Avukat Selçuk Kozağaçlı ve Barkın Timtik hakim karşısında

ÇHD Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı ile ÇHD Üyesi Avukat Barkın Timtik’in yargılandığı davanın üçüncü duruşması İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülüyor.

Selçuk Kozağaçlı ve Barkın Timtik, mahkeme salonuna alkışlarla girdi. Salona sığmayan avukatların çoğu duruşmayı salon dışından takip ediyor.

Savcı, ÇHD Başkanı Selçuk Kozağaçlı ve ÇHD Üyesi Avukat Barkın Timtik’in tutukluluğuna devam edilmesini talep etti.

 

Avukat Hasan Fehmi Demir söz aldı:

“Tutukluluk durumunun mahkeme tarafından sürekli hale getirilmesinin sebebini açıklamak istiyorum.

37. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararının ardından dosya Yargıtay tarafından şimdiye kadar hukuken hiç görülmemiş şekilde birleştirildi.

Bu davadaki birleştirme kararı olağan birleştirme kararlarına benzemiyor.
Yargıtay 16. Ceza Dairesi hiç görülmemiş bir karar verdi. Haklarında üyelikten başka bir yargılama olmasına rağmen Şükriye Erden, Naciye Demir hakkında verilen cezayı onadı.

Yargıtay 16. Ceza Dairesi kasıtlı olarak gerçeğe aykırı gerekçe yazıyor, hatta kendince avukatlık mesleğini tanımlıyor.

Bu daire avukatlık mesleğinin nasıl yapılması gerektiğini anlatıyor kendince. Bizler bunu kabul etmiyoruz.

2018 yılında ilk duruşmada buradaki tüm avukatlar tahliye edildi.

Tahliyenin ardından bu avukatlar Silivri’de 8 saat, Bakırköy Kadın Cezaevinde ise 6 saat bekletildi.

Yargı eskiden bu konuda hassastı, çünkü bu hürriyeti tahdit suçudur.

Sonrasında öğrendik ki savcı gece tahliye kararına itiraz etmekle meşgulken haricen öğrendğimiz kadarıyla polisler de tahliye kararı veren hakimlerin evine ziyarete gidiyormuş o gece.

Ardından bu hakimlerin hepsi başka mahkemelere sürüldü.

Ertesi gün yani 1 gün sonra bu avukatlar hakkında tutuklamaya yönelik yakalama kararı çıkartıldı.

Sonra mahkeme başkanı değişti Akın Gürlek mahkeme başkanı oldu. Hukuksuzlıklar böyle de bitmedi.

37. Ağır Ceza Mahkemesi İsmet Özdemir isimli tanığı hiçbir sanığın ve müdafinin olmadığı bir ortamda dinlemeyi kendisine yakıştırdı.

37. Ağır Ceza Mahkemesinin yaptığı yargılamada yasaya ve usule uygun bir yargılama yapılmamıştır.

Size burada 37. Ağır Ceza Mahkemesinin tanık dinlemeleri sırasında başımıza gelenleri anlatsam 8 saat sürer ve inanmazsınız, böyle bir şey olamaz dersiniz.

Genellikle hukuksuzluk içeeisinde olan bu bireyler kendini kaptırır ve bu suça ortak olmaya devam ederler.

Burada 37. Ağır Ceza Mahkemesi ve Yargıtay 16. Ceza Dairesi hukuka aykırılık yaptı denemez, Yargıtay açıkça suç işlemişlerdir.

Bu normalleştirilemez.

Halkın bir deyimi vardır: “Bir yalan bin yalan getirir” diye. Umarım heyetiniz bu yalana ortak olmaz.

Selçuk bugün itibariyle 5 yıldır, Barkın ise 4 yıl 9 aydır tutuklu.

Bu suçların, hukuksuzlukların sona ermesini ve tahliye kararı verilmesini talep ediyoruz.”

