Buldan: Cumhurbaşkanı adayımızı yakın zamanda halklarımıza müjdeleyeceğiz

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, haftalık Meclis grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
HDP grup toplantısına Ahmet Türk, Sırrı Sakık, Gülser Yıldırım, İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, KESK Eş Genel Başkanı Şükran Kablan, SES Eş Genel Başkanı Gönül Adıbelli, ÖHD Ankara Eşbaşkanları Şevin Kaya ve Fevzeddin Korkmaz, AZADİ Hareketinden Metin Pirani, Fevzi Bulgan ve Selma Söner ile Yeşil ve Sol Parti yöneticileri, EMEP ve DBP Ankara il yöneticileri, TÖP, HDK Ankara ve Devrimci 78’liler Platformundan temsilciler katıldı.
Burada konuşan Buldan, şunları söyledi:

Sevgili Ahparig, seni bizden koparan karanlığı ve katile yol verenleri unutmadık

Sizleri İstanbul mitingimizin coşkusuyla selamlıyorum. Grup toplantımıza hoş geldiniz.

Konuşmama başlarken, bundan 16 yıl önce katledilen Sevgili Hrant Dink’i saygıyla anıyorum. Sevgili Ahparig, umut dolu gülüşünü unutmadık. Ömrünü adadığın barışı ve özgür bir ülke düşünü unutmadık. Seni bizlerden kopartan karanlığı da tabii ki unutmadık. Cezasızlık zırhıyla katilleri koruyanları, katliama yol verenleri hiç unutmadık, unutturmayacağız. Bu cinayetlerin üzerinin kapanacağını, yanlarına kalacağını düşünenler bilsin ki gerçek bir adalet ve yüzleşme süreci mutlaka işleyecektir. Hiçbir şey, hiçbir cinayet ve katliam karanlıkta kalmayacaktır. Tüm bu karanlığın sona ermesine az kaldı. Barışın düşlerde yarım kalmadığı, gerçek bir adalet sürecinin yaşandığı, demokrasinin, sevginin ve özgürlüğün kazandığı bir dönemi mutlaka bu topraklarda başlatacağız. Bir kez daha sevgiyle ve özlemle anıyorum Sevgili Hrant Dink’i.

Emek ve Özgürlük İttifakı mitingimizde ülkeyi karanlığa teslim etmemek üzere sözleştik

Emek ve Özgürlük İttifakı olarak ilk mitingimizi Pazar günü İstanbul’da büyük bir katılım ve coşkuyla gerçekleştirdik. Savaşa, yoksulluğa, sömürüye, tecride, adaletsizliğe hep birlikte hayır dedik. Bu ülkeyi karanlığa teslim etmemek üzere o meydanda halkımızla sözleştik. Bu ülkeyi karanlığa teslim etmek isteyenlere karşı yan yana gelişi gerçekleştirdik, omuz omuza yürüdük. Emek ve özgürlükle değiştirmek için söz birliği, güç birliği yaptık. Bu daha başlangıç; büyüyerek, güçlenerek, daha da çoğalarak geliyoruz. Emek olarak geliyoruz, özgürlük olarak geliyoruz. Yarınların güçlü sözü olarak geliyoruz.

Bu birliktelik, özgür yarınları birlikte kurma ortaklığıdır. Bu ülkeyi AKP-MHP iktidar karanlığından kurtarma ortaklığı ve aynı zamanda kararlılığıdır. Başarmak ve kazanmak için yola çıktığımızı ifade ediyorduk, bugün de aynı şekilde bunu söylüyoruz. Büyük finali de büyük zaferle buluşturacağız.

HDP ve halkımız için asla bir belirsizlik ortamı yoktur

Buradan özellikle şunu vurgulamak istiyorum. AKP-MHP bloku kapatma davasıyla, Hazine yardımı gaspıyla özellikle seçim sürecinde bir belirsizlik ortamı, karamsarlık ve umutsuzluk havası yaratabilmek için çırpınıp durmaktadır. HDP’siz bir seçim süreci algısı yaratabilmek için sis dalgası oluşturmaya çalıştıklarını görüyoruz. Buradan çok net olarak söylüyorum ki tüm bunlar boşunadır, nafile çabalardır. HDP için de halkımız için de asla bir belirsizlik ortamı yoktur, olmayacaktır. Karamsarlığa ve umutsuzluğa asla yer yoktur. Bizim için sisli ortam asla yoktur, olmayacaktır.

Bizim için her şey çok o açık ve nettir: Sizi sandıkta yeneceğiz. Nokta!

HDP’nin de halkımızın da odaklandığı nokta, bu iktidar düzenini bir an önce değiştirmektir ve onları göndermektir. HDP’nin gündemini sadece ve sadece HDP ve halkımız belirler. Gündemimiz mücadele; hedefimiz siyasete, topluma, ekonomiye ve ekmeğe darbe yapanlara karşı bu ülkeyi demokratik bir geleceğe taşımaktır. Bu gündemi hiç kimse değiştiremeyecektir. Bizim için her şey çok o kadar açık ve nettir. Sizi sandıkta yeneceğiz. Nokta. Bu kadar! Dostlarımızı çoğaltarak, ittifaklarımızı büyüterek, hedefimize kilitlenmiş olarak yolumuzda kararlı adımlarla ilerliyoruz. Umudumuz; bir çocuğun gülüşü gibi canlıdır, sokak kadar direngendir, gençlik kadar dinamiktir, kadınların görkemli direnişi kadar cesur ve nettir. Hiç kimsenin bundan şüphesi olmasın.


Seçimlerin sürükleyici gücü ve esas belirleyeni HDP olacaktır


Asıl belirsizlik, varlık yokluk telaşı içindeki AKP-MHP için vardır diyeceğim ama onların da durumu aslında nettir. İktidar için de bir belirsizlik ortamı aslında yoktur. Çünkü kaybedecekler, kaybedecekler, kaybedecekler. Ama söz veriyorum onlara biz kaybettireceğiz. Emek ve Özgürlük İttifakı bu düzeni değiştirecek. Öyle talimatını verdiğiniz kapatma davasına umut bağlamayın, HDP’siz bir seçim hayaline asla ve asla kapılmayın. Mühendislikleriniz halktan ve meydanlardan geri döner, dönecektir de. Seçimlerin sürükleyici gücü ve esas belirleyeni HDP olacaktır, Emek ve Özgürlük İttifakı olacaktır. Sandıklar HDP’yle mutlaka buluşacaktır. Biz bunca bedeli boşuna ödemedik. Demokratik siyaseti tüm darbelerinize rağmen daha da büyüterek bugünlere getirmeyi başardık. Bedeller ödedik, büyük mücadeleler verdik ama asla boyun eğmedik. Bundan sonra da size, rejiminize, baskılarınıza boyun eğmeyeceğiz. Meydanı size mi bırakacağız? Karşınızda milyonlar var. Halk var, halklar var. Direnişimiz var. Cesaretimiz ve kararlılığımız var.


Haziran’dan korkuyorlar, çünkü 7 Haziran sendromları var

“Ceketimi satarım, HDP’ye her türlü desteği sunarım” diyen bir halk iradesini durduracağınızı sanıyorsanız büyük yanılıyorsunuz. Bu mücadeleyi, Türkiye halklarının ortak iradesi ve gücüyle büyük başarılarla ve kazanımlarla buluşturacağız. Bu ülkeyi gerçek bir demokrasiye mutlaka kavuşturacağız. Şimdi biliyorsunuz iktidar, seçim için bir takvim arayışındadır. Sürekli papatya falı açıyorlar. Kaybedecekleri günü seçmekte zorlanıyorlar. Onlar için tabii ki zor bir seçimdir. Haziran’dan korkuyorlar, çünkü 7 Haziran sendromları var. Nisan-Mayıs arasında gidip gelen bir ittifak AKP-MHP ittifakı. Gidip de gelmeyeceğiniz tarihi ben söyleyeyim. Bu seçimlerin ikinci turu kesinlikle Haziran’dadır. Haziran’dan kaçamayacağınızı özellikle belirtmek istiyorum! 


Takvimlere umut bağlamayın, çünkü sizi kurtaracak gün yoktur

Onun için takvimlere pek fazla umut bağlamayın derim. Sizi kurtaracak bir gün yoktur. Ya zamanında yapılacak bir seçimde kaybedeceksiniz ya da erkene alacağınız bir takvimde gideceksiniz. Bütün yollar gidişinize çıkmaktadır. Yazı da çıksa, tura da çıksa bunlar kaybedecekler. Boşuna fal bakmayı bıraksınlar.

Ülkeyi kuşatan hukuksuzluk rejiminin startı İmralı tecridi ile verildi


Demokrasinin, hukukun, özgürlüklerin askıda olduğu, eşit yurttaşlık taleplerinin ağır baskıyla karşı karşıya bulunduğu bir ortamda seçimlere gidiyoruz. Kadınların başta yaşam hakkı olmak üzere bütün haklarının her gün saldırıyla karşılaştığı, halk iradesinin kayyım darbesi altında tutulduğu, emeğin tarihin en büyük sömürüsüyle, doğanın en büyük talanlarla karşı karşıya olduğu bir iklimde seçimlere gidiyoruz. Türkiye’yi bu ağır koşulların içerisine taşıyan süreç, AKP-MHP zihniyetinin dayattığı tecrit sistemiyle başladı. Ülkeyi kuşatan hukuksuzluk rejiminin startı İmralı tecridiyle verildi. Bunu hepimiz iyi biliyoruz. Askıya alınmış bir hukuk düzenini, ulusal ve uluslararası bütün yasal normların işletilmediği sistemi tecritle başlattılar. Sayın Öcalan’a yönelik geliştirilen tecrit sistemini dalga dalga bütün ülkeye yaydılar. Siyasi tecrit halkasını, partimiz ve demokrasi güçleri başta olmak üzere tüm demokratik kamuoyuna kadar genişlettiler. Biz en başından bu yana tecride dikkat çekerken aslında bugünleri görüyorduk. Hukuksuzluk ve baskı rejimi herkesi kuşatacak, dedik. Çözümsüz bırakılan, inkâr edilen her sorun bu ülkeye daha ağır maliyetlerle dönecektir, dedik. Geldiğimiz nokta tam da bu karanlığı tarif etmektedir. Bunun son örneğini Sevgili Selahattin Demirtaş’ın kamuoyuyla paylaştığı mesajların engellenmesine yönelik arayışlarda bir kez daha görüyoruz.

İktidarın tecrit politikasına hep birlikte karşı çıkalım


Sevgili Demirtaş’ı susturabileceklerini sanıyorlar! Demirtaş milyonların kendisidir ve milyonları susturamazsınız. Halkın sesini kesemezsiniz. Halkın sahiplendiği ve umut olarak gördüğü bir siyaseti tecritle, baskıyla, yasaklarla engelleyemezsiniz. O yüzden bir kez daha sorumlu, duyarlı herkese bu kürsüden sesleniyorum. İktidarın tecrit politikasına hep birlikte karşı çıkalım, hep birlikte itiraz edelim. İtirazlarımızı daha fazla büyütelim ki, bu ağır siyasi tecrit koşullarını kırarak, hukuksuzlukların önüne biran önce geçelim. Bunu ısrarla vurgulamamızın nedeni, iktidarın seçim sürecini ağır siyasi tecrit koşullarında sürdürmek istemesidir. İktidar tecritten aldığı güçle bir yandan hukuksuzluğu, baskı ve yasakları büyütürken, diğer yandan da savaş çığırtkanlığıyla seçim kampanyasını yürütecektir. Bunun sinyallerini yaptıkları açıklamalardan da görüyoruz.

HDP’nin mücadelesi iktidarın planlarını durduracak en güçlü yoldur

Son günlerde yine Suriye’ye yönelik operasyon açıklamalarına sarılmaya başlamalarının nedeni budur. Görüyorsunuz EYT’liler günlerdir yasal düzenleme beklerken, maaş vermemek için binbir takla atan iktidarın önceliği ise bir an önce Suriye’ye girmektir. Kaynakları halka, emekliye, emekçiye değil iktidarlarının savaşına harcamak için plan yaptıklarını açıklamalarından okuyabiliyoruz. Tüm EYT’li kardeşlerim, emekliler, esnaf arkadaşlarım ve dar gelirliler bilsin ki, sizden esirgenen her kuruş savaş harcamalarına aktarılmaktadır. Onun için bu savaş politikalarının karşısında en güçlü itirazı yükseltmemiz gereken önemli ve kritik bir süreçten geçiyoruz. Bu seçim sürecinin en güçlü kampanyasını da en geniş demokrasi mücadelesiyle birleştirmemiz gerekir. Tecride, savaşa, talana, yolsuzluğa, hukuksuzluğa hep birlikte karşı çıkalım ki bu ortak sesi, ortak geleceğin inşa gücüne hep birlikte çevirelim. Çağrım tüm demokrasi güçlerinedir, tüm yurttaşlarımızadır. HDP’nin durduğu nokta ve yürüttüğü mücadele, iktidarın oyun planlarını durduracak en güçlü yoldur.

Restorasyonla yetinen bir anlayış ülkeyi aynı çıkmazlara sürükleyecektir


Biz bir taraftan iktidarın politikalarıyla mücadele ederken, diğer taraftan da bu ülkenin siyasi kaderini bizim dışımızdaki siyasal muhalefetin ürkek, çekingen, ortaklaşmaktan ve mücadeleden uzak tutum ve anlayışına da terk etmeme kararlığı içerisindeyiz. Her gün kriz ve çatışma üreten tekçilik sistemini kökten değiştirme iddiası yerine restorasyonla yetinen bir anlayış, bu ülkeyi yine aynı çıkmazlara sürükleyecektir. Mevcut gemi her tarafından su almaktadır. Bir iki yamayla geminin yeni kaptanı olma arzusunun ötesine geçemeyen bir muhalefet anlayışıyla da bu gemi kıyıya ulaşmaz, ulaşamaz. Herkesin bunu görmesi gerekir. Şu an ülkenin içine sürüklendiği ağır tablo restorasyonu değil köklü bir demokratik değişimi, yeni bir başlangıcı çağırmaktadır.

İki kutuplu siyasetle bu ülke bir çıkış yakalayamaz; baharı getirecek olan HDP ve 3’üncü yoldur

Bu çağrının sorumluluğunu taşıyan temel güç de siyaset de HDP’dir ve HDP’nin ittifaklarıdır. İki kutuplu siyasetle bu ülke bir çıkış yakalayamaz. Biri kara kış, diğeri sonbahar olan bu iki kutupla bahar bu ülkeye gelmez. Baharı getirecek olan HDP’dir, HDP’nin üçüncü yoludur. Biz tarihi sorumluluğumuzu yerine getirme, tarihi rolümüzü oynama konusunda sonuna kadar kararlıyız.

En büyük resim halklardır

HDP ile aynı kareye girmekten dahi imtina eden bir siyaset, büyük resmi görmekten uzaktır. İşte o büyük resmi yaratan da HDP’dir, HDP’nin ittifaklarıdır, bileşenleridir, en geniş demokrasi güçleridir. O büyük resim 8 Mart’lardır, Newroz’lardır, 1 Mayıs’lardır, halktır, halklardır! HDP’nin öngörülü, ilkeli, vizyonlu, gerçekçi siyaseti bugün toplumdaki umutları daha da büyütmektedir. Çünkü HDP’nin gücü de birikimi de bu toprakların mayasından süzülerek bugünlere gelmiştir. HDP bu ülkedeki tüm sorunların gerçek çözüm adresidir. Bu ülkenin can yakan bütün sorunlarını ayrımsız bir şekilde gören ve cesaretle çözüm üreten bir partidir.

Yerelden başlayarak güçlü, katılımcı, müzakereci bir demokrasiyi bu ülkeye kazandırma mücadelesini yürütüyoruz. Tek adamlara dayalı bir sistemin insafından ülkeyi kurtarmak ve demokratik bir sisteme kavuşturmaktır temel amacımız. Eşit yurttaşlığı esas alan, hak temelli yeni bir toplumsal sözleşmeyle ortak geleceği kurmak istediğimizi ve çözümün burada olduğunu belirtmek isteriz. Kürt sorununun demokratik çözümü için diyalog ve müzakerede sonuna kadar ısrar ediyoruz, parlamentoyu tüm sorunlarımızın çözüm zemini yapmak istiyoruz.

 
Kadın mücadelemizi her gün daha fazla büyütüyoruz

Kadın özgürlükçü, eşitlikçi, sivil demokratik, kapsayıcı yeni bir anayasa en büyük dönüşüm olacaktır. Evrensel hakları gözeten, herkesin hak ve hukukunu güvence altına alan bir adalet ile bağımsız ve tarafsız hukuk sistemini bu ülkeye kazandırmanın mücadelesini veriyoruz. Kadınlar eşit ve özgür olmadan ülke eşit ve özgür olmaz diyoruz. Onun için kadın mücadelemizi her gün daha fazla büyütüyoruz.

Gençlerin yönetim sürecinde aktif rol üstlendiği bir yönetimin inşasını yine gençlerle yürütmek istiyoruz. Emeğin hakkını teslim eden, kaynakları eşit paylaştıran, sömürmeyen, yoksullaştırmayan, paylaştıkça refahı arttıran bir emek yaşam düzeni diyoruz.
Doğa üzerindeki talanı sonlandıran, rant düzenini bitiren yeni bir ekolojik yaşamın yollarını oluşturuyoruz. Bütün bunları hep beraber mücadele ederek, yeri geldiğinde bedel ödeyerek ve ödemeye devam ederek yapacağız. Bunları gerçekleştirebilirsek, ancak o zaman ülkenin içinde bulunduğu ağır ekonomik ve siyasi kriz çözülebilir.

HDP’nin özgür yaşam fikriyatında herkese eşitlik vardır


HDP’nin bu ülkeye kazandıracağı ortak demokraside herkese yer vardır, herkese özgürlük vardır. HDP’nin özgür yaşam fikriyatında herkese eşitlik vardır. HDP’nin bugünlere taşıdığı bu onurlu mücadelede yeni yaşam vardır, onurlu ve hakça bir yaşam vardır. Kendisini yeni bir gelecekte gören, bunun özlemini çeken herkesi de HDP’nin açtığı ve büyüttüğü değişim yolunda buluşmaya, yan yana gelişlerimizi çoğaltmaya çağırıyorum.

Bu seçimler köprüden önceki son çıkıştır

Evet, kritik bir seçim dönemi var. Bu seçimler köprüden önceki son çıkıştır, en kritik dönemeçtir. Halklarımız demokratik bir ülkede mi, yoksa yasakçı, baskıcı bir rejimde mi yaşayacaklar? Buna bu seçimde karar verecekler. Evet, bu seçimler yeniyi kurma, güçlü bir başlangıç yapma seçimidir. Cumhuriyeti gerçek demokrasiyle, barışla ve eşit yurttaşlıkla buluşturma seçimidir. Hakça, eşitçe, özgürce bir yaşamın seçimi olacaktır. Emeğimizi, ekmeğimizi, geleceğimizi çalan soygun düzenine tüm kapıları, tüm yolları kapatma seçimi olacaktır. Bizim olanı kazanma ve kazandırma seçimidir.

Cumhurbaşkanı adayımızı yakında müjdeleyeceğiz


Daha önce de açıkladığımız üzere cumhurbaşkanı adayımızı yakın zamanda halklarımıza müjdeleyeceğiz. Kadınların, halkımızın, Türkiye halklarının tüm renklerini, kimliklerini, inançlarını, kültürünü, ortak iradesini, emeğini ve özgürlüğünü temsil eden bir cumhurbaşkanı adayıyla seçimlere gireceğimizin altını bir kez daha çizmek istiyorum. Uğruna ağır bedeller ödediğimiz demokrasi mücadelemizin tabii ki kendi cumhurbaşkanı adayı olacaktır. Mücadelede varız, direnişte varız, siyasette varız, yarışta varız. Cumhurbaşkanlığında da varız. Ülkeyi yönetme iddiasında da biz varız. Mücadelemizden ve halkımızdan aldığımız bu güç ile yeni dönemin kapılarını bizler açacağız. Emek ve Özgürlük İttifakı’yla, Kürt ittifakıyla, kadın ve gençlik ittifakıyla başaracağız. Zaman, HDP ve HDP fikriyatının zamanıdır. Bizim demokrasi anlayışımız, tam da bugün ülkenin ihtiyaç duyduğu bir siyaseti umut olarak halklara sunmaktadır.

Emeğin ve özgürlüğün, çözümün parlamentosunu oluşturacağız

HDP açısından milletvekili seçimleri konusu da çok açık ve nettir. Bugün siyasetin anahtarı nasıl bizlersek, parlamentonun belirleyici anahtar gücü ve iradesi de yine biz olacağız. Hedefimiz çok büyüktür. Halkımızın, ayrımsız bütün inanç ve kimliklerin, demokrasi, adalet ve barış isteyen herkesin, kadınların, gençlerin, ötekileştirilenlerin, ekolojistlerin, sosyalistlerin, feministlerin, emekçilerin, engellilerin iradesinin en güçlü şekilde temsil edildiği bir parlamentoyu hedeflediğimizi ve bu uğurda büyük bir mücadele vereceğimizi; bir seferberlik ruhuyla seçimlere hazırlandığımızı herkesin bilmesini istiyorum. Meclis’e barış kararlarının alındığı, diyalog ve müzakereden, hakikat ve adaletten yana olan bir çözüm işlevini kesinlikle kazandıracağız.  

AKP-MHP iktidarına nokta koyma zamanı geldi

Bu nedenle seçimler son derece önem taşımaktadır. Sandıklardan geleceğimizi çıkaracağımız bir seçim sürecidir bu süreç. El attığı her şeyi krize dönüştüren, halka açlık ve yoksulluk yaşatan, talancı, trolcü, kayyımcı, gaspçı, darbeci, yozlaşmış düzeni değiştirme seçimi olacağını bir kez daha vurgulamak isterim. Mafya düzenine, Saray’ın emrindeki adaletsiz yargı düzenine, her gün kin ve nefret üreten hakaret ve aşağılama siyasetine, kayırmacılık, iltimas ve liyakatsizlik düzenine, haksız zenginleşme ve yolsuzluk çarkına son verme seçimi olduğunu bir kez daha ifade etmek isterim. Herkes seçimleri böyle görmelidir ve seçimlere böyle yaklaşmalıdır. AKP-MHP iktidarına nokta koyma zamanı gelmiştir.

2023’ü HDP’nin zafer yılı yapalım

Bu seçim, sadece bu düzenden kurtulma değil aynı zamanda demokrasi ve barış içinde adaletli, özgür ve eşit bir geleceği de yeni bir düzeni de birlikte kurmanın yollarını açma seçimidir. Gelecek yıllarımızı güçlü demokrasinin teminatı altına alabilmek için şu 4-5 ayı tüm zamanların en büyük mücadelesine dönüştürmenin, sesimizi ve sözümüzü her yere ulaştırmanın zamanıdır. Tarih bizden yanadır, meydanlar bizden yanadır, rüzgâr bizden yanadır! Umut bizden yanadır! Hep birlikte başarmak için çalışalım. Hep birlikte 2023’ü HDP’nin zafer yılı yapalım. Şimdi son bir şey söyleyerek konuşmamı bitireceğim. İktidarın küçük ortağı bugün bu kürsüden bize laf etti. “HDP’nin kapatılması demokrasi ve adaletin onurudur” diye bir şey söylemiş AKP’nin küçük ortağı. Ben de diyorum ki; asıl sizin ve ortağınızın, Kürt düşmanı siyasetinizin bitirilmesi demokrasinin en büyük onuru olacaktır. Bu onuru da bu ülkeye ilk seçimlerde bizler yaşatacağız. HDP yaşatacak, çünkü sizleri göndereceğiz.
Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum. Geldiğiniz için teşekkür ediyorum.
İlginizi çekebilir