Hakan Tahmaz: AK Parti Kürt illerinde 3. yolu deneyecek

Suriye’de kuruluşunu teşvik ettiği Özgür Suriye Ordusu’nun elinde tutuğu yerlerin Heyet Tahrir el Şam’ın (HTŞ’nin) eline geçmesine izin veren iktidar partisi, istediği an nefesini kesebileceği Hüda Par’ın da bu süreçte önünü açmayı deneyecektir.

Benzer haberler

Cem Şahin: Ortadoğu’ da Bir Umut Vahası; Rojava

Müslüm Yücel: Tiran ile Kurt hikâyesi

Kürt illerinde Kürt seçmenin oyları, AK Parti ile Kürt siyasal hareketinin partileri arasında yüzde kırk, yüzde altmış gibi bir oranla dağılıyordu. Son dönem bu dağılımda ciddi değişim emareleri belirdi.

AK Parti seçmeni, partilerinin MHP ile kurduğu Türk-İslam sentezi ittifakı nedeniyle 2018 yılından itibaren partisinden uzaklaşma eğilimine girdi.

Bu seçmenin çok az bir kesimi HDP’ye giderken, bir kısmı son bir yıldır AKP’den ayrılanların kurduğu Gelecek Partisine ve daha çok da DEVA Partisine kaymaya başladı. Ama esas olarak CHP’ye ciddi katılımlar oldu.

Seçimlerin kaderini belirleyecek Kürt seçmenin kopuşunun ve muhalefete kayışının önüne geçmenin, AKP için ciddi bir sorun olduğu çok açık.

7 Haziran 2015 seçimlerinde de HDP’nin seçim barajını geçmesinde, Türkiye’yi sarsmasında Kürt seçmenin HDP’ye yönelmesinin büyük etkisi olmuştu.

Bunu farkında olan Ahmet Davutoğlu başbakanlıkta, 1 Kasım 2015 seçimi ve yeni çözüm süreci arayışı kapsamında, Kürt illerinde İnsani Yardım Vakfı, Mazlum Der gibi sivil toplum kurumlarının temsilcilerine, dini örgütlemelerin ve dini grupların ileri gelenlerine destek çağrısında bulunmuştu.

Başbakanlıkta kısa aralıklarla geniş katılımlı üç toplantı yapıldı. Hükümete yakın gazeteler ve televizyonlar bu bileşimi ve girişimi Kürt meselesindeki “akil insanlar” olarak sundular.

Dönemin hükümet yetkilileri de buna benzer açıklamalar yapıyordu. Ne de olsa Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan o zamanlar daha “Kürt sorunu yok, biz onu çözdük” açıklaması yapmamıştı.

Sonrasında, altı yıldır kamunun muslukları ve olanakları bu tür örgütlenmeler ve ilişkiler için sonuna kadar açıldı. Yeni birçok vakıf, dernek ve oluşumun kurulmasına bizzat hükümet ve yerel idareciler ön ayak oldu. Özellikle belediyelere atanan kayyımlar, iktidara yakın bu çevrelere ve örgütlenmelere kol kanat gerdiler.

Yeni sürecin pastasından en büyük payı alanların birisinin Hüda Par olduğu, bölgede yaygın bir kanaat ve bir gözlem. Bilindiği gibi Hüda Par, Cumhur İttifakı’nın bölgedeki resmi olmayan parçasıdır.

Geçtiğimiz günlerde iktidar partisi, bu ilişkileri daha da geliştirmek ve bölgede üçüncü yolun önünü açmak için Bitlis, Van, Siirt gibi farklı illerde bir takım girişimlerde bulundu, toplantılar yaptı.

Bölgede, muhalefet partilerine kaçma eğilimi içine girenlere, din eksenli yeni bir adres işaret edilmeye başlandı. Belediyelere atanan kayyımlarla ve açılan yeni kapılarla Hüda Par işaret edildi.

11-15 Ekim 2022 tarihlerinde Diyarbakır’da yapılan 7. Âlimler ve Medreseler Birliği (İTTİHADUL ÜLEMA) toplantısını da bu kapsamda değerlendirmek gerekir.

HÜDA PAR SAHAYA SÜRÜLÜYOR

En başta dikkati çeken, Kürt illerinde birçok toplantı ve siyasal çalışmanın engellendiği bir dönemde, Hüda Par’ın siyasal geleneğine yakın isimlerin örgütlemesiyle, iki gün süren bir toplantının yapılmasıdır.

Toplantıya takip edebildiğim kadarıyla; Türkiye, Afganistan, Lübnan, Libya, Ürdün, Irak, Irak Kürdistan Bölgesi, Suriye, Rojava, İran ve Rojhılat (Doğu Kürdistan) ile diğer birçok ülkeden din âlimleri katıldı.

En dikkat çeken ve ilgi uyandıran üç isim ise Afganistan’daki Taliban hükumeti Sözcüsü Zabihullah Mücahid, Hüda Par Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu ve Yeni Şafak Gazetesi yazarı Yusuf Kaplan oldu.

Yeni sürecin pastasından en büyük payı alanların birisinin Hüda Par olduğu, bölgede yaygın bir kanaat ve bir gözlem. Bilindiği gibi Hüda Par, Cumhur İttifakı’nın bölgedeki resmi olmayan parçasıdır.

İlk ikisi siyasi temsiliyetleri nedeniyle, Yusuf Kaplan ise konuşmasında Kürt konuşmacıların tanıtımında Kürdistan sözcüğünün kullanılmasına karşı çıkması nedeniyle ilgi ve tepki çekti.

Toplantıda Hüda Par’ın “bölgenin emniyet supabı, Müslümanların yüz akı” ilan edilmesi, iktidarın planını faş etti.

Kaplan, 2015 yılında köşesinde “devlet nasıl geçmişte PKK’ye karşı Hizbullah’ı desteklediyse bugün de HDP’ye karşı Hizbullah’ın yasal kolu olan Hüda Par’ı desteklemelidir” diye yazmıştı.

Suriye’de kuruluşunu teşvik ettiği Özgür Suriye Ordusu’nun elinde tutuğu yerlerin Heyet Tahrir el Şam’ın (HTŞ’nin) eline geçmesine izin veren iktidar partisi, istediği an nefesini kesebileceği Hüda Par’ın da bu süreçte önünü açmayı deneyecektir. İktidar partisi, Hüda Par’ın sahada daha fazla görünmesinden medet umar hale düşmüş görünüyor.

AKP ve Hüda Par, Âlimler ve Medreseler Birliği toplantısının 18 maddeden oluşan sonuç bildirisinde de ifade edildiği gibi, “Kürtlerin seküler siyasal güçlerin elinden kurtarılması ve Kürt sorununun ümmetçi çözümü” konusunda hemfikirler.

/Politik Yol/
İlginizi çekebilir