Aslıhan Gençay: Hatay’da Susuzluk, İhalede Yolsuzluk

HATSU’daki yolsuzluk soruşturması, Hatay’ın neden susuz kaldığını gözler önüne sererken, bir muhbir, belgelerle HBB’deki ihale yolsuzluğunu anlatıyor

Aslıhan Gençay #P24Blog‘da yazdı:

Geçtiğimiz ay (25 ve 26 Aralık tarihlerinde), CHP’li altı belediye başkanıyla ilgili hem belgeli gerçekleri hem de iddiaları yazdıktan sonra Samandağ ilçe belediye başkanı Refik Eryılmaz’ın gerek X platformunda gerek kendi Facebook hesabında gerekse de HRT adlı yerel TV kanalında yalanladığı bilgilere dair; aralarında Sayıştay, İçişleri Bakanlığı ve savcılık evraklarıyla doğrulanan iki soruşturmanın da bulunduğu, tüm belgeleri yayınladım. Aynı zamanda bu evrak ve belgeleri hem yalan beyanda bulunduğu ilgili yayın organına hem de CHP ve yöneticilerine mail yoluyla ilettim. Bugünkü yazımın başında tekrar belirtmek isterim; kaynakların, iddia sahiplerinin verdiği tüm bilgileri araştırıyor, belgelerle netleşenleri netliğiyle, netleşemeyenleri ise şüphe uyandıran iddia olarak yazıyorum. Tabii ki kendi yorum ve düşüncelerimi de ayrıca sizlerle paylaşıyorum. Bunları, hem sizlerin hem de hakkında yazı yazdığım tüm kişi ve kurumların bilmesi için bu vesileyle tekrar belirtmek istedim.

Geçtiğimiz hafta CHP; 6-7 Şubat depremlerinden bu yana umutsuz günler geçiren, acıları bir türlü dinmeyip yaraları sarılmayan yıkık ve mağdur Hataylılara bir “müjde” vererek Lütfü Savaş’ı, 31 Mart yerel seçimlerinde Hatay Büyükşehir Belediye Başkanlığı için aday gösterdi.

Savaş, 2009’da AK Parti’den seçilmiş Antakya il belediye başkanıydı. Hatay’ın büyükşehir ilan edilmesi ve AK Parti’nin bu makama Sadullah Ergin’i aday göstermesi üzerine AK Parti’den istifa etti ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun çağrısıyla CHP’ye geçerek aday oldu. 2014’ten bu yana Savaş, Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı.

25 Aralık 2023’te yayınlanan yazımda Savaş’la ilgili yazdıklarımı tekrarlamayacağım, sadece yazıyı tekrar okumanızı tavsiye ederim.

Bugün Savaş’ın, 2009’dan bu yana adeta bir “yeraltı metro ağı” gibi Hatay’ı nasıl çepeçevre kuşattığını, hangi yolsuzluk ve suçlamalarda adının geçtiğini; pek çok tanık, belge ve soruşturma evrakları ışığında anlatacağım.

Fakat önce belirtmeliyim ki tüm bu bulguların bana tekrar ve tekrar gösterdiği; CHP’nin halk için bir “muhalefet” partisi olmaktan çok, ‘rantı kimin götüreceği’ kapsamında Ak Parti’ye muhalefet ettiğidir. Esasında kim tarafından sömürüleceğimiz, haklar olarak bizi hiç ilgilendirmiyor ama maalesef ülkedeki genel ya da yerel seçimler, “Acaba şimdi bizi kim sömürsün?” tercihine dönmüş durumda ve Hatay için de aynı çaresizlik söz konusu. Hata insanlar çaresizlikten “Çalsa da en azından hizmet etsin.” noktasına gelmiş durumda ve her görüştüğüm kişi (Genellikle CHP seçmenleri), bunu üstüne basa basa belirtti. Seçimlerini de bu doğrultuda yapacaklarını söylediler. Depremlerin paramparça ettiği mağdur Hataylıları, bu noktaya getirenler utansın artık, ne diyelim.

Gelelim Lütfü Savaş Bey’in yeraltı ve yerüstü rant ağlarına.

Bugün size Hatay Su ve Kanalizasyon İdaresi’nde yaşananların (kısaca HATSU yolsuzluğu soruşturmasını) yanı sıra Hatay Büyükşehir Belediyesi için yürütülen ihale yolsuzluğu soruşturmasını; muhbir ve müşteki savcılık ifadeleri, savcılığa sunulan belgeler ve kaynak anlatımları kapsamında anlatacağım. O kadar çok tanık, müşteki, belge ve tutanak var ki takdir edersiniz ki elemek zorunda kaldım. Yarın ise Rönesans Rezidans katliamında eski Hatay valisi M. Celalettin Lekesiz ile Lütfü Savaş’ın rolü ve Hatay Büyükşehir Belediyesi’nin sözleşmeli personel “şartlarından” bahsedeceğim. Başlıyoruz.

Bakın hâlen Hatay’da su yok! Peki, HATSU’da neler yaşandı ve bakalım bu susuzlukta Lütfü Savaş’ın belediyesinin rolü ne?

Başkanın adamları ve medyumu!

Lütfü Savaş, 2009’dan bu yana Hatay’a hâkim ve bırakın belediyenin her alanını, Hatay’daki hemen hemen her yere kendi akraba ve arkadaşlarını yerleştirmiş durumda. Mesela Savaş’ın; Mustafa Kemal Üniversitesi’nde güvenlik görevlisi olan (Hatırlatma: Lütfü Savaş aynı üniversitede rektör danışmanlığı yapıyordu.), öncesinde de kuyumcuda çalışan kardeşi Metin Savaş, şu anda İnsan Kaynakları ve Eğitim Daire Başkanı. HATSU’daki tüm yolsuzluk ve iddialarında da adı geçiyor. Diğer kardeşi Mehmet Savaş da Fen İşleri Saha Amiri. Anlayacağınız tüm kepçe, vinç, kamyon vb araçlar onun elinden geçiyor. Tanınmış bir medyum olan ağbisi Mehmet Emin Savaş ise sürekli belediyenin dairelerine girip çıkıyor. Tanık anlatımlarına göre; HBB ihalelerinden önce Medyum Memiş’e, pardon Mehmet Emin Bey’e danışmak şart. Zira Medyum Bey “yedi kat ötede cinlerle çarpışıyor ve kendi büyük cinlerini küçük cinlerin üzerine göndererek ihalelerde yön gösteriyor.” Çalışanlar ve inşaat mühendisleri onun dediklerini yapmak zorundalar. Zaten Hatay’da hamama dahi gitseniz, Savaş sülalesinden birine rastlıyorsunuz, aynı büfeler ve diğer dükkânlar gibi (Kişi isimlerini yazmayacağım). Kısaca Hatay, Savaş sülalesi tarafından ahtapot gibi sarılmış durumda.

Gelelim HATSU yolsuzluğuna. HATSU, siz ne yaptınız da depremde su boruları parçalandı ve üzerinden bir sene geçmesine rağmen hâlen Hatay’da su borusu, hâliyle vatandaşa su yok? Yandaşa su var tabii, o da ayrı. Anlatacağız.

1-HATSU yolsuzluğu yüzünden Hatay susuz

*Bakın şu olan bitene! Hâlen HATSU’da çalışan ve ayrılmış pek çok tanığın anlatımına göre:  Hatay Su ve Kanalizasyon İdaresi,  2017-2018 yıllarında, içme suyu ikmal inşaatı için özel bir firmayla anlaşıyor (İsmini yazmıyorum). Firma, Türkiye’de nadir bulunan, özel imalat, dışı demir, içi betonarme duktil borular temin ediyor. Projenin yüzde sekseni bittikten sonra genel müdür Muhammed İkbal Polat ve yardımcısı Hüsna K. bu firmayla görüşüp ‘İhaleyi farklı bir firmaya vermek istediklerini, onların çekilmesi gerektiğini’ bildiriyor. Projenin yüzde seksenini bitirmiş olan firma geri çekilmeyince, HATSU tarafından, hak edişleri ve KDV’leri ödenmeyerek, bezdirme politikasına maruz bırakılıyorlar. Sonunda firma çekilerek İstanbul’daki merkezine dönüp HATSU’ya dava açıyor. Bu dava hâlen sürmekte.

*Adından aynı kişiler, bu firmada uzman inşaat mühendisi olarak görev yapan Antakyalı bir kadroya, işi bildiği için HATSU’ya geçmesi teklifinde bulunuyorlar. Kadroyu da aldıktan sonra Kayaoğlu İnşaat San. Tic. AŞ.  ve Adakale Madencilik AŞ. ortaklığıyla, yeni birim fiyatlar belirlenmesi suretiyle, sanki sıfırdan yapılacak bir proje söz konusuymuş gibi anlaşma imzalanıyor.

*Ama mevzubahis iki firma, bırakın yüzde sekseni zaten tamamlanmış projeyi bitirmeyi, ellerinde su borusu dahi bulunmadığından HATSU’dan boru istiyor.

*Saygıdeğer HATSU da; anlaşmayı iptal edip mahkemelik olduğu firmanın el koyduğu özel yapım duktil borularını, yani belediyenin, halkın malı olan boruları alıp Kayaoğlu ve Adakale firmalarına veriyor.

*Ağustos 2022 tarihinde “acil ihtiyacı karşılamak” adı altında bu iki firmaya 2 milyon 105 bin dolar değerindeki boruları veren belediye, üzerine de sanki bir imalat yapılmış gibi bu firmalara hak ediş ödüyor ve HATSU, toplamda 4 milyon 2 yüz 10 bin dolarlık zarara sokuluyor.

*İşine hâkim inşaat mühendisleri ve bu yolsuzluktan rahatsız olan çalışanlar, belediye başkanından HATSU genel müdürüne kadar herkesi bu büyük zarar konusunda uyarmalarına rağmen terslenip tehdit ediliyorlar. İlgili mercilere şikâyetler ulaşınca da Sayıştay’ın 2020 yılı teftiş denetiminde; usulsüzlük, HBB’den HATSU’ya sürekli akan fakat geri ödenmeyen paralar ve tahsil edilmeyip kamuyu zarara sokma bulguları yakalanıyor(1). HATSU yetkilileriyle çalışanlarına da soruşturma başlatılıyor. Şu anda devam eden soruşturma; HATSU’nun 22 milyon 383 bin TL zarara uğratılması kapsamında.

*Fakat işin en önemli yanı ne biliyor musunuz? Kayaoğlu ve Adakale ortaklığı, yani kişisel menfaatler uğruna ihale verildiğini düşündüğüm firmalar, içme suyu inşasında dayanıklı duktil borular yerine öyle basit malzemeler kullanıyorlar ki depremler sonucu bu dayanıksız boruların hepsi parçalanıyor. Oysa özel yapım demir borular döşenseydi; bu boruların sağlamlığı, esnekliği ve birbirine geçen contalı başlar sistemi nedeniyle bir parça yerinden oynasa veya zarar görse dahi hemen tamir edilebilecek ve bugün Hatay susuz kalmayacaktı!

*Şimdilerde, abonelik için bekleyen, su bağlanmasını isteyen binlerce vatandaşa “boru yok, malzeme yok, personel yok” cevabını veren belediye, pek çok ihale verdiği şirketlere ise “yoktan var edip” hemen su bağlıyor ve hatta tanık anlatımlarına göre Expo İnşaat’ın konteynerlerinin temizliğini dahi HATSU personelini göndererek yaptırıyor.

*Sayıştay’a yakalanmaları üzerine Kayaoğlu ve Adakale firmalarından boruları geri aldıklarına dair tutanakları (2023 Şubat ve Mart aylarında) yayınlayan HATSU yetkilileri, yine sobeleniyorlar. Zira farklı aylar ve günlerde imzalanan bu tutanakların altındaki imzalar, teslim alanla teslim eden kişilerin her tarihte aynı olması ve belgenin kendisi oldukça şüpheli. Neredeyse aynı gün, aynı dakikada aynı kalemle imza atılarak geriye dönük hazırlanmış intibası bırakan bu tutanaklar, resmî bir makbuz niteliği de taşımıyor. Evet, Sayıştay’ın soruşturması bu kadar vahim bir kapsamda sürüyor HATSU’da. Valilik ise suçlamalar için, 15-20 gün kadar önce, bir başmüfettiş görevlendirildiğini açıkladı.

*Tabii eğer savcılığa yapılan suç duyurularına ne oldu, neden konuyla sadece Sayıştay ve valilik ilgileniyor, diye soracak olursanız ki ben sordum, şikâyette bulunanlar; savcılığın suç duyurularını işleme koymak yerine “Sizi bir araya getirelim, anlaştıralım” diyerek dilekçeleri beklettiğini, Antakya savcı ve hâkimlerinin Lütfü Savaş’la çok yakın olduklarını, anlatıyorlar. Hatta bu yüzden Lütfü Savaş hakkında suç duyurusu yapmak isteyenlerin, farklı illeri tercih ettiğini de ekliyorlar. Artık bu ciddi iddiayı da Adalet Bakanlığı sorgulayacak ve araştıracaktır mutlaka, değil mi?!

*Unutmadan, HATSU soruşturmasında tanık ve müşteki olan D.K.nın bir yolsuzluk anlatımını daha bu tabloya eklemek isterim: “HATSU’da Projeler Daire Başkanlığında çalışıyordum ve tüm projeler elimden geçiyordu. Genel müdür yardımcısı Hüsna K. bana usulsüz iş yapmamı emretti. Ben bu işi yapmayınca da beni başka bir birime sürdü. Zaten üç defa bu nedenlerle sürgün edilmiştim. Usulsüz iş; yatay delgi imalatıydı. İmalatın değeri 20 Euro’ysa, ödememi istedikleri değer 2 bin Euro’ydu. Ödemediğimde Hüsna K. bana ‘Babanın parası mı, cebinden mi çıkıyor, sana ne!’ dedi. Belediyeden ihale alan firmalar hep aynıdır ve hepsi Lütfü Savaş’ın sponsorlarıdır. Lütfü Savaş’ın kardeşi Metin Savaş ve genel müdür Muhammet İkbal Polat’a tüm bildiklerimi anlattım. Onlar da bana ‘Bunlar başkana büyük zarar verir, başkan bizim için önemli, burası siyasi yer, söyleme kimseye.’ dediler.”

Evet, olur da Lütfü Savaş Bey, bu soruşturmalar ve bilgiler için “yalannnn” demeyi düşünürse baştan söyleyeyim: Yazı; 2020-2021 Sayıştay raporları, Ekim 2023 tarihinde HATSU çalışanlarına gönderilen Sayıştay sorguları, sorgulanan ama suçsuz alt kademe kişilerin anlatımları, olaylar sırasında HATSU’da çalışmış ve bir kısmı hâlen çalışan uzman inşaat mühendislerinin kendi deyimleriyle bıçak kemiğe dayandığı için bana gönderdikleri evraklar ve kayıtlı anlatımları, en çok da müşteki D.K.nın verdiği bilgiler, bu kişilerin valilik ve savcılığa ilettiği dilekçeler, diğer kaynaklardan teyit edilen bilgiler, boru sayı ve değer listeleri, teslim etme ve şaibeli teslim alma tutanaklarına göre yazılmıştır. Kısaca: Hepsi belgeli, kayıtlı, tanıklı ve teyitlidir.

2-İhale yolsuzlukları ve Lütfü Savaş

Sinirlerinize hâkim olun lütfen zira devam ediyoruz.

*HBB’de ihaleler nedense hep aynı şirketlere veriliyor, demiştik ve bu şirketlerin (Şimdilik tamamının isimlerini yazmıyorum) tek ortak özelliği, sadece HBB’den düzenli ihale almaları değil. Aynı zamanda her ihale sonrası Hatayspor’a da bağış yapmaları. Bu konuya yarın gireceğiz.

*Şimdi Lütfü Savaş’ın HBB’si hakkındaki bir diğer soruşturmaya geçelim. İçişleri Bakanlığı, bu belgeli ve evraklı yolsuzluk bulguları için 13.04.2021 tarihinde, başta belediye başkanı Lütfü Savaş olmak üzere birçok yetkili hakkında soruşturma izni verdi (Hepsinin isimleri elimdeki belgelerde mevcut). Hatay savcılığı ise ifadeleri almaya başladı ama hâlen iddianame hazırlandı mı bilmiyoruz. Hatay Barosu’ndan avukat arkadaşlar, adliyede bu konuyu sorguluyorlar ve yarınki yazımda sizlere son durumu aktaracağım.

*Bu soruşturma, HATSU yolsuzluğu soruşturmasından da beter ve içinde yok yok. İhale yolsuzluğu, naylon faturalar, tehdit, rüşvet… ne ararsan var. Çarkı ortaya çıkarıp ilk anlatan ise belli firmalar adına (İsimleri mevcut) bu yolsuzluğun içine giren, ayrılmak istediğinde de önce rüşvet, makam, mevki teklif edilip sonra hakkında komplo kurulmaya çalışılan ve “Konuşursan kolunu bacağını kırarız.” diye tehdit edilen, evraklarda hem “muhbir” hem de müşteki olarak adı geçen inşaat mühendisi YT.

*Y.T.nin 04.03.2021 tarihinde Hatay Cumhuriyet Başsavcılığında verdiği ifadeden alıntılar yaparak bir çerçeve çizelim:

“Belge, evrak ve fotoğraflarını sunduğum yapılmadan yapıldı gibi gösterilen işlerin bağlayıcıları Ergün C. (İstanbul’da işlediği cinayet nedeniyle hüküm aldı fakat Hatay’da muhafaza ediliyor.), Taygun C. (HBB İskenderun Bölge sorumlusu), Dr. Mehmet E. ve HBB Park ve Bahçeler Daire Başkanı Mustafa D.dir. Adını saydığım ilk üç kişi, Hatay Halk Ekmek’in sorumluları olarak bilinir. Bu kişiler, Mustafa D. yönetiminde ihaleleri organize ediyorlardı. Belirledikleri firmaların, kendilerine bağlı olarak ihale almasını sağlıyor, elde ettikleri payı da aralarında bölüşüyorlardı. Bunu benim adıma açılan banka hesabına aktarımla yapıyorlardı. Paraları hesabımdan çekip, şirketin Hatay’daki muhasebesine müteferrik adı altında teslim ediyordum. Görevli ve bilgili kişi Pınar A.ydı. Bu kişi, taşeron kanunundaki değişiklikle HBB’ye geçti. Resmî ve gayri resmî olarak iki ayrı muhasebe kaydı tutuluyor, bu durum resmî kayıtlara geçmiyordu.”

*İfadeden devam ediyoruz: “Botanik Ladin firmasının sahibi Refik K., Mustafa D. ile iletişim hâlindeydi. Mal alınmadan alınmış gibi naylon fatura kesip belediyeden tahsilat yapıyordu. Mustafa D., Refik K. ve Gülnur Ş. (HBB Park ve Bahçeler dairesinde şube müdürü) ortaklığıyla çiftlik arazisi alıp Gülnur Ş.nin annesi üzerine kaydettiler.”

*“Ferit O.ya, 2017’de yılbaşı nedeniyle Atatürk Caddesi ve Belediye Meydanı gibi merkezi caddelerde ışıklı süslemeler yapılması için mükerrer ve naylon fatura kesildi, 375 bin hak ediş ödendi. Bu para Gülnur Ş., Mustafa D.,  Refik K. ve Ferit O. arasında pay edildi. Alsancak Yapı firması bu hizmetleri yapıyor gibi göründüğü için şirketin benim adıma açtığı hesaba belediyeden para yatırılıyor, ben de bu parayı çekip, belediyenin arkasında bulunan şirket ofisinde ve muhasebecinin yanında onlara teslim ediyordum. Bölüşüyorlardı. Mustafa D. bu firmalar dışında başka bir firmaya ihale verilmesine izin vermiyordu. Hâlen HBB’de çalışan … tüm bu işleyişe şahittir.”

*“Murat S. Y.nin Ankara ofisinde, Alsancak Yapı’nın sahibi Cengiz H.nin bilgisi dâhilinde Mustafa D.ye Honda marka araç verildi. Karşılığında 4 milyon TL’lik naylon fatura kesilerek belediyeden bu paranın tahsil edilmesi istendi ve adı geçen 4 kişi arasında bölüştürüldü. Şahit…. dir. Parça parça, toplamda 13 milyon 700 bin TL para, benim elimden geçerek bu şahıslara teslim edildi. İhalelerin toplam bedeli 67 milyon TL olup, bunun 47 milyon TL’si hak etmeden hak ediş ödenmesinden oluşur ve dört kişi arasında pay edilmiştir. HBB’de görevli Mahmut U. da konu hakkında doğrudan bilgi sahibidir ve o da pay alır. Bu kişilerin hepsi parayı bölüşürken, parada Lütfü Savaş’ın payı olduğunu da ifade etmiştir. Şahit…. dir.”

*“22 Haziran 2020 tarihinde Lütfü Savaş’a mahkemeye sunduğum tüm evraklarla delilleri sundum ve onunla görüştüm. Bana ‘Sen bu konuyu dillendirme, sen de ceza alırsın, ben hâllederim.’ dedi. İki ay boyunca hiçbir şey olmayınca, Savaş’a savcılığa gideceğimi ilettim (WP yazışmaları belgesi). Bunun üzerine HATSU AŞ. sahibi olduğunu söyleyen Rüçhan B. benimle iletişime geçti ve görüşmek istediğini, söyledi.”

*“Şahit olarak yanımda bulunan .. ve .. adlı iki kişiyle birlikte gittim, Rüçhan B. ile görüştük. Bana susmam karşılığında belediyeden ortak iş alabileceğimi, başkanın bunu onayladığını, Erzin’in alt yapı işiyle Expo’dan park bahçe, daire işlerinin bana verilebileceğini söyledi. Kabul etmedim. 4 gün sonra tekrar buluşmak istedi, şahitle gittim. Bana Hatayspor’un başkanlığını teklif etti, reddettim. Yeni teklifler sundu, kabul etmedim. Sonra  Ahmet C., Rüçhan B. ve Cengiz H. firması yetkilileri tarafından arandım, savcılığa başvurmamam için tehditler aldım. 27.08.2020 yılında hem yolsuzluk hem de tehditlere dair başvurumu yaptım.”

*Ayrıca Y.T., ifadesi eşliğinde savcılığa elindeki tüm evraklarla fotoğrafların bulunduğu -benim de incelediğim- bir flash disk teslim etti, üç tanık ismi ve tanıkların iletişim bilgilerini de bildirdi.

Şimdi bakıyorum da, içeriden bir müşteki muhbirin ayrıntılarıyla anlatıp, banka kayıtları, yazışma kayıtları, telefon kayıtları, evraklar, şahitler ve fotoğraflarla belgelediği bu ifadeye, aslında benim katacak hiçbir şeyim yok zira her şey ortada. Ama soracaklarım var:

*Neden Lütfü Savaş’ı da kapsayan bu dosya yok sayılıyor ve Savaş pişkince belediye başkanlığına aday oluyor, hatta CHP de onu aday gösteriyor?

*Suçlanan kişiler, şüpheliler, delil karartabilecek konumda oldukları hâlde neden HBB’deki görevlerine devam ediyorlar?

*Bu kişilerin banka hesaplarına inceleme başlatıldı mı ve halktan çalınan paralara el kondu mu?

Sorularımın takipçisiyim.

(1): Sayıştay raporundan:

“*Büyükşehir belediyesinin 31.12.2020 tarihi itibari ile belediyenin bağlı kuruluşu olan Hatay Su ve Kanalizasyon İdaresi’nden (HATSU) 315.508.024,73 TL vadesiz alacağı olduğu ancak bu tutarın kısa vadeli 132 Kurumca Verilen Borçlardan Alacaklar Hesabında takip edildiği görülmüştür.

*Büyükşehir belediyesince kamu kurum ve kuruluşları, gerçek ve tüzel kişilerce gerçekleştirilecek her türlü altyapı tesisi yapılması için ruhsat verilmesi sırasında alınması gereken zemin tahrip bedellerinin tahsilatlarının yapılmadığı görülmüştür.

*Alt yapı kazı çalışmaları için başvuruda bulunan kişi ya da kurumlara verilen ilgili ruhsat bedellerine ilişkin tahakkuk eden alacakların tahsilatının yapılmadığı tespit edilmiştir:

HATSU Genel müdürlüğü: Muhatap Tahakkuk (TL): 22.388.937,15 Tahsilat (TL): 819,66 Alacak (TL): 22.388.117,49”

İlginizi çekebilir