Avukat Oğuzhan Topalkara söz aldı:

“Bu dosyada iki yol var. Birincisi Akın Gürlek’in yolu. Bu yol kısa sürede sonuçlanan, etkili bir yoldur. Fakat bu suç içeren fiiller aynı zamanda tarihe de geçmiştir. İkinci yol ise gerçek bir yargılama yapma yoludur.

Savcı bey dosyanın tekemmül ettiğini kastetti. Fakat biz burada bir tekemmül göremiyoruz. Bu ülkede hakimlik, savcılık yapmak zor fakat sizden yel değirmenlerine karşı savaşmanızı istemiyoruz. Sizden diğer dosyalarınızda davrandığınız gibi davranmanızı istiyoruz.

Eğer ikinci yolu seçecekseniz, size bazı hususlardan bahsetmek istiyoruz. Dosyada delil olan belgeler bir kez dahi mahkeme önüne getirilmemiş, tartışılmamış. Bu evrakların istinabe yoluyla getirildiği söyleniyor. Bu evrakları getirdiği iddia edilen kişiler kimdir?

Bu kişiler ‘Resmi belgede sahtecilik ve kumpas’ suçlarından yargılanıyorlar. Bu kişilerin sahte delil elde ettikleri mahkemeler tarafından ispatlanmıştır.

Bu tutanaklarda imzası olan kişilerin kim olduklarının araştırılmasını ve burada tanık olarak dinlenilmelerini talep ediyoruz. Bunu yapamayacaksanız bu fotokopiden ibaret, delil niteliği olmayan kağıtları dosyadan çıkarmanız gerekmektedir.

2013 dosyası tamamen Fetö yapılanmasının oluşturduğu bir dosyaydı, ancak FETÖ bitti ve herşey normale mi döndü? Hayır, 2017 dosyası da yine tanık ve nasıl elde edildiği bilinmeyen, usulsüz olduğu aşikar olan dijital materyallerden oluşuyor.

2017 dosyasının devamı bir dosya daha var, İstanbul 37. ACM’de. Avukat Oya Aslan tutuklu yargılanıyor o dosyada 37. ACM’nin Heyeti değişti bu sırada, artık Akın Gürlek yok ve nispeten taleplerimiz kabul edilmeye başlandı.

İlk taleplerimizden biri tabi ki dosya delilini oluşturan bu dijital materyallerin asıllarının dosyaya getirilmesi, bizlerin incelemesine sunulması oldu.Mahkeme bu yönde emniyetin gerekli birimlerine yazdı, sonuç olumsuz. Dijital materyallerin asılları bulunamıyor.

Biz dijital materyallerin dosyada bulunan halleri üzerinden aldırdığımız özel uzman bilirkişi raporunda, kesinlikle materyallerin üzerlerinde oynama yapıldığını tespit ettirdik.

Dosyadaki tanıklar ucube isimlerle anılıyor hiç huzurda dinlenmediler. İsmet Özdemir ise yokluğumuzda dinlendi. İsmet isimli şahıs kimi zaman DHKP- C itirafçısı olur, kimi zaman polis işbirlikçisi olup Fetö itirafçısı olur, kimi zaman asli dosyalardan yargılanır.

Derya Altın isimli tanık, kendisine kolluk tarafından bazı menfaatlerde bulunulduğunu ancak bu taleplerinin artık karşılanmadığını söyledi. Ancak artık hafıza kaybının bulunduğunu, hatırlamadığını söyledi.

Gizli Tanık Güneş’e ifadeniz nasıl alındı sorusunu sorma imkanı bulduk. Bu kişi emniyette 27 gün boyunca ağırlandığını, otelde kaldığını söyledi. Bu tanığın ifadesinin ise 1 günde alındığı iddia ediliyor. Bunun dışındaki tanıklara bir soru sorma imkanı bulamadık.

Bu dosyada İsmet Özdemir gibi, emniyet nereye çekerse ona göre söz söyleyen ifade veren tanıklar var. Başka tanıklar da var. Cavit Yılmaz ve İlkay İşler var.

Polisin işkencesi ve tehdidi altında; kendilerine ve yakınlarına yönelik tehditler altında ifadeleri alınan tanıklar.

Bu kişiler polis baskısından kurtulup yurt dışına gittiklerinde, nasıl ifade vermeye zorlandıklarını ve işkence gördüklerini anlattıkları resmî metinleri Türkiye yargı makamlarına ulaştırdılar.

Dosyayı üzerinizden atıp kaçmak elinizde. Bu sabıkalı memurların delilleri, bu dinlenemeyen tanıkları dikkate almayarak dosya tekemmül etti demek sizin elinizde. Bugün ergenekon kararlarını veren hakimler hakkında hüküm kuruluyor, unutulmasın.

Bu dosyada bir delil olduğunu iddia ediyorsanız getirin tartışalım. Eğer aksi kanaatteyseniz bu dosya hakkında tarih hükmünü verecektir. Bu dosyada suça çok yaklaşmış hakimler savcılar var, siyasetçilerin parmak izi var.”

Avukat Fikret İlkiz söz aldı:

“Tanıklar fetöcü polisler tarafından kullanıldım onlar ne dediyse yaptım dedi biz onların araştırılmasını istiyoruz öncelikle.

Siz yasadan bahsediyorsunuz. Biz avukatız, bu mesleği icra eden tutuklu avukatlardan bahsediyorsanız avukatlığın nasıl yapılacağı ile ilgili sınırlara siz bizi hapsedemezsiniz.

Avukatlığın sadece yasa ile sınırlandırılmış olmaması da tam bunun içindir.

Avukatlığı başka şekilde yaptığı için müvekkil ile özdeş olma durumunu asla doğru bulmuyorum.

İddianame de bu mantıkla yazılmıştır. Hazırlanan 2 iddianameyi de doğru bulmuyorum.

Türkiye’nin kanayan yarası olan cezaevleri ve tutukluluk durumunu her defasında her duruşmada başından tartışmamız gerekiyor.

Bu durum suçu yasanın değil; siyasi gücün ve rejimin belirlemesinin sonucudur.

Birinci davada tahliye tarihi 21 Mart 2014; ikinci davada tutuklanması ise 13 Kasım 2017. O tarihten bu yana, Selçuk için 5 yıl 1 ay, Barkın için 4 yıl 9 ay geçti tutuklulukta.

Selçuk hukuksuz karara karşı kendisi gelmiş olmasına rağmen devam eden bir tutukluluk bu.

Tutukluluk müessesenin, tutuklu birinin olduğu bir yerde CMK 100. Maddeyi hatırlamamız lazım.

Olguların tartışılması ve delillerin değerlendirilmesi gerekir.”

İstanbul Barosu Başkanı Avukat Mehmet Durakoğlu söz aldı:

“Farklı avukatlık pratiği yaptıkları için yargılanan meslektaşlarım var burada. Avukatlık pratikleri size uygundur ya da değildir; ancak bu kesinlikle suç teşkil etmez.

Eylül 2018’de, bu avukatların ilk duruşmalarında bizler yine oradaydık. 5 gün süren duruşmanın ardından Mahkeme “Burada yargılananların hepsi avukat, yaptıkları suç değil” diyerek hepsi için tahliye kararı vermişti, bu unutulmasın.

Şimdi tahliye konuşuyoruz. Bana göre bu dosya ilk yargılama başladığında tahliye kararı verildiğinde zaten bitmişti. Özgür iradeyle burada yargılananlar avukattır denilmiştir ve hepsi tahliye olmuştur.

Şimdi tekrar Yargıtay 16. Ceza Dairesinin ve siyasi iradelerin avukatlığın nasıl yapılacağına dair bizlere ders vermeye çalışmasını kabul etmiyoruz.

Kaynak: ÇHD Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı ile Avukat Barkın Timtik hakim karşısında (yolculukhaber.net)

İlginizi çekebilir