İHD’den konser ve festival yasaklarına tepki

İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Merkezi konser ve festival yasaklarıyla devam eden çoklu hak ihlallerine dair yazılı açıklama yaptı.

Açıklamada mayıs ayı ile birlikte Türkiye’nin farklı bölgelerinde sanatsal faaliyetlere, konserlere, festivallere yönelik akla mantığa sığmayacak yasaklamalar gerçekleştiği vurgulandı.

İHD Mersin Şubesinin 2 Eylül’de “Barışa ses ver, savaşa dur de” şiarıyla gerçekleştireceği konser etkinliğinin de yasaklandığı hatırlatılan açıklamada, “Gerçekte ise konserin Kürtçe şarkılar içermesi, Kürt diline olan tahammülsüzlük, siyasi iktidarın barıştan korkması ve sanatsal faaliyetlere olan ayırımcı yaklaşımıdır” denildi.

Politikacı ve bürokratlarının sergilediği tutumun Türkçe dışındaki dillerin kullanılması yasağını sürdüren nitelik taşıdığına dikkat çekilen açıklamada, mayıs ayından bu yana yasaklanan konser ve etkinlikler hatırlatıldı.

Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

Yasaklanan ve iptal edilen konser ve festivallerden tespit edebildiklerimiz aşağıda belirtilmiştir. 

Kürt sanatçı Aynur Doğan’ın 20 Mayıs 2022 tarihinde yapılacak konseri, Derince Belediyesi  tarafından, 31 Mayıs’ta Bursa yapılacak olan konseri Bursa Belediyesi tarafından iptal edilmiştir. 

Metin-Kemal Kahraman kardeşlerin 17 Mayıs 2022 tarihinde yapılması planlanan Muş konseri  valilik tarafından yasaklanmıştır.  

Amed Şehir Tiyatrosu’nun Kürtçe dilinde 28 Mayıs 2022 tarihinde sahneleyeceği ‘Don Kîxot’  oyunu için salon sözleşmesi yapılmış olmasına rağmen Çayırova Belediyesi’nce iptal edilmiştir. 

Bitlis Eren Üniversitesi’nde Mayıs ayında yapılan Bahar Şenliği programında yer alan Stêrka  Karwan müzik grubunun konseri Rektörlük tarafından iptal edilmiştir.  

Eskişehir’de 12-15 Mayıs tarihlerinde yapılacak “Anadolu Fest” festivali, valiliğin genel yasaklama  kararı nedeni ile iptal edilmek zorunda kalınmıştır. 

Niyazi Koyuncu’nun 25 Mayıs’ta Pendik’te gerçekleştireceği konser, Belediye tarafından iptal  edilmiştir.

Apolas Lermi’nin 29 Mayıs’ta Denizli Pamukkale, 11 Haziran’da İstanbul Bostancı ve 31  Temmuz’da Sakarya Akyazı konserleri ilgili Belediyeler tarafından iptal edildi. 

Ara Malikian’ın 11 Haziran’da “Başkent Kültür Yolu Festivali”nde vereceği konser Kültür  Bakanlığı tarafından iptal edildi. 

Zonguldak Kozluk’ta 28-31 Temmuz tarihleri arasında düzenlenecek olan “Kozlu Müzik Festivali” Kaymakamlık tarafından alkol kullanımı gerekçesiyle iptal edildi. 

Dersim’de, 21-24 Temmuz tarihlerinde gerçekleştirilecek olan “Munzur Kültür ve Doğa Festivali”  Valiliğin konserleri yasaklaması nedeni ile iptal edildi. 

Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği tarafından haziran ayında düzenlenmesi  öngörülen “Kazdağı Ekoloji Festivali” Balıkesir Valiliğinin izin vermemesi nedeni ile iptal edildi. 

Güney Koreli müzisyen Mirae’nın solisti olduğu K-pop grubunun “Başkent Kültür Yolu  Festivali”nde vereceği konser ‘eşcinselliği yaymayı misyon edinmiş’ bir grup olduğu gerekçesiyle  Kültür Bakanlığı tarafından iptal edildi. 

