Alan Sermiyan: Kurulmakta Olan Yeni Dünyada Kürtlerin de Bir Yeri Olacak mı? 

Modern kapitalist dünya otuz yıldır tek sistem olarak insanlığa dayattığı neoliberalizmin kriziyle yeniden bir çalkantı ve şekilleniş sürecine girmiş bulunuyor. Tarihsel olarak bu tür bir alt-üst oluş daha önce iki kere yaşandı. Bunların ikisi de kapitalizmin yapısal krizlerinin sonucu oluştu. 

Birinci Paylaşım Savaşı’nda dünya yeniden şekillenirken Rusya’da Sosyalist devrim ortaya çıkmış, Avrupa’nın bazı ülkelerinde de devrimler son anda önlenebilmiştir.

İkinci Dünya Savaşı ABD, İngiltere ve SSCB’nin ittifak yaparak Nazi Almanya’sını yenip dünyayı iki kutuplu olarak yeniden şekillendirmeleriyle sonuçlandı.

Soğuk Savaş döneminde iki kutuplu dünyada bütün devletler hesaplarını bu iki kutuptaki Sovyet ve ABD’yi hesaba katarak yaparlardı. Türkiye bu iki kutuplu dünyada kendi tarafını M. Kemal’den beri ABD’den (İngiltere) yana tayin etmiş, başını ABD’nin çektiği bloğun bileşeni olmak için uzun yıllar çabalamıştı.

Bugün iki dünya savaşından sonra dünya üçüncü kez yeni bir çalkantı ve şekilleniş dönemine girmiş durumda. Daha önceki dünya düzenine ait ülkeler, uluslararası kurumlar ya bir tükeniş yaşıyorlar ya kendi varlıklarını devam ettirebilmek için yeni denklemlerin içinde yer alıyorlar, ya da yeni denklemler-ittifaklar geliştiriyorlar.

ABD küresel düzlemde bir geri çekiliş dönemine girmiş, NATO kendi üyelerini kontrol edecek durumda değil. AB ise tam bir başıbozuklar güruhu gibi davranıyor. 

NATO ve AB’nin düştüğü bu durumlarda Türk devletinin payı çok fazla ancak Türk devleti kendi kısa vadeli çıkarları için bunları yaparken aslında kendisini var eden kurumları işlevsizleştiriyordu.

Bu durum ülkelerin artık nispeten bağımsız yeni ittifak ve denklemleri oluşturmasını da beraberinde getirdi. 

Bu ittifak denklemlerinin merkezi Doğu Akdeniz, Ege ve Kuzey Afrika olarak ortaya çıkmış durumda. Uluslararası güçler de bu ittifaklara ya kurucu ya da müdahil unsur katılmakta. Bu durum büyük güçlerin de kendi aralarındaki ilişkileri yeniden şekillendiriyor. 

Son birkaç ayda ki gelişmelere baktığımızda; 

ABD ve Yunanistan yeni çok boyutlu askeri anlaşmalar yaptılar. 

Bu anlaşmalar uyarınca ABD Yunanistan’da büyük kara ve deniz askeri üsler inşa ediyor.

ABD onlarca yıldır Türkiye ve Yunanistan arasında gözettiği 7/10 askeri yardım kuralını uygulamadan kaldırdı.

ABD 1974’ten itibaren Türkiye’nin baskısıyla Kıbrıs’a uyguladığı silah ambargosunu kaldırdı.

Fransa ABD’nin Kıbrıs’a ambargoyu kaldırmasından sonra Kıbrıs’a bir hava üssü kurdu ve geçtiğimiz gün buraya savaş uçaklarını gönderdi.

Geçtiğimiz Şubat ayında ABD ve Yunanistan büyük bir askeri tatbikat gerçekleştirdiler.

Temmuz sonunda da Fransa ve Mısır Akdeniz’de ortak askeri tatbikat gerçekleştirmişlerdi. 

Birkaç gün önce Fransa dünyada yankı uyandıran iki savaş gemisini Akdenize gönderdi.

Kıbrıs, Yunanistan, İsrail, Mısır, Lübnan’ın Doğu Akdeniz’de yaptıkları doğalgaz anlaşmaları var.

İsrail, ‘Türk saldırganlığına karşı Yunanistan’ı yalnız bırakmayacağız’ açıklaması yaptı. 

İsrail ve BAE ‘’ilişkilerin normalleşmesi’’ anlaşması imzaladılar. Önümüzdeki günlerde İsrail’in başka Arap ülkeleri ile de bu anlaşmayı yapacağı konuşuluyor.

Türkiye artık İsrail için gerekliliği her geçen gün azalan bir ülke.

Arap ülkeleri için artık İsrail tehdit olmaktan çıkıyor onun yerini Neo-Osmanlı rüyaları peşinde koşan Türk devleti alıyor.

Yukarıda anlatmak istediğim şey dünyada artık taşlar yerinden oynadı ve artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. 

Şimdi biz Kürtler olarak kendimize dönüp baktığımızda bu gelişmelerin neresinde nasıl yer alacağız?

Dünