Avrupa olası ikinci Trump dönemine hazır mı?

ABD’de Donald Trump’ın başkanlık yarışına katılma ihtimali arttıkça Avrupa’daki endişe büyüyor. Avrupalılar, ikinci Trump dönemine hazırlıklı olmayı tartışıyor.

DW’den Matthias von Hein yazdı:

ABD’de bu yıl 5 Kasım’da yarışacak başkan adayını belirlemek için Cumhuriyetçilerin New Hampshire eyaletinde yapılan ön seçimi Donald Trump kazandı. Cumhuriyetçilerin eyalet bazındaki ön seçimleri tamamlanmamış olsa da bu sonuç, görevdeki Başkan Joe Biden ile eski Başkan Donald Trump’ın karşı karşıya gelme ihtimalini artırdı. Trump’a başkanlığı geri kazanacağı konusunda tek şans veren ise sadece anketler değil. New York Times gazetesi, Davos’ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu’nda siyasetçiler ve şirket patronlarıyla yapılan görüşmeler doğrultusunda dünyanın elitlerinin de Trump’ın kazanacağını düşündüğünü yazdı.

Ancak bu olasılık, Avrupa’daki pek çok kişi için bir kabus senaryosu.

Trump’ın kazanma şansı arttıkça Avrupa’nın önde gelen isimlerinin uyarıları da birbirini izliyor. Avrupa Merkez Bankası Başkanı Christine Lagarde, Fransız televizyonu France 2‘ye verdiği demeçte, Trump’ın olası bir zaferinin Avrupa için “açık bir tehdit” olduğunu söyledi. Belçika Başbakanı Alexander De Croo da Ocak ayı ortasında Avrupa Parlamentosu’nda yaptığı konuşmada şu uyarıda bulundu:

“Eğer 2024 yılında ‘Önce Amerika’ geri gelirse, Avrupa her zamankinden daha fazla yalnız kalacaktır.”

Düşünce kuruluşu Avrupa Dış İlişkiler Konseyi (ECFR) için bir makale kaleme alan İsveç’in eski Başbakanı Carl Bildt de Trump’ın yeniden seçilmesi durumunda bunun kapsamlı küresel sonuçları olacağı konusunda uyardı:

“(Trump seçilirse) ABD iklim politikasını terk edecek ve fosil yakıtlara yaptığı yatırımları arttıracaktır. NATO, en iyi ihtimalle, sessiz kalıp içe dönecektir. Trump’ın dostları Putin ve Orban’la samimi görüşmeleri olacaktır. Ticaret savaşları şiddetlenecektir.”

Askeri yeteneklerin ve ekonominin güçlendirilmesi

Bu koşullar altında Avrupa’da şimdi şu soru soruluyor: Trump 2.0 senaryosuna nasıl hazırlanmalı?

Sudha David-Wilp, Avrupa’nın öncelikle askeri yetenekleri üzerinde düşünmesi gerektiğini söylüyor. Düşünce kuruluşu Alman Marshall Fonu’nun Berlin Temsilcisi David-Wilp, DW’ye yaptığı değerlendirmede “Avrupa konvansiyonel anlamda askeri olarak güçlü bir oyuncu haline gelmeli ve yakın çevresindeki güvenlik sorunlarıyla ilgilenebilmeli” diyor.

David-Wilp, Avrupa’nın ayrıca ikinci bir Trump yönetiminin olası korumacı önlemlerine karşı ekonomik olarak da güçlenmesi gerektiğini düşünüyor.

Almanya’nın muhafazakâr partisi Hristiyan Demokrat Birlik’ten (CDU) Milletvekili Jürgen Hardt ise Almanya’nın Donald Trump’ın ikinci dönemine hazırlıklı olmadığını düşünüyor. Muhalefetteki Hristiyan Birlik Meclis Grubu’nun dış politika sözcüsü Hardt, şu eleştirileri dile getiriyor:

“Joe Biden’ın Avrupa ile iş birliği tarzının Trump’ın çatışmacı tarzından daha başarılı olduğunu kanıtlamasına yardımcı olmak için son üç yılda çok az şey yaptık. Birlikte bir Çin stratejisi geliştirmeye çalışmadık ya da savunma harcamaları konusundaki anlaşmalarımıza bağlı kalmadık. Sadece Ukrayna’daki savaşın baskısı altında bazı hareketlenmeler oldu.”

