HDP: Kayyum siyaseti çöktü

HDP Demokratik Yerel Yönetimler Kurulu Eş Sözcüleri Hediye Karaaslan, Salim Kaplan ve HDP Milletvekili Mehmet Rüştü Tiryaki, HDP Genel Merkezinde “İrade Gaspı ve Kayyım Gerçekleri Raporunu” açıkladı.

Türkiye İçişleri Bakanlığı tarafından konuya ilişkin yapılan çarpıtmalara cevap veren Tiryaki, Karaaslan ve Kaplan şöyle konuştu:

Tiryaki:

Seçmenlerimize sadece oy verdikleri için hakaret edildiği, her bir oyun bir silah, bir kalaşnikof olarak değerlendirildiği, halkımızın siyasi iradesinin gasp edildiği bir dönemde Demokratik Yerel Yönetimler Kurulumuz irade gaspına ilişkin bir rapor açıklama kararı aldı. “İrade gaspı ve kayyım gerçekleri” başlıklı bu rapor Kürtçe, Türkçe ve İngilizce olarak 3 dilde basıldı. Basın mensuplarına da dağıtacağız.

Bu rapora ilişkin olarak Demokratik Yerel Yönetimler Kurulumuzun Eş Sözcüleri bir bilgilendirme yapacak. Bu irade gaspını unutturmaya çalışsalar da asla unutmayacağız ve her gün her an seçmenlerimize ve halklarımıza kayyım irade gaspını anlatacağız.

Karaaslan:

İçişleri Bakanlığı telaşla hazırladığı bu kitapçıkla belediyecilikten anlamadığını ortaya koydu

Bildiğiniz üzere siyasal iktidar ve İçişleri Bakanlığı bir süredir partimize, belediye eşbaşkanlarımıza, belediye faaliyetlerimize dönük bir kara propaganda yürütüyor. İlk kayyım atamasına başlandığı 2016 sürecinden bugüne kadar neredeyse kesintisiz bir şekilde bu propagandaya devam ettiler. Öyle ki her gün tek merkezden servis edilen çarpıtma iddialarla karşı karşıya kalıyoruz. Bakanlık hızını alamayarak 3 ay önce kara propagandasını bir kitapçığa dönüştürdü. Kitapçık büyük bir telaşla hazırlanmıştı. Hazırlayanlar çarpıtma ve iftiraların yanı sıra belediyecilikten, toplumdan, halktan ve hatta belediye mevzuatından ne kadar bihaber ve uzak olduklarını bu kitapçıkla açık bir biçimde ortaya koymuşlardı. 

Kayyım sistemi halk vicdanında çökmüştür

Bakanlık yetkilileri telaş içerisinde. Çünkü kayyım sistemi gerçekten çöktü. Halk vicdanında, toplum vicdanında çöktü. Bakanlık yetkilileri, iktidarın memurları olan kayyımları “hizmetler” adı altında meşrulaştırmaya çalışıyor. Bakanlık savunma çabası içerisine girmiş durumda. Çünkü her gün kayyımların yolsuzlukları, usulsüzlükleri, halk ve kadın düşmanı politikaları basına ve kamuoyuna yansımaktadır.

İrade gaspını meşrulaştıramayacaklar

Şunu bilsinler ki ne irade gaspını meşrulaştırabilecekler ne de hakikati çarpıtmalarına bizler izin vereceğiz. Her gün mutlak şekilde kayyımların gerçeklerini çarpıtma iddialarını ortaya koymaya devam edeceğiz. Bizler bugün bakanlığın iftira dolu kitapçığına karşılık hazırladığımız raporu sizinle paylaşmak istiyoruz. Raporu hazırlamak için oldukça detaylı ve kapsamlı bir çalışma yürüttük.

6 belediye eşbaşkanımız 10 aydır ev hapsinde; ne iddianame ne de cezaları var

Amacımız hem kamuoyunu bilgilendirmek hem de iftira dolu kitapçığa karşı kayyım gerçekliğini ve irade gaspı gerçekliğini tane tane anlatmak. Öncelikle 19 Ağustos 2019’dan bugün kadar geçen sürede halk iradesinin gaspına dönük bazı verileri paylaşmak isteriz.

