Günay Aslan: Bir gün herkes Kovidli olacak

Korona salgını ile birlikte insanlığın gelecek arzusunun yeniden şekilleneceği bir döneme girdik.

 ‘Hayatta kalma’ arzusunun ortak duygu haline geldiği günümüzde, geleceğe yön verecek güçlerin yeni küresel sistemi inşa ederken bu kaygıdan hareket edecekleri anlaşılıyor. 

İnsanlığın birçok manipülasyon tekniği kullanılarak hızlı bir şekilde paniğe sürüklenmesi ve başına nelerin geldiğini anlamasına fırsat bile verilmemesi bunu gösteriyor.

Salgınla birlikte eski dünyaya dair ne varsa tümünün hedef haline gelmesi, ulus devletlerin, küresel ölçekteki örgütlerin, şirketlerin ve uluslararası birliklerin bir daha asla eskisi gibi olamayacakları bir krizin içine sürüklenmeleri de buna işaret ediyor. 

New York Belediye Başkanı Bill de Blasio’nun dediği gibi, ‘bildiğimiz dünya kaybedildi’ artık. Yenisinin ne zaman, kimler tarafından, nasıl kurulacağı ve nasıl olacağını bilmek bir yana tahmin bile edemiyoruz.  

Bu can pazarında bilinen ve alenen görünen tek şey; Berlin Eyaleti İçişleri Bakanı Andreas Geisel’ın dediği gibi, ’Vahşi Batı’ yöntemlerin geri geldiği ve dünyanın ‘Modern Korsanlık’ dönemine girdiğidir.

Bilinen ve alenen görünen; Çin merkezli küresel sermayenin korona ile birlikte yön değiştirdiğidir. 

Çin’de Mao döneminde başlayan ve Deng Sia Ping’in ‘’Sosyalist Piyasa’ siyasetiyle hız kazanan kapitalizme açılma dönemi,  komünist sistemin kapitalizm ile bütünleşmesiyle sonuçlandı ve Çin aradan geçen bu 40-50 yıllık dönemin sonunda küresel sermayenin merkez üssü haline geldi. 

100 yıl içinde Japonların sömürgesi olmaktan çıkıp küresel sermayenin merkez üssü haline gelen; bir köylü ülkesiyken, küresel hegemonik bir ülkeye dönüşen Çin, şimdi korona ile birlikte yeni bir döneme girdi. Kendisiyle birlikte dünya için de çalkantılı gelişmeleri, sancılı, sarsıcı bir dönemi tetikledi.

Korona ile birlikte Deng’in Çin’de başlattığı, benim de gençlik döneminde savunduğum ‚Üç Dünya’‘ teorisine ruhunu veren ve Çin’in milli çıkarlarını önceleyen ‘’Serbest Piyasa Sosyalizmi’’ modelinin sonuna gelindi.

50 yıl kadar süren dönem kapandı. Korona Çin’de şalteri indirdi ve Çin’i hızla tıkadı.

Çin tıkanınca da küresel ekonominin performansı düştü ve küresel sermaye yönünü başka alanlara, daha doğrusu ana vatanına; Anglosakson dünyaya çevirdi.

Dijital merkezli yeni sistemin de Anglosaksonlar tarafından kurulacağı ve Çin de dahil geri kalan ülkelere yeni roller dağıtılacağı anlaşılıyor. 

Ama bundan önce koronanın enkazının kaldırılması gerekecek. Bu da yıllar sürecek. Bunun için de belki yeni bölgesel çatışmalar, savaşlar, kaotik olaylar tetiklenecek.

Görülebildiği kadarıyla önümüzdeki birkaç yıllık dönem dünya ezilenleri için zorluklarla geçecek. İnsanlar başlarına gelenleri anlatırken ‘korona öncesi’’ diye başlayacak ve ‘korona sonrası’ diye devam edecek.

Farkındalık bilincine sahip çok az insan bu korona da nereden çıktı? diye soracak. Dünyada hayatı durdurma noktasına getiren ve her şeyi altüst eden koronanın nereden, nasıl çıktığı ve bu kadar hızla nasıl yayıldığı sorgulansa da, soruların çoğu cevapsız kalacak.

Cevaplar bugün olduğu gibi gelecekte de manipüle edilecek.

Ayrıca korona -programı gereği- herkese bulaşacak, herkes bir gün Kovidli olacak. Koronadan kurtuluş yok, bugün değilse yarın, herkes enfekte olacak.

Bünyesinde bir arızası olmayan, biyolojik olarak güçlü olan belki bunu fark etmeyecek bile. Ama bünyesinde marazı olan zayıf insan, hasta ve yaşlı insan bir bedel ödeyecek.

Ve dünya sistemine yön vermeye girişen, yeni küresel sistemi insanın ‚hayatta kalma‘ arzusu üzerinden inşa etmeyi hedefleyen çok küçük bir azınlık dışında kimse ne olduğunu bilemeyecek, çözemeyecek.

Dünyanın ezilenleri ise küresel bir örgüte ve çağdaş bir öğretiye sahip olmadıkları; örgütsüz ve perspektifsiz kaldıkları için kendilerine söylenenle, anlatılan ve açıklananla yetinmek zorunda kalacak.

Buna mecbur edilecek…

İlginizi çekebilir