Trump’ın muhtemel ikinci dönemine karşı korku özellikle Ukrayna’da çok yüksek. Donald Trump’tan gelen açıklamalar da çelişkilerle dolu. Önce başkan olarak Ukrayna’daki savaşı bir gün içinde bitireceğini vaat ediyor, ardından Ukrayna’ya yardımı tamamen keseceğine dair tehditler savuruyor, sonra da Kiev’e şimdiye kadar aldığından daha fazlasını vereceğini söylüyor.

ABD Temsilciler Meclisi’ndeki partilerin genel olarak Ukrayna desteğine işaret eden Sudha David-Wilp ise Avrupa’ya şu uyarıda bulunuyor:

“Kasım ayında kim kazanırsa kazansın, bence Amerikalıların çoğu, askeri yardım ve Ukrayna’nın yeniden inşası söz konusu olduğunda Avrupa’nın yükün daha büyük bir kısmını üstlenmesi gerektiğine inanıyor. Çünkü Ukrayna’nın Avrupa kıtasında yer aldığı göz önünde bulunduruluyor.”

NATO ile sorunlu ilişki

Trump’ın NATO ile ilişkisi de Avrupa başkentlerinde endişe yaratıyor. Trump, görevdeki ilk döneminde Batı’nın savunma ittifakından çekilme tehdidini sık sık dile getirmişti. AB Komisyonu’nun İç Pazardan Sorumlu Komiseri Thierry Breton, geçtiğimiz günlerde Avrupa Parlamentosu’nda anlattığı bir anekdotla bu konudaki kaygıyı daha da arttırdı:

Breton’ın verdiği bilgiye göre Trump, 2020’de ABD Başkanı olduğunda AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’le yaptığı bir görüşmede “Avrupa saldırıya uğrarsa asla size yardıma ve desteğe gelmeyiz” dedi. Trump da Ocak ayı ortasında seçimi kazanması halinde Avrupalı NATO ortaklarına askeri destek verip vermeyeceği sorusuna şu yanıtı verdi:

“Bu bize uygun davranıp davranmadıklarına bağlı. Şöyle düşünün: NATO ülkemizden faydalandı. Avrupa ülkeleri de bundan faydalandı.”

Almanya’daki ABD uzmanlarından Josef Braml da DW’ye şu değerlendirmeyi yapıyor:

“Trump Avrupa’yı düşman olarak görüyor: ‘Çinlilerden daha kötüler’ diyor, ‘Çinlilerden daha kötüler! Bu yeni dünya düzeninde tek bir şans var: Avrupa birleşik bir oyuncu olarak hareket etmeli!”

Peki çıkar çatışmaları içindeki Avrupalıların çok sesli korosunda birlik nasıl sağlanabilir? Braml, paraya güveniyor:

“Şimdi daha büyük düşünmeliyiz. Avrupa birlikte borçlanmalı. Tek tek devletleri mali olarak desteklemeli ve karşılığında onlara koşullar dayatmalıyız.”

Nükleer savunma kalkanına ilişkin kaygılar

Braml’a göre ortak bir Avrupa borç potasının bir başka avantajı daha olacak:

“Ortak bir Avrupa ödeme potasından gelecek parayla kendi savunmamızı da karşılayabiliriz. Şu anda Amerikalılara haraç ödüyoruz. Örneğin, nükleer savunmaya katılmaya devam edebilmek için ABD’den F-35 savaş uçağı satın alıyoruz. Ancak Trump, Beyaz Saray’a geri dönerse nükleer paylaşımın değeri ne olacak? Buna şimdiden hazırlanmalı ve Fransa ve Polonya ile diğer Avrupa ülkelerini de kapsayan daha kapsamlı bir askeri ve ekonomik işbirliği üzerinde anlaşmalıyız.”

CDU’lu siyasetçi Hardt ise Donald Trump’ın Avrupa’nın nükleer şemsiyesini geri çektiği bir senaryonun gerçekçi olmadığı görüşünde. Hardt, kimsenin yeni bir nükleer silahlanma yarışı istemediğine işaret ediyor. Alman siyasetçiye göre ABD’nin koruyucu kalkanını kaldırması halinde Avrupa ülkeleri kaçınılmaz olarak nükleer cephaneliklerini genişletmeyi ya da arttırmayı düşüneceklerdir. Hardt, şu anda Fransa ve İngiltere’de bulunan nükleer silahların “Amerikan nükleer silahlarıyla mümkün olan çok farklı tepki düzeylerini temsil etmek” için yetersiz olduğunu düşünüyor. CDU’lu siyasetçiye göre günün sonunda bu ortak caydırıcı güce daha fazla maddi katkıda bulunmamız söz konusu olacak.

İlginizi çekebilir