19 Ağustos 2019 tarihinden itibaren kayyımlar halk iradesine atanmaya başlandı. 3 büyük şehir 5 il 33 ilçe olmak üzere 48 belediyemize kayyım atandı. 72 belediye eşbaşkanımız bu süreçte gözaltına alındı. 19 kadın arkadaşımız olmak üzere 37 belediye eşbaşkanımız çeşitli tarihlerde cezaevlerinde tutsak edildiler. Hala Türkiye’nin değişik cezaevlerinde 15 belediye eşbaşkanımız tutsaktır. Bunların 7’si kadın belediye eşbaşkanımızdır. Yine iktidar bu dönemde 7 belediye eşbaşkanımıza ev hapsi verdi. 6 belediye eşbaşkanımız 10 aydır ev hapsinde. Ne iddianame ne de haklarında bir suçlama var. Ev hapsi bu dönemde bir cezalandırmaya dönüştürüldü.

İktidarın bu dönemdeki gerçekleştirdiği irade gaspının en büyük yansıması yerelde karar merci olan belediye meclislerinde gerçekleşti. 807 belediye meclis üyemiz görevini yerine getiremez hale geldi. Kayyımlar yerelin karar organı olan belediye meclisini fiilen kapattılar, halkın yönetime katılma hakkını gasp ettiler.

4 milyon 356 bin 819 seçmenin iradesi gasp edildi

Bu süreç içerisinde 48 kayyım atanan belediyede 4 milyon 356 bin 819 seçmenin iradesi gasp edildi. Yani yurttaşlık hakkı seçme seçilme hakkı da bu süreçte halkın elinden alındı. Bu dönem siyasal iktidarın hiç olmadığı kadar kadın kazanımlarına ve eşbaşkanlığa yöneldiğini görüyoruz. Kadın kazanımları kayyım vasıtasıyla yok edildi. Kadın kazanımlarına yönelik çok ciddi saldırılar yaşandı. Yok edemediklerini de kendi makul ölçülerine dönüştürme çabası içerisine girdiler. Kadınların yerel yönetime, yerel siyasete katılımının en temel mekanizması olan eşbaşkanlık kriminalize edilmeye çalışıldı.

Eşbaşkanlık sistemi meşruluğunu halktan alıyor

Eşbaşkanlık sistemi, demokratik yönetimin kolektif yönetimin ortak karar almanın kimliğidir, adıdır, mekanizmasıdır. Eşbaşkanlık sistemini biz gizli saklı uygulamadık. Yerel seçimlerde 2014, 2019 yerel seçimlerine eşbaşkanlıkla gideceğimiz partinin yetkili organları tarafından açıklandı. Aday olduk, seçim sürecini eşbaşkanlar olarak yürüttük. Propaganda sistemini eşbaşkanlar olarak yürüttük. Bilboardlar, afişler, bütün basın ve propaganda çalışmamız eşbaşkanlık sistemini göz önüne alınarak yürütüldü. Bu süreç içerisinde herhangi bir uyarı dahi alınmadı. Uygulamalarımızın meşruluğunu öncelikle toplumdan alıyoruz. Toplum eşbaşkanlık sistemimizi 2014’ten başlamak üzere onaylamıştır. Geri kalan meşruluk kısmını Anayasa ve yasalardan, uluslararası sözleşmelerden alıyoruz. Bunun detaylarını raporumuzda paylaştık.

Eşbaşkanlık sistemimize bu dönem bakanlık tarafından ciddi saldırılar yapılıyor. Eşbaşkanlık, iddianamelere konu ediliyor, suç duyurusunda bulunuyorlar. Ama ne bakanlık yetkililerinin ne de talimatla çalışan yargı sisteminin bir suç unsuruna rastlamadığını belirtmek isteriz.

Eşbaşkanlıkta ısrarcıyız

2019’da HDP’nin yerel yönetimlere kadın adayları eşbaşkan olarak göstermesi ile birlikte kazandığımız belediyelerin yüzde 90’nda kadın eşbaşkanlar kazandılar. Bu, kadın mücadelesi açısından, kadının siyaseti açısından muazzam bir gelişmeyi ifade ediyor. Resmiyeti kıstas dahi alırsak -ki bizim çalışmalarımızda kıstas değil- HDP’nin kazandığı belediyelerde yüzde 55 oranında kadın belediye eşbaşkanı temsiliyeti var. En yakın parti yüzde 50 oranına dahi yaklaşamıyor. Yüzde 20’lerde kalan bir gerçeklik var.

Onun için biz diyoruz ki eşbaşkanlık sisteminde ısrarcıyız. Özgür ve eşit yaşamda ısrar ettiğimiz sürece eşbaşkanlık sisteminde de ısrar edeceğiz. Bu dönemde kadın kazanımlarına kayyımların yöneldiğini, kadın düşmanı politikalar yürütüldüğünü ifade etmek isteriz.

Bakanlığın açtığını iddia ettiği kadın merkezlerini çok aradık, bulamadık

Bakanlık hazırladığı kitapçıkta kadın kazanımlarını koruduğunu iddia etmiş. Hatta bakanlık bütçe sunumunda 194 tane kadın merkezi açtığını ifade etmiş. Biz çok aradık ve sorduk yerellere baktık ama bir türlü açtıklarını iddia etikleri kadın merkezlerine rastlamadık. Merak ediyoruz bu kadın merkezleri nerede? Ne zaman ve kiminle açtılar? Araştırmamız sonucunda da yaptıkları epey kadın karşıtı uygulamaları somutladık ve raporumuzda yer verdik.

Kayyım kadın merkezini kahvehaneye dönüştürdü

Raporumuzda detaylı olmakla birlikte birkaç çarpıcı detayı burada sizinle paylaşmak isterim. Van’da kayyım geldikten sonra 11 kadın çalışanımız açığa alındı. Örneğin Mardin Belediyesi Kadın Politikaları Daire Başkanımız kayyımın gelmesiyle memurluktan ihraç edildi. Mardin’de, Batman’da, Sur’da kadın politikaları müdürlüklerine erkek atadılar. Mardin’de “alo şiddet” hattını kapattılar. Özalp’ta Kadın Kültür Merkezi’ni, Muradiye Ayşe Şan Kadın Kütüphanesi’ni ve Konuk Evi’ni kapattılar. Sur’da Amida Kadın Merkezimizi kahvehaneye dönüştürdüler. Bütün bu saydıklarımız sadece birkaç örnek. Raporumuzda kadın kazanımlarımıza yönelik saldırıların detaylarına rastlayacaksınız.

Bakanlığın hazırladığı kitapçığın neresinden tutarsak elimizde kalıyor. Nereden bakarsak bakalım bir çarpıtmaya denk geliyoruz. Tam bir tutarsızlık içeriyor. Bu çarpıtmaları biz 22 madde üzerinde özetledik. Belediye belediye net detaylı cevaplarımızı verdik.

Dr. İlhan Diken’den, Leyla Qasım’dan, Mehmet Sincar’dan nasıl bir suçlu yaratıldı?

Bu çarpıtma beyanlarını hatırlayanlar belediyecilikten bihaberler. Belediye mevzuatının yanından geçmedikleri açık bir şekilde kitapçığımızda var. Bakanlığın birkaç iddiasını sizinle paylaşmak istiyorum. Bakanlık cadde, sokak, bulvar isimlerinin değiştirildiğini çarpıtarak ifade etmiş. Şöyle diyorlar; “Suçluların isimlerini buralara vermişler”. Bakalım, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesinin Doktor İlhan Diken’in adını bir caddeye vermesi suç unsuru olarak belirtilmiş. Kimdir İlhan Diken? Diyarbakır Tabib Odası Başkanıdır. Bir önceki dönem Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapmıştır kendisi. Kalp krizinden yaşamını yitirmiştir. Doktor İlhan Diken’den nasıl bir suçlu yaratılmış biz merak ediyoruz.

Yine Kızıltepe Belediyemizin parka vermek istediği Leyla Qasım isminden suç yaratılmıştır. Leyla Qasım kimdir? Bir Kürt kadınıdır. Saddam sistemine karşı mücadele yürüten ve 1974’te idam edilen bir Kürt kadınıdır. Leyla Qasım’dan nasıl bir suçlu yaratmıştır bakanlık?

Yine bir faili meçhul cinayetle yaşamını yitiren Mehmet Sincar’ın ismini parka vermemizi bakanlık suç olarak değerlendirmiş. Kitapçıkta detayları var.

Ama bakanlık bir şey daha bilmiyor, belediye meclisinde aldığımız kararların mülki idare amirlerin onayında olduğunu bilmiyor. Ya kaymakamlıkların ya da valilerin onayındadır. Eğer bir suç varsa; valiler, kaymakamlar belediye meclisi kararlarını yargıya taşır. Bakanlık yetkilileri bundan bihaber midir, yoksa bir algı mı yaratmaya çalışılıyor?

Vali ve kaymakamların eşbaşkanlarımızı dışlayıcı yaklaşımları kamuoyuna yansıdı

Bakanlık yetkililer yine şöyle bir iddiada bulunmuş. Milli bayramlara kasıtlı olarak katılmama diye bir suç icat etmişler. Yine mevzuattan ifade etmek isterim. Milli bayramlara eşbaşkanlar mazeret bildirip katılmamaları durumunda yerine vekil tayin eder, yasa açık. Eşbaşkanlarımız burada vekil tayin etmiş olabilirler. Buradan nasıl bir kayyım suçu, örgüt suçu icat edilmiş biz de doğrusu merak ediyoruz. Kaldı ki HDP’li yöneticilere eşbaşkanlara yetkililerin yaklaşımı ötekileştirici, dışlayıcı yaklaşımları kamuoyuna yansımıştır. Belediye eşbaşkanımızın elini sıkmadı, kaymakam ve valiler. Randevuları kabul etmediler, hayırlı olsun ziyareti yapmadılar.

Masa başında hiçbir etik kaygı gütmeden oturup bir kitapçık kaleme almışlar

Buradan bir örnek daha vermek istiyorum, oldukça trajikomik bir örnek. Batman’ın İkiköprü Beldesinde çöp hizmetlerini bakanlık şöyle tarif ediyor: “Belediyeciliğin temel hizmeti olan çöp hizmetlerini yerine getirmediğini belirtmiştir”. İkiköprü Belediyesi 3 mahalleden oluşan bir belde belediyesi. Kaldı ki varsa bile çöp toplama işinin yapılmaması idari bir meseledir. Bu müfettiş raporları ve vatandaş şikayetleri ile somutlandırılabilir. Bakanlık böyle bir somutlamaya dahi gerek duymamış. Halbuki belediyemiz bu 3 mahalleye çöp konteyneri yerleştirmiştir. Anlaşılıyor ki bu kitapçıkta bu yalanlara başvuranlar masa başında hiçbir etik kaygı gütmeden oturup bir kitapçık kaleme almışlar ve kitapçıkta da böylesi sonuçlar ortaya çıkmış.

Kayyım sistemi sandıkta mahkum edilmiş bir sistemdir

Bir bilgilendirme ve küçük bir hatırlatma ile sözlerimi tamamlayacağım. İktidar partisi 2014 seçimine giderken nüfusun yüzde 67.2’sinde yerel yönetimlerde söz sahibiydi. Kayyımların geriye gidişi 2019 seçimlerinde kendisini net bir şekilde ortaya koydu. İktidar yüzde 50’lik kayıpla nüfusun yüzde 39’luk kısmında belediyelerde söz sahibi olabildi. Görüldüğü gibi kayyım sistemi halkın vicdanında, toplumun vicdanında ve seçim sandıklarında mahkum edilmiş bir sistemdir. Kayyım sistemi mitolojik bir canavardır. Nasıl ki 2019’da sizi vurduysa, iktidarı sandığa gömdüyse bu mitolojik canavar er geç bu sistemi, sizi vuracaktır.

 Salîm Kaplan: AKP di 18 salan de pergala derewê avakir

 Dema em li dîroka 18 salan a desthilatdariya AKPê dinêrin em dibînin qada herî serkeftî ew e ku heqîqetê wek derew û derewan jî wek heqîqet pênase dike û mixabin bi şiklekî civakê jî qane dike. Ji 11ê Îlona 2016an û vir ve li ser polîtîkayên qeyûmên qirêj nerazîbûneke gelek mezin hem di nav raya giştî de hem jî li qada navneteweyî de derxistiye holê. Vê nerazîbûna civaka giştî alozî û qeyranek xistiye dilê AKPê. Û ji ber vê yekê jî bi keleceneke gelek mezin lijneyek nû li ser derewan amede kirine.Jixwe dîroka wan dîroka derewan e. Ka em binêrin rastiya qeyûman çi ye, hiqûq û bêhiqûqiya qeyûman çi ye. Di 16ê Tîrmeha 2016an de desthilata AKPê rewşa awarte yanê OHAL îlan kiribû. 

Îktidarê komara Tirkiyeyê guherand kire komara KHK’yan 

Dema ku AKPê rewşa awarte yanê OHAL îlan kir hem destûra bingehîn yanê Makezagon binpê kirin û hem jî hemû zagonên vî welatî binpê kirin… Êdî rêk û pêkçûnên vî welatî li ser biryarnameya hikmên zagonî yanê KHK’yan meşandin. Wan ev rejîm kirin rejîma KHKya, Komara Tirkiyeyê navê xwe guherand navê xwe êdî kiriye Komara KHKyan. Yek ji van KHKyan jî KHKya bi hejmara 674an bû ku wê demê destûr dida Serokomar ku ew bikare li şûna şarederan qeyûman tayîn bike. Dîsa zagona 5393yan a şaredariyan bi xala 45emîn guherandinek çêkirin. Êdî hêz destûr dan Wezîrê Karê Hundirîn ku bikaribe li şûna şaredaran qeyûman tayîn bike. Jixwe KHK bi xwe bêhiqûqî ye. Çima bêhiqûqî ye belkî em bikarin li ser sê xalan hinekî vekin. 

Dadgerî di destê AKP’ê de wekî şûrekî li ser serê muxalîfan tê li bakirin 

  1. Desteya Destûra Bingehîn ya Dadgeha Bilind lêpirsînên li ser KHK’ê qebûl nekirin, jixwe bêhiqûqîya KHKyan ji vir dest pê kir. Ya duyemîn KHK nehat parlamentoya Tirkiyeyê. Ev bi xwe dide nîşankirin ku wan KHK li şûna zagonan damezirandine. Ya herî giring ku gelek caran li vî welatî hat şirovekirin, KHK divê bi şertên rewşa awarte ve girêdayî be. Lê mixabin Desthilata AKP-MHPyê êdî temamê jiyanê li ser milê KHKyan dimeşîne. Dema ku KHK bêhiqûqî bin jixwe encamên KHK jî bêhiqûqî ne û valahî dê derkevin. Di sala 2016an de 92 şaredarî îro jî 48 şarederî bi destê AKPê hatin xespkirin. Baş e Wezîrê Karê Hundirîn derbarê vê yekê de çi dibêje: Du tiştan dibêjin. Ya yekemîn dibêjin şarederê HDPê bi rêxistinên terorê re têkildar bûn û ji ber vê yekê ev qas sal ceza li wan hat birrîn. Lê belê em dizanin jixwe êdî dad edalet di destê desthilatdariya AKP-MHPê de weke amûrekî û şûrekî tê bikaranîn ku bikaribin serê muxalîfan şer jê bikin.

 

Desthilatdariya AKPê ji nirxên mirovahiyê û gel dûr ketiye 

 

 

Sûcdariyên ku şarederiyên HDPê kirine çi ne: 650 sal ceza dan hevşaredaran, sedema vê çi ye? 1) Hevşeradera Pirsûsê birêz Hatice Çevîk beşdarê newrozê bûye, wenê girtiye, li pişt wî kesek xemla kesk û sor û zer li xwe kiriye. Ew jî ketiye nav vî wêneyî. Ev wêne bûye sedema sûcdariya hevşedera me, hem bûye sedema girtina wê û hem jî bûye sedem ku li şûna wê qeyûm bê tayînkirin. Sûcê wan ê gelek mezin ev e. Hevşarederê Colemêrgê Birêz Cihan Karaman çi kiriye? Kurê wî di pevçûnê de jiyana xwe ji dest daye jê re bûye sûc ku tev li merasima cenazeyê kurê xwe bûye. Dozgeran li ser vê yekê doz vekiriye. Kesên ku sersaxî dane wekî endamê rêxistinê pênase kirine. 8 mehan ew hate girtin. Em jî vê pirsê dikin, gelo li ser rûyê cîhanê tu bav heye ku kurê wî jiyana xwe ji dest dabe sersaxiyê gel, dost û hevalên xwe qebûl nekiribe. Desthilatdariya AKPê evqasî ji nirxên mirovahiyê û gel dûr ketine. 

 

Sûcdariyeke din alîkariya xizanan e

 

Sûcên din çi ne em binêrin, dibe ku hûn pê bikenin. Ji hevşaredara me ya Elbakê re dozger wiha dibêje; “şaredar ji malbateke xizan re, ji ber ku xaringeha wan tuneye, xwaringeh ava kiriye û li ser vê yekê jî propagandaya rêxistinê kiriye”. Di meha remezanê de ji ber ku li welatê me xizan gelek in, koliyên alîkariyê hatine belavkirin ev bûye sûcêkî ji hevşarederên me re. Tiştekî ecêbtir, ji hevşeraderê me re gotine dema ku bûne namzetên hevşeredariya HDP’ê danîsîna bernamzeta hatiye kirin û tu jî çuye te li wir xwe daye nasandin. Kesê ku bûye namzet gotine ji te re suçe tu xwe bidî nasandin, ku tu pesnê xwe bidî û polîtikayên xwe bi raya giştî re parve bike. Bêhiqûqiya qeyûmên AKPê ya li dijî HDPê bi vî rengî ye.

 

 

Em bang li rêyedarên Wezaretiya Karê Hundir dikin: Werin em vê niqaşê li hemberî raya giştî bikin

 

Qeyûman di hundirê 4-5 salan de tahrîbatên gelek mezin hiştin li pey xwe. Di lijneya wezeratiya karê hûndir ku amedekiriye binhêrin wiha dibêje. Dibêje deynê ku şarederiyên HDPê mane, 6,4 milyar e. Em jî di rapora xwe de  bersiva vê yekê didin. Em îdia dikin him  Wezîrê Karê Hundirîn dikare were an jî dikare hin brokratên xwe bişîne. Bi kîjan kesan bawer e bila werin em bi hev re derkevin pêşiya raya giştî em vê nîqaşê li ber raya giştî ya Tirkiyeyê bi hev re bimeşînin. 

 

Himamên bûhayên wan bi milyonan avakirin û bi tonan qedayîf xwarin

 

Sal 2016 piştê 11 îlonê dema qeyûm hatin ser şarederiya 24 şarederî tenê deynê wan ê heyî 780 mîlyon e. Piştî 2,5’an û 31ê Adarê dema ku ev der bû destkeftiyên HDPê wê demê 5,6 mîlyar deyn hebû. Himamên ku milyonan hatin avakirin bi tonan qedeyifan xwaribûn, diyariyê ku dabûn wezîran me gelek caran me parve kiribû. Minakekî gelek balkêş em dixwazin bidin. Yek ji wan ya Şarederiya Bajarê Mezin ya Amedê ye. 2016 dema qeyûm tê dema qeyûm tê deynê 80 milyon e. Piştî 30 mehan dema me bi hêza gelan wê derê stand êdî nêzika milyarek 30 milyon deyne wi heye. Di nav 4 mehan de gelek kar û xebatên geyra hatin kirin li gel vê yekê 90 milyon deyn hatiye dayîn. 

 

Qeyûm neyartiya gelê Kurd, ziman û çanda gelê Kurd e

 

 

Mînakeke balkêş mînaka şarederiya Gewerê ye. Dema ji aliyê qeyûman hatiye xespkirin 4.5 mîlyon pereyê şaredariyê hebû. Piştî 30 mehî dema em ew der bi dest xistibû 680 milyon deynê şaredariyê hebû. Di 17 salan de nikare deynê xwe bide. Pergaleke diziyê wêrankirinê, talankirinê bi destê qeyûmên AKP li ser şarederiyê HDPê hatiye meşandin. Bi vê tenê maye. Dema em li angaştên Wezareta Karê Hundir dinêrin dibêjin xizmetên gelek bêhempa û gewre ji bo gelê heremê em dikin. Lê heqîqet ew e ku qeyûm neyarê gelê kurd e, neyartiya zimanê gelê kurd çanda gelê kurd kirine. Du sê mînakan em dikarin bidin. Qeyûmê Batmanê xebata xwe ya yekem li ser girtina malpera kurdî pêk anî. Qeyûmê Sêrtê xebata xwe ya yekem li ser hilweşandina pirtûkxaneya Celadet Alî Bedirxan pêk anî. Qeyûmê Ercîşê pirtûkxaneya gerok ku bi maşîneyekê tax bi tax gund bi gund pirtûk digihandin ku welatiyên Ercişiyan, ji ber ku wêneyê Ehmedê Xanî, Feqiyê Teyran li ser bû ew wêne rakirin ew xebat sekinandin. 

 

Roja ku me şarederî stendin wan jî amadekariya xespkirina şarederiyan dikir

 

Bi van tenê nema, mixabin li Bazîdê peykerê Ahmedê Xanî, li Amedê peykerê Roboksiyê li Nisêbînê peykerê Newroz û Aştiyê, li Qoserê peykerê Ugur Kaymaz hilweşandin. Em dixwazin tiştekî bînin bîra raya giştî. Beriya hilbijartinê Erdogan ev yek digot. Digot ku careke din ev şaredarî bibin destkeftiyên gelê kurd gelê heremî û yên HDP’ê em ê bi destê qeyûman careke din van deran xesp bikin. Ev polîtîkayên wê rojê ne. Hevalên me 4 meh tenê li ser peywirê man. Di şarederiyan de plansaziya stratejiyê di hundirê 6 mehan de tê amedekirin. Piştî 6 mehan bi destê qeyûman îradeya vî gelî hat xespkirin. Divê tiştek din bê bîra gel. Beriya hilbijartinê Waliyê Amedê, Mêrdînê û Wanê bi daxwaznameyek ji Wezareta Karê Hundir ku qeyûm were. Hin ku şarederê me dengê hezeran kesan standibû mazbataya xwe nestandibû xwe nestandibû. 

Polîtikayên qeyûman têk çû em ê bi hev re bi ser bikevin

Baş e em ê çi bikin, an jî pêdivî bi çi heye. 1) 19ê Gelawêjê dema ku her sê şarederiyên me bi destê qeyûman hatin xespkirin li ser navê desteya rêveberiya bilind a HDPê daxuyaniyek hatibû dayîn. Di vê daxuyaniyê de me ev yek gotibû, ger ku îro li derdora şarederiyên HDPê li hemberî rejîma qeyûman em bi hev re têkoşînek nedin, mixabin li vî welatî tu destkeftiyên demokratîk ên bên parastin namîne. Em xemgîn in ku ev daxuyaniya ku me ew roj da îro bi encam bû.

Ji ber ku bi qeyûmên li ser zanîngeha Bogaziciyê zagonê qeyûman hate guherandin ku êdî dikarin qeyûman bavêjin ser sazî û dezgehên sivîl. Me tiştekî din jî gotibû heya ku em qeyûman ji vî welatî biqewirînin heya ku em polîtîkayên qeyûman yên qirêj hilweşînin bênavber bi awayekî domdar dê têkoşîna me bimeşe. Îro pêdivî heye ku em bi civaka Tirkiyeyê re têkoşîneke bêhempa têkoşîneke bi hev re ya demokrasiyê, azadî û wekheviyê bidin. Bê şik û gûman em bi vê bawer in ku polîtîkayên qeyûman têk çûye. Ya ku bi ser ketiye vîna gelan, têkoşîna HDP’ê ye. Careke din ji bo beşdarbûna we minetdar û spasdar im. 

/HDP-Basin/

İlginizi çekebilir