Erdoğan: Biz bu ülkede siyaset yaptığımız sürece Öcalan’ı ve Demirtaş’ı tahliye etmek kolay değil

Türkiye Cumhurbaşkan Erdoğan, Bosna-Hersek, Sırbistan ve Hırvatistan ziyareti dönüşünde uçakta gazetecilere değerlendirmede bulundu, sorularını yanıtladı. Muhalefetin KHK kararıyla Öcalan’ı ve Demirtaş’ı bırakacağını ileri süren Erdoğan, ”bütün bu şehitlerimizin faillerine siz tahliye kararı vereceksiniz veya beraat kararı vereceksiniz! Bizler bu ülkede siyaset yaptığımız sürece kolay değil bu işler.” dedi.

Salı günü başladıkları Balkan turunu tamamladıklarını, bölgesel gelişmeler açısından kritik bir dönemde son derece önemli ziyaretler gerçekleştirdiklerini bildiren  Erdoğan, ana gündemlerini Bosna-Hersek’teki siyasi krize çözüm bulunmasının oluşturduğunu söyledi.

Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“İnşası Türkiye tarafından tamamlanan Bosna-Hersek İslam Birliğinin yeni idare binasını ziyaret ettik. Burada Bosna-Hersek Reisül Uleması ile Bosna-Hersek’in dört bir yanından gelen müftülerle buluştuk. Merhum Aliya İzetbegoviç’ten sonra böyle bir buluşmayı gerçekleştiren ikinci Cumhurbaşkanı olmak benim için ayrı bir bahtiyarlıktı. Malumunuz Türkiye ile Bosna-Hersek arasında siyasi, askeri ve ekonomik ilişkilerin ötesinde derin tarihi, kültürel ve insani bağlar mevcut. Türk milletinin kalbinde müstesna bir yere sahip Bosna-Hersek’in istikrar ve refahına yönelik girişimlerimizi kararlılıkla sürdüreceğiz.”

“Sırbistan ile 2 milyar dolara ulaşan ticaret hacmimizi en kısa sürede 5 milyar dolara çıkarma irademizi ortaya koyduk. Sancak bölgesinin önde gelen liderleriyle de samimi görüşmeler gerçekleştirdik. Geçtiğimiz yıl açılan Yeni Pazar Başkonsolosluğumuz, Sırbistan’la ve Sancak bölgesiyle bağlarımızı kuvvetlendiriyor. Orada 20 kilometrelik Sancak-Tutin yolunu yapıp bitirdik. Bu tabii Yeni Pazar’ı çok çok rahatlattı. Bizden bir ricaları daha vardı; orada bir camileri var, o camilerine bu Tutin yolundan 200-300 metrelik ara asfalt yol istediler. Onun da talimatını gerekli yere verdik. Niş’te geçen hafta açtığımız konsolosluk büromuz da hizmet vermeye başladı.”

“Hırvat tarafıyla ortak bir iradeyi paylaştığımızı memnuniyetle müşahede ettim”

 

“Hırvatistan Cumhurbaşkanı Milanoviç ve Başbakan Plenkoviç’le ikili ve heyetlerimizin katılımıyla görüşmeler gerçekleştirdik. İlişkilerimizi güçlendirme konusunda Hırvat tarafıyla ortak bir iradeyi paylaştığımızı memnuniyetle müşahede ettim. Ticaret hacmimizde 1 milyar dolar hedefini bu yıl rahatlıkla geride bırakacağız. 8 ayda şimdiden 760 milyon dolara ulaştık. Yeni hedefimizi ise önce 2 milyar dolar, ardından 5 milyar dolar olarak belirledik. TİKA’nın desteğiyle Sisak şehrinde yaptırılan cami ve İslam Kültür Merkezinin açılışını da gerçekleştirdik. Cumhurbaşkanı Milanoviç ve önceki Cumhurbaşkanı Kitaroviç de açılış törenine geldi. Onun da bu kültür merkezinin yapımıyla alakalı benden ricası olmuştu. Biz de yaparız demiştik ve bunun üzerine de TİKA’ya talimatımızı vermiştik. Bu vesileyle Hırvatistan’daki Müslüman kardeşlerimizle bir araya gelip hasret giderdik. Cami ve İslam Kültür Merkezi’ne adımın verilmesinden ülkemiz ve milletimiz adına da iftihar ettim. Elbette bu, şahsımızla birlikte Türkiye’ye olan muhabbetin, hürmet ve güvenin bir yansımasıdır. Hırvatistan ziyaretimizin ilişkilerimiz ve bölgemizin geleceği bakımından mühim sonuçlar doğuracağına inanıyorum. Balkan turumuzun ve yaptığımız görüşmelerin hayırlara vesile olmasını diliyorum.”

