Kemal Okutan: Son Siyasal Gelişme

Gitti ve geldi? Niye gitti, niye geldi? Perde arkasında neler döndü, ne oldu? Devletin derin aklı giderken mi, gelirken mi devredeydi? Uluslararası güçler ne diyor? Masanın dağılıp Erdoğan’nın yeniden kazanmasından mı, yoksa Akşener’li yeni bir hükümetten mi yanalar?

1991’de kurulan ve Kürt coğrafyasında katliam yapan SHP-ÇİLLER hükümetine benzer bir hükümet mi kurmak istiyorlar? Kılıçdaroğlu’nun etrafı kuşatılarak şiddet konsepti devam mı ettirmek istiyorlar? Savaşın durdurulması ve gerçek ve adil bir barış konusunda ne düşünüyorlar? İflas etmiş bu rejimi 6.masa eliyle yeniden güçlendirmek mi istiyorlar? CHP kurduğu devleti mi halkı mı önceliyecek?Düşünce ve örgütlenme özgürlüğüne nasıl bakıyorlar?vs. Soru çok! Bu soruların cevapları açığa çıkmadan nasıl bir hükümet istedikleri tam olarak yorumlanamaz.

Bence kolayca anlaşılan ve bildiğimiz şey, devlet içi bir güç savaşının kızıştığı, devlet klikleri arasında Osmanlı’da başlayıp bugün de devam eden bir çatışmanın süregeldiğidir. AKP-MHP ile MİLLET ittifakı arasındaki çelişki ve çatışma ile Akşener’in gidip tekrar gelmesine sebep olan da yine devlet içi kliklerin güç savaşıdır. Bu sistemi çözen herkesin bildiği de budur.

Benzer haberler

Kemal Okutan: Özgür Basın Susturulamaz

Ali Engin Yurtsever: Geriye Kalacak Olan

Soru şu:

„Biz ezilenler ve devrimciler bu çelişkilerden halkların çıkarı için yararlanabilir miyiz?“Elbette iki ittifak’ın da ayrı ayrı dış güç odaklarıyla çıkar ilişkilerinin ve bağlantılarının var olduğu bir gerçektir. Bu içte yaşanan güç savaşı’nın uluslararası bağlantıları da elbette var.Konuyu dolandırmadan hemen belirtmeliyim ki Kürt halkının ve sistem karşıtı samimi sosyalistlerin bu güçler çatışması karşısındaki hattı 3. yoldur. Ezilenlerin, katledilenlerin, hiçe sayılanların yolu batıcı kapitalist modernizm ile klasik ortadoğulu gericiliği arasındaki çatışmada bir tercihe zorlanmak değil; 3.yolda yürürken düzen içi bu kavgadan,bu fırtınadan halklarımız lehine de yararlanmasını bilmektir.Uzun süredir dünyada devam eden 3.Dünya Savaşı hareketliliğinin Türkiye ayağı çok sancılı. Gelişen ve giderek güçlenen uluslararası bilişim devlerinin klasik ortadoğu anlayışının Türkiye’de egemen olmasını istemediklerini biliyoruz. Çünkü bu güçlerin çıkarı kapalı, despotik,islamist, faşizan yapıların güçlenmesinde değil. Yasakçı bir zihniyete sahip olan Ortadoğulu klasik iktidar döneminde bilgi ve bilişimin yasaklanacağını, kârlarının elden gideceğini biliyorlar. Şu bir gerçektir ki 85 milyonluk bir pazarı hiçbir kapitalist güç kaybetmek istemez; bu güçler de istemiyor. Bunun için olabildiğince görece liberal bir yapıdan yanadırlar.Dolayısıyla batı dünyasında gelişen bu güç Erdoğan-Mhp bloğunu istemeyecektir, istemiyor da. Hatta birkaç yıldır Erdoğan’ın üzerinin çizildiğini güçlü bir şekilde tahmin ediyorum…Bana göre bu batılı güçler IŞİD, El Nusra vb gibi kökten islamcı yapıları besleyen, onlara her türlü desteği veren, Osmanlı yayılmacılığını hayal eden Erdoğan’nın gitmesini istiyorlar ve gidecektir de.Ancak esas olarak bu güçlerin istediği lider tipi Özal, Cem Boyner ve benzeri liberallerdir. Gelecek için Ali Babacan’ı hazırlayacakları ve kabul edebilecekleri bir lider tipi olabileceğini düşünüyorum.Bu güçlerin ve Türkiye’deki bağlantılarının bir ara formül olarak Kılıçdaroğlu’unun cumhurbaşkanlığına razı olduğunu, Ali Babaca’nı gelecek için hazırladıklarını da düşünüyorum.Görüyorum ki bazı çevreler HDP’nin şartsız,şurtsuz 6’lı masaya destek vermesini savunuyorlar. Bu kabul edilebilir bir durum değildir. 6’lı masa etrafındaki partilerin hangisinin sicili temiz?Hangisi daha az katliam yaptı?Üstelik bu bir rejim sorunudur,pati sorunu değil.Dünden beri Kılıçdaroğlu ülkücüleri,Asenayı öve öve bitiremiyor.Bay Kemal’in işi zor!Peki biz Kürtler ve ezilen diğer kesimler ne yapmalıyız? Öncelikle şunun altını çizmeliyim ki zaten dünden razıymış gibi, 6’lı masaya alelacele angaje olmamalıyız. Onların bize,HDP’ye muhtaç olduğunu biz de biliyoruz; kendileri de biliyor. Kürtlerin direniş mirasını ve bunun seçim sürecindeki bakiyesini iyi değerlendirmeliyiz. Kitlemizin bu uğurda ödediği ağır bedellerin ve büyük umutların farkında olarak hesap kitap yapmalıyız.

HDP özellikle Kürt tabanına bu bedellere sahip çıktığını ve bu ilkeler çerçevesinde bir stratejiden taviz vermeyeceğini hissettirebilmelidir. Seçimler ve HDP Kürtler için mücadele alanında sadece bir mevziden ibarettir. Ve şu anda bu mevzi (HDP’nin kapatılma riskine rağmen) oldukça sağlam görünüyor. HDP kendi çizgisini ve taleplerini sadece AKP-MHP iktidarına karşı değil aynı zamanda 6’lı masa’ya ve tüm düzen düzen içi kurumlara karşı da net olarak savunmalıdır ve kendi tabanın taleplerini her alanda savunmaya devam etmelidir.

Seçim yaklaşırken AKP-MHP iktidarına karşı muhalefet bloğunu (6’lı Masa) cesaretlendirecek açıklamalar yapmak ve çalışmalarda bulunmak taktik olarak anlaşılır olsa da „Gelin bizimle görüşün.“ şeklinde davet etmek yerine onların bize gelmesini beklemeliyiz.Geldiklerinde de açık, aleni bir pazarlık yapılıp Kürt, Alevi, ezilen tüm toplumsal kesimlerin halklarımızın ve demokrasi güçlerinin taleplerinin seçim protokolüne bağlanması için çaba harcamalıyız. Unutulmamalıdır ki Asena artık bir hafta öncesine kadar güçlü değildir. Ortakları da artık ona daha fazla güvenmeyecektir.

İlginizi çekebilir