Diyarbakır: 347 Sivil Toplum Örgütü’den ortak deklarasyon

21 Kürt ilinde faaliyet yürüten 347 sivil toplum örgütü, Türkiye’de yaşanan hak ihlallerine ve yeni anayasa tartışmalarına dikkat çekmek için ortak bir deklarasyon yayınladı.

Diyarbakır Koşuyolu Parkı’nda yapılmak istenen basın açıklamasına polis izin vermeyince, STK temsilcileri açıklamayı Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti’nde yaptı.

BBC’nin haberine göre Diyarbakır TMMOB dönem Sözcüsü Doğan Hatun’un yaptığı açıklamada, “dünyada COVİD-19 salgının da tetiklediği otoriterleşme eğilimi ile yoksulluk ve adaletsizliğin derinleştiği, emeğin gasp edildiği, sosyal devlet ve hukuk devleti ilkesinin ciddi şekilde aşındığı ve insanlık krizinin yaşandığı bir süreçten geçtiği” ifade edildi.

Türkiye’de de darbe teşebbüsü sonrasında çıkarılmaya başlayan KHK’ların yasa hükmü haline getirildiği, ülkenin “sürekli OHAL rejimine dönüştürüldüğü” öne sürüldü.

Açıklamada hükümetin yargı üzerindeki vesayet kurduğu, yargının iktidarın “sürdürülebilir” kılmasınınbir aracı haline döndüğü, AYM ve AİHM kararlarını bile uygulamayan yargının tarafsızlığını ve bağımsızlığını tümden yitirdiği savunuldu.

”Terör tanımının genişliği ve muğlaklığı nedeniyle, yargının muhalif sesleri “susturma aracı haline geldiği”, binlerce kişinin açılan soruşturma ve kovuşturmalar nedeniyle kamu görevinden ihraç edildiği belirtildi.

Açıklama, Nisan 2020’de yürürlüğe giren yeni İnfaz Kanunu ile “eşitsiz bir infaz sistemi” yaratıldığı, bunun sorunları daha da derinleştirdiği, salgın gerekçesiyle kısıtlanan mahpus haklarının daha da arttığı, cezaevlerinde işkence ve kötü muamele, tecrit ve diğer hak ihlallerinde artışların yaşandığı, mahpusların keyfi uygulamalara maruz kaldığı iddialarına da yer verdi.

Kürt meselesinin demokratik, barışçıl ve adil çözümüne karşı hükümetin “güvenlik odaklı defansif politikalar” geliştirdiği ve bu politikaların halkların daha fazla acı çekmesine ve yoksullaşmasına yol açtığı ifade edildi ve şu değerlendirmelere yer verildi:

Bir kısır döngüden ibaret olan bu politik tutum, sadece insan hakları ihlallerine yol açmakla kalmamakta; dış politika, ekonomi ve sosyal haklar konusunda da ağır tahribatlar yaratmaktadır. Politikaya hakim olan kutuplaştıran ve ayrıştırıcı dil, nihai olarak tüm toplum katmanlarına da nüfuz etmekte, şiddet, toplumsal yaşamın bir parçası haline gelmektedir.

Adil yargılanma hakkı, cezasızlık politikası, kadın cinayetleri, tarihsel ve kültürel miras talanına yönelik tutum, çalışma hakkı, ifade özgürlüğü, toplanma ve örgütlenme özgürlüğü gibi temel hak ve özgürlüklere yönelik sistematik engellemelere ve ihlallere tanıklık etmekteyiz.
Bu koşullar altında hükümetin vaat ettiği yargı reformu ve yeni anayasa tartışmalarının siyasal, sosyal ve ekonomik altyapısı yoktur. (…) ‘Toplumsal sözleşme’ olarak da adlandırılan anayasalar, geniş bir toplumsal katılım ve mutabakat sağlanırsa meşru ve kalıcı bir anayasa olacaktır. Toplumun bu denli kutuplaştırıldığı, medyanın tekelleştiği, sivil toplumun boğulmaya çalışıldığı, medya ve ifade özgürlüğünün tehdit altında olduğu, bir muhalefet partisi liderinin AİHM kararına rağmen hapiste tutulduğu, parti kapatmaların gündemde tutulduğu, kayyum atamalarının rutin bir idari uygulama haline geldiği, yargı bağımsızlığının ve tarafsızlığının olmadığı bir dönemde, yeni bir anayasa yapmak mümkün olmadığı gibi yargı reformunun da bir inandırıcılığı ve toplumsal karşılığı bulunmamaktadır.”

Türkiye’nin ciddi bir hukuk reformuna ihtiyacı olduğunu vurgulayan STK’lar, ifade özgürlüğü, toplantı ve gösteri hakkı, adil yargılanma hakkı, yargı bağımsızlığı gibi temel hak ve özgürlükler alanını genişletecek bir hukuk reformuna ihtiyaç olduğunu, bunun toplumsal barış ve ekonomik gelişmişlik için bir zorunluluk haline geldiğini ifade ettiler.

STK’lar, yeni anayasa için önceliğin siyasette daha yapıcı bir dil kullanmak olduğu, yargı bağımsızlığı, basın ve ifade özgürlüğü gibi temel meselelerde hızlıca iyileştirmelere gitmesi gerektiği hususunun altını çizdi.

Türkiye’nin, demokratik, katılımcı ve çoğulcu bir anayasaya ihtiyacı olduğunu vurgulayan bölge STK’ları, bu şekilde hazırlanacak anayasa çalışmasına memnuniyetle destek ve katkı sunacaklarını ifade ettiler.

/BBC/

İlginizi çekebilir