Ankara’da Mayıs ayında yapılması öngörülen “ODTÜ Uluslararası Bahar Şenliği” rektörlük  tarafından yasaklanarak iptal edildi. 

İstanbul’da Mayıs ayında yapılması öngörülen “Yıldız Teknik Üniversitesi Bahar Şenliği”  Rektörlük tarafından yasaklanarak iptal edildi. 

Balıkesir Burhaniye ilçesinde, 17-21 Ağustos tarihlerinde gerçekleşecek olan “Zeytinli Rock  Festivali” Kaymakamlık tarafından iptal edildi. 

Çanakkale Gökçeada’da 15 Ağustos’ta gerçekleşmesi planlanan Meryem Ana Panayırı yapılan  şikayetler üzerine iptal edilmiştir. 

Tüm bu yasaklama ve iptal kararlarına baktığımızda Kürtçe diline olan tahammülsüzlük, başta  gençler olmak üzere insanların yaşam biçimine müdahale, homofobi, farklı dil ve kültürlere olan  tahammülsüzlük, sanatsal ifade özgürlüğüne müdahale öne çıkmaktadır. 

Türkiye’de Kürtçe başta olmak üzere, Türkçe dışındaki diğer dillere yönelik keyfi yasaklamalar ve  engellemeler değişen siyasi iktidarlara rağmen hız kaybetmeden devam etmektedir. Özellikle bölgede, seçilmiş belediye başkanlarının görevden alınıp yerlerine kayyımlar atanması ve Kürt dili,  edebiyatı, sanatı ve kültürü alanında çalışmalar yürüten kurumların kapatılması ile artarak süren yasaklayıcı politikalar son dönemlerde kamuoyuna yansıdığı üzere Kürtçenin kamusal alandaki  varlığını tamamen tehdit eden bir boyuta ulaşmıştır. Bu süreçte Kürtçe tiyatronun sahnelenmesine  yönelik mülki idare makamlarının yasaklama kararlarına Kürtçe konserlerin yasaklaması ile devam  edilmiştir. 

Kürt dili, kültürü ve sanatına yönelik engellemeler; devletin merkezi ve yerel kurumları ile yöneticileri tarafından sürdürülmektedir. Kürt sanatçılar tarafından gerçekleştirilecek konser ve  tiyatro oyunlarının çeşitli keyfi gerekçelerle ve çoğu kez resmi olmayan iletişim kanalları üzerinden  mesai saatleri dışında telefonlarla iptal edilmesi Kürt dili ve kültürüne olan yaklaşım ve  tahammülsüzlüğün göstergesidir. Bu keyfi engellemelerin, konser ve tiyatro oyunlarının içeriğinden  bağımsız olarak Kürtçe’ye yönelik olduğu aşikârdır. Kürt sanatçılarını suçlulaştırma, Kürt kültür ve  sanatını yok sayma ve engelleme girişimleri kabul edilemez.  

Bunun yanı sıra başta gençler olmak üzere toplumun yaşam biçimine müdahale açık bir siyasi  iktidar politikası haline gelmiştir. Siyasi iktidarın homofobik nefret söylemi ise her alanda kendisini  göstermektedir. 

Siyasi iktidarın kültürel ve sanatsal faaliyetlere siyasi ve ötekileştirici yaklaşımı kesinlikle kabul  edilemez. 

Sonuç olarak bu tarz yasaklamalar ve iptaller ifade özgürlüğü, toplanma ve gösteri hakkı, sanatsal  faaliyette bulunma hakkı, kimlik ve kültür hakları, özel yaşama saygı hakkı, ayrımcılığa uğramama  hakları bir bütün olarak ihlal edilmiştir. 

İktidarın daha fazla hak ihlaline yol açmaması için yasakçı zihniyetini terk etmesi gerekmektedir.

İnsan Hakları Derneği

 

İlginizi çekebilir