“Yunanistan’ın son dönemde Türkiye’ye yönelik tutumu izah edilir gibi değil”

“Bir yanda Ege’de yaptıkları ihlaller var, bazıları NATO görevi icra eden uçaklarımıza yönelik tacizler var, S-300 füzeleriyle radar kilitlemeye varan mütecaviz hareketler var. Bizim S-400 olayımızı diline dolayanlardan Yunanistan’ın S-300’leriyle alakalı bugüne kadar herhangi bir şey duydunuz mu? S-300’ler de Rusya’nın, S-400 de Rusya’nın. Ama ona ses yok. Burnumuzun dibindeki adaları anlaşmalarla getirilen gayri askeri statü hilafına silahlandırmaya devam ediyorlar. Aynı zamanda tabii üsler kurulması olayı var. Bunun başını da malum Amerika çekiyor. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’na gittiğimizde Sayın Başkan’la orada bir görüşme fırsatı bulursak Amerika’nın bu noktada attığı adımlar da dile gelecektir, bu konuları da konuşacağız.

Diğer yanda deniz yetki alanları bağlamında Ege’de ve Doğu Akdeniz’de bize dayatmaya çalıştıkları maksimalist tezler var. Bunun da yenilir yutulur bir yanı yok. Türkiye ile doğrudan konuşmak yerine Birleşmiş Milletlerde, Amerika Birleşik Devletleri’nde, Avrupa Birliğinde ve hatta en güçlü üyelerinden olduğumuz NATO’da bizi sürekli şikayet suretiyle adeta tehdit mekanizmaları çalıştırıyorlar. Bunu tabii kabullenmek mümkün değil. Onların anlayacağı dil neyse biz parantez açarak o dille konuşuyoruz. Anlıyorum ki onlar da anlıyor.”

“Operasyonlarımız Suriye’nin birliği, bütünlüğü içindir”

 

“Bölücü terör örgütlerine karşı bu çabalarımız, Suriye’nin birliği ve toprak bütünlüğünün de aslında teminatı ama rejim bunlara yönelik herhangi bir tavır şu ana kadar geliştirmedi ve geliştirmiyor. Orada da bu terör örgütlerinin anladığı, anlayacağı bir dil var. Bunlara da o dilden konuşmamız gerekiyor. Türkiye’nin kükremesi ne demek, Türkiye kükrediği zaman nasıl kükrer, onlar bunu da biliyor. Onun için de ‘Bir gece ansızın geliriz.’ veya ‘Bir gece ansızın oradayız.’ dediğimiz zaman terör örgütleri bunu biliyor. Nereden biliyor? Cudi’den biliyor. Nereden biliyor? Gabar’dan biliyor. Nereden biliyor? Tendürek’ten biliyor. Nereden biliyor? Bestler Dereler’den biliyor. Nereden biliyor? Bizim sınır ötesi harekatlardan biliyor. Şehitlerimiz oldu. Ama bizim şehitlerimizin bedeli çok ağırdır ve o bedeli de bunlar ödeyecekler ve ödüyorlar.”

“Öcalan’ı ve Demirtaş’ı KHK ile bırakacağım derler”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun KHK’lıların göreve iade edileceği yönündeki sözlerinin hatırlatılması üzerine Erdoğan, şunları söyledi:

” ‘Şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda, canı cananı bütün varımı alsın da hüda, etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda’ diyoruz. Ama bunların şüheda diye bir dertleri var mı? Yok. Neymiş; FETÖ’cülerle, KHK’lılarla ilgili ‘ben bırakacağım’ diyor. Sen kimsin, sen neyi bırakıyorsun? Eğer bu ülke bir hukuk devletiyse bu hukuk devletinde bu kararı verecek olan merci bellidir. Neresidir? Yargıdır. Yargı bunun kararını verir. Ama o, bu kararı yargıya bırakmıyor, kendisi bu kararı verecekmiş! Yani bunların bir defa hukuk tanımazlığı da var, kanun tanımazlığı da var. Bay Kemal’e sormak lazım ‘sen bu yetkiyi nereden alıyorsun?’ O masanın etrafında olanlarda da bu konuyla ilgili gariplikler var. Bir defa böyle bir yetki yok. Şimdi zaten bunlara kalsa ne yapacaklar; ‘Abdullah Öcalan’ı da bir KHK kararıyla bırakacağım’ derler. Demirtaş için de derler. Diğerleri için de derler. Öyle bir yetki var mı? Bizim bu kadar şehidimiz var. O şehitlerimizin anacıkları ve bu milletin evlatları bu işe nasıl bakar! Asla böyle bir şeye prim vermek mümkün değil. Bu kadar şehidimiz olacak, bütün bu şehitlerimizin faillerine siz tahliye kararı vereceksiniz veya beraat kararı vereceksiniz! Bizler bu ülkede siyaset yaptığımız sürece kolay değil bu işler.”

 

/ Ajans /

İlginizi çekebilir