Diyarbakır Barosu, Anayasa Mahkemesi’nin HDP’nin Hazine yardımı hesaplarına bloke koyması kararına tepki gösterdi: “Karar seçim atmosferinden bağımsız değil

Diyarbakır Barosu, “Siyasi Partilerin Faaliyetlerini Yürütmesi Yargı Kararlarıyla Engellenemez!” başlığıyla yaptığı açıklamada, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM), HDP’nin hazine yardımı hesaplarına bloke konulması kararının seçim atmosferinden bağımsız olmadığını ifade etti.

HDP’nin konu hakkındaki savunmasının alınmadığına dikkat çekilen açıklamada, “HDP açısında siyasi faaliyetlerin yürütülmesi engellenmekte, örgütlenme özgürlüğü ihlal edilmektedir” denildi.

Diyarbakır Barosu tarafından yapılan açıklama şu şekilde:

“Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 17 Mart 2021 tarihinde Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) kapatılması talebiyle Anayasa Mahkemesinde dava açmıştır. Dava süreci devam ederken Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 13 Aralık 2022 tarihinde Anayasa Mahkemesinden  ‘Halkların Demokratik Partisi’ne ödenen ya da ödenecek Devlet yardımının bulunduğu banka hesabına tedbiren bloke konulması’ yönünde talepte bulunmuştur.

“HDP’nin savunması alınmadı”

Anayasa Mahkemesi, 05.01.2023 tarihli ara kararı ile; Halkların Demokratik Partisi’nin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının talebi konusunda savunmasının alınmasına gerek olmaksızın Devlet yardımının bulunduğu banka hesabına 2023 yılında ödenen ve ödenecek Devlet yardımı yönünden tedbiren bloke konulmasına oy çokluğuyla karar vermiştir.

“Siyasi partiler, demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır”

Anayasasının 68/2 maddesinde siyasi partileri demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurları olarak tanımlamaktadır. Bu itibarla siyasal partiler, çoğulculuğun tesisi ve düzgün biçimde işleyen bir demokrasi bağlamında zorunlu bir rol üstlenirler.

“Çoğulculuk olmadan halkın gerçek iradesi sandığa yansıyamaz”

Bir kez daha hatırlatmak isteriz ki seçme ve seçilme hakkı bakımından farklı görüşleri temsil eden siyasal partilerin, siyasal yaşama katılması ve görüşlerini serbestçe ifade etmeleri, demokrasinin vazgeçilmez koşuludur. Çoğulculuk olmaksızın halkın gerçek iradesinin seçim sandığına yansıdığı söylemek de mümkün değildir.

Demokrasinin temel özelliklerinden birinin, bir ülkenin karşılaştığı sorunları, şiddete başvurmadan, diyalog yoluyla çözümleme olanağı sağlaması ve siyasal çoğulculuğun gereklerini de yeterince dikkate alınması gerektiği tartışmasızdır.

“Parti kapatma tehlikesi hâlâ devam etmektedir”

Türkiye’de geçmişte benzer  nedenlerle bir çok siyasi parti hakkında kapatma kararı verilmiştir. Kapatılan siyasi partilerin AİHM’ye yaptıkları başvurularda Türkiye aleyhine ihlal kararları çıkmasına karşın; siyasi partilere karşı yargı tehdidiyle temelli kapatma tehlikesi hala devam etmektedir. İhlal kararlarına rağmen  1982 Anayasası ve 2820 sayılı SPK’nda partilerin uyacakları esasları düzenleyen kurallar; temel haklar ve özgürlükçü anlayışın çok altında, daraltıcı ve yasaklayıcı haliyle varlığını sürdürmekte ve söz konusu düzenlemelere istinaden demokratik sisteme zarar verici şekilde kapatma davaları çok kolay bir şekilde hala açılmaktadır.

“Karar, HDP’nin siyasi faaliyetlerini engelliyor”

Bu kapsamda HDP aleyhine açılan kapatma davasında Anayasa Mahkemesi’nin kısıtlayıcı önlemlere ilişkin mali açıdan verilen hukuka aykırı tedbir kararıyla; HDP açısında siyasi faaliyetlerin yürütülmesi engellenmekte, örgütlenme özgürlüğü ihlal edilmektedir.

“Karar seçim atmosferinden bağımsız değil”

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının talepte bulunma ve Anayasa Mahkemesinin de karar tarihi dikkate alındığında verilen tedbir kararının, ülkenin seçim ve siyasi atmosferinden bağımsız olmadığı ve siyasal alana yargı eliyle müdahale edildiği sonucunu yaratmıştır. Diyarbakır Barosu bir hukuk örgütü olmanın sorumluluğuyla kuvvetler ayrılığı ilkesine zarar veren bu algının giderimi ve yapılacak seçimlerin demokratik sitemlerin öngördüğü eşit rekabet koşullarında gerçekleşmesi için Anayasa Mahkemesi’nin bir sonraki değerlendirmesinde tedbir kararını geri alması çağrısında bulunuyoruz.”

Kaynak: Rudaw

İlginizi çekebilir