Hasip Kaplan: Kitaplar ve Yasaklar

Mehmet Uzun beş Kürtçe kitap yazdığı için İstanbul DGM’de yargılanıyordu. Hasan Öztoprak yayıncısı olarak sanıktı.

Avukatı olarak savunmamızı hazırlamış erkenden DGM binasına gelmiştim. Savunmada Ali Yaşar, Üzüm Ateş, Dara Odabaşı ve Erkan Karagöz vardı.

Ülkeden, yurt dışından bir çok aydın yazar sanatçı dayanışma  için gelmişti.

Yaşar Kemal, Vedat Türkali, Zülfü Livaneli, Akın Birdal,Orhan Pamuk,Nadire Mater, Ömer Laçiner,İpek Çalışlar, Oral Çalışlar, Şanar Yurdatapan,Yılmaz Erdoğan,İsviçre yazarlar Derneğinden, Zila Olin, Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi eski Başsavcısı, basın mensupları duruşma öncesi boğaza bakan bir cafede oturuyoruz.

Türkiye’nin en güzel yerlerine örneğin Sultanahmet Meydanına Adliye ve Cezaevi,Selimiye Kışlasında Sıkıyönetim Mahkemesi, Beşiktaş’ta boğaza nazır DGM binası kurulmuştu.

Daktilo, kelepçe, silah şakırtıları arasında romantik olacak hal kalmıyor.Kitapları toplatılan Mehmet Uzun,Kürtçe yazdığı için terörden yargılanmasına isyan ediyordu.

Savunmasında, ‘’edebi geleneğim propaganda içermez,romanlarımın bölücü değil,birleştirici ve zenginleştirici olmasına özen gösterdim’’ diyordu.

7 Nisan 2001 tarihinde yargılandığı davada Beraet kararı verildi.Bir utanç sayfası böylece kapandı.

Ben yasaklı bir dilin yazarıyım, sözleri söyleşileri ile daha çok eser verecek yaştayken aramızdan ayrıldı.

Ne yazık ki bugün Kürtçe dili yasaklanıyor, Meclis’te ‘’Bilinmeyen Dil’’ olarak kayda geçiyor. TRT Kurdi ise garabet bir yayın yapıyor.

Halkın seçtiği belediye başkanları görevden alınıyor.

Kayyımlar Kürtçe isim tabela Kültür Merkezi trafikteki ‘’ Peşi Paya’’ yazılarına kadar siliyor,indiriyor,kapatıyor.

Avesta Yayınevi’nin sahibi Abdullah Keskin, özellikle Kürtçe ve Kürtlerle ilgili kitapların basımıyla adını duyurdu.

Washington Post gazetesinin 30 yıllık savaş muhabiri Jonathan C. Randal’ın yazdığı „Bunca Bilgiden Sonra Ne Bağışlaması? Kürdistan İzlenimlerim adlı kitabı yayımladığı için İstanbul 5 No’lu Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde (DGM) de yargılanıyordu.

Suçlama TMK’ya göre meşhur 8.madde ‘’bölücülük Propagandasıydı’’. 

Duruşmaya kitabın yazarı Amerikalı gazeteci Randal da destek vermek için gelip izlemişti.

 Yazara dava açılmamıştı. Sadece Yayıncıya dava açılmıştı.

Kitabın yazarının da duruşmada hazır bulunduğunu belirterek mahkemeden, Randal’ın „tanık“ olarak dinlenmesini istedim. Mahkeme talebimizi reddetti.

Duruşma çıkışında gazeteci Randal, „Türkiye’de bulunmaktan çok memnunum. Genç editörümü desteklemek için buradayım,dedi.  

Keskin : Savunmasında „Kitabı üniversiteler ve okurlar tartışmalı“ „Tabii ki, DGM’de bulunmaktan hoşnut değiliz. Bence kitaplar üniversitelerde ve okurlar nezdinde tartışılmalı ve değerlendirilmelidir“ diye konuştu. 

Keskin’e destek için duruşmayı gazeteci Ragıp Duran, Hugh Pope, Gül Demir, Nicole Pope, Jessica Lutz ve Ümit Fırat da izlemişti

Dava 31 Temmuz  2002 tarihine ertelenmişti.

Yayıncı Keskin’i desteklemek için Dünya Basın Özgürlüğü Komitesi,Bağımsız Gazeteciler Vakfı, Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF),Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ), Basın Özgürlüğü Muhabirler Komitesi ve bir çok sivil toplum örgütü de duruşma öncesinde bir destek bildirisi yayımladı. 

Savunmamızı yapmıştık,mahkeme cezasını vermişti.6 ay hapis cezası paraya çevrildi. 830 milyon 466 bin lira para cezası verildi.Jonathan C. Randal kimdi? Gazeteci „United Press“, „The New York Herald Tribune“, „Time“, „The New York Times“ta çalıştı. 1969’dan bu yana „The Washington Post“ gazetesinde çalıştı.  

Dünyada yaşanan belli başlı sorunların çoğunu işledi. Randal, 1960’larda Kongo’yu, Cezayir Savaşı’nı, Vietnam, Eritre, Orta Afrika Cumhuriyeti, Zaire, Şah’ın devrildiği dönemde ve rehine krizi esnasında İran’ı, iç savaş esnasında Lübnan’ı ve Körfez Savaşı’nı izledi. 

Davayı ABD Konsolos yetkileride izlemişti.O sırada Ankara Büyükelçisi şimdiki Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey’di. Avukatları oarak bana mektup yazmış,teşekkür etmişti.

Başkaları gazeteceilerine yayıncılarına sahip çıkarken, bizde tutuklayıp yıllarca cezaevine koymakla meşgul iktidarlar.Hiçbir dönem bu gerçeklik değişmedi.

Dava sonuçlanmışt Beyoğlu Asmalımescitte, büroya yakın Yakup Restourant’ta akşam yemek yiyecektik.Cengiz Çandar,Hasan Cemal,M.Ali Birand’ta aramıza katılmıştı.

Genç Yayıncısına sahip çıkmak için Türkiye’ye gelip yargılanmayı göze alarak destek vermesi anlamlıydı. 

Yakın tarihimizde 10 yıldan fazla cezaevinde yatan,Kemal Tahir,Nazım Hikmet,Necip Fazıl, Musa Anter,İsmail Beşikçi ve beş yıl ceza yatan Aziz Nesin, Orhan Kemal,  Sebahattin Ali ve daha niceleri bu karanlıklardan geçti.

Bugün değişen bir şey yok, Selahattin Demirtaş, Ahmet Altan ve daha bir çok gazeteci yazar  cezaevinde.

Darbeciler devir devranda değişse düşüncelerini açıklayan ve yazanlara hala zulum etmeye devam ediyor.

Hala Kitaplar yasaklı,yazarlar tutuklu ülkemde…

 

İlginizi çekebilir