanından savunma ve güvenlik uzmanlarının yanı sıra üst düzey siyasetçiler 60’ıncı kez Almanya’nın güneyinde, Münih’teki Güvenlik Konferansı’nda bir araya gelecek. Toplantıya Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy’nin de katılması bekleniyor.

Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısıyla başlayan savaş, geçen yılki Münih Güvenlik Endeksi araştırmasında, özellikle G7 ülkelerinde güvenliğe yönelik en büyük tehdit olarak değerlendirilmişti. Rapor her konferans öncesinde yayınlanıyor.

Savaş ve iklim değişikliğine bağlı göç, Rusya’nın önüne geçti

MSC, küresel durumla ilgili güncel anketine, G7 ülkelerinin (Almanya, Fransa, İtalya, Japonya, Kanada, Birleşik Krallık ve ABD) yanı sıra Brezilya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika’dan yaklaşık 12 bin kişi katıldı. Katılımcılara göre Rusya, hâlâ ciddi bir küresel tehdit oluşturmaya devam ediyor. Ancak, „savaş ve iklim değişikliği kaynaklı göçün“ sonuçları, artık saldırgan bir Rusya tehdidinden bile daha önemli görülüyor.

Christoph Heusgen
Christoph HeusgenFotoğraf: Bernd Riegert/DW

MSC anketinde, Ukrayna’da „ateşkes için kabul edilebilir koşullar“ da soruldu ve katılımcıların yüzde 92’si, Rus birliklerinin Kırım da dahil olmak üzere, Ukrayna’dan tamamen çekilmesinden yana görüş belirtti. Kırım’ın Rusya tarafından ilhak edildiği bir çözüm ise yüzde 75 tarafından „kabul edilemez“ olarak değerlendirildi. Katılanların üçte ikiden fazlası, Ukrayna’nın hızla AB ve NATO’ya katılmasını istiyor.

Çin ile rekabette Batı geride kalıyor

Onuncu güvenlik raporunda „Kaybet-Kaybet“ başlığı altında, mevcut gergin küresel durumda herkesin nasıl kaybettiği anlatılıyor. Araştırmaya göre, Hint-Pasifik bölgesinde Çin ve Tayvan arasında askerî çatışma riski keskin bir şekilde yükseldi. Özgüveni giderek artan Çin’den duyulan korku büyük oranda arttı. Bu endişe özellikle Japonya’da hayli fazla; onu Hindistan, ABD, Almanya ve Fransa izliyor.

MSC CEO’su Heusgen, G7 ülkelerinde nüfusun büyük bölümünün, on yıl içinde ülkelerinin daha az güvenli ve müreffeh olacağına inandığını da belirtiyor. Buna karşın Çin’in yükselişinin her alanda devam edeceği beklentisi hâkim.

Küreselleşmede geri vites

Genel olarak dünyadaki ekonomik koşullardan duyulan memnuniyetsizlik artıyor: Soğuk Savaş sonrası dönemde elde edilen muazzam başarılara rağmen, Batı’nın ana oyuncuları ile güçlü otokrasiler ve küresel güney ülkeleri, statükodan ve pastadaki paylarından memnun değil.

Rapora göre küreselleşmede geri vitese takılmış durumda. Günümüz dünyasında rekabet ve artan güvenlik ihtiyacı ön plana çıkıyor. Bu bağlamda Çin’e küresel sermaye akışında ise azalma gözleniyor. Batılı sermaye artık diğer ortaklara yöneliyor.

Ancak bu genel eğilimin tersine hareket eden güçlü bir ülke de var: Almanya. 2024 Münih Güvenlik Raporu’na göre Alman şirketleri, Berlin hükümetinin aksi yöndeki çağrılarına meydan okuyarak Çin’e yoğun yatırım yapmaya devam ediyor. Çin’deki Alman yatırımları, 2023’ün ilk yarısında rekor seviyeye ulaştı.

Sahel bölgesindeki şiddet sarmalı

Rusya’nın Afrika’daki Sahel bölgesinde artan askerî etkisi de raporda öne çıkan bir diğer konu. Nijer’deki darbenin ardından eski sömürgeci güç Fransa’nın etkisi hızla kaybolmaya başladı. Bunu fırsat bilen Rusya ise Atlantik Okyanusu’ndan Kızıldeniz’e kadar uzanan yaklaşık 5 bin kilometrelik bir alanı kaplayan Sahel ülkelerini, Avrupa ve ABD etkisinden arındırmaya çalışıyor.

Raporda, bölgeyle ilgili şu değerlendirme de dikkat çekiyor: „2020’den bu yana her darbe, Sahel bölgesine daha fazla şiddet getirdiği için bölge halkı barış ve demokratik ilerleme şansını kaybediyor.“

Münih Güvenlik Endeksi’ne göre, yoğunlaşan siber saldırılar ve yaygınlaşan yapay zekâ kullanımı, dünya genelinde artan güvensizlikte giderek daha önemli bir rol üstleniyor: „Uzun zamandır küresel refahın arkasındaki itici güç olan teknolojik ilerleme, rakipler tarafından giderek daha fazla araçsallaştırılıyor.“ Ankete göre ABD’deki katılımcılar bu tehdidi özellikle yüksek olarak değerlendirirken, onu Hindistan takip ediyor. Katılımcıların çoğu, dijital dünyadaki dezenformasyon kampanyalarından da büyük endişe duyuyor.

İlginizi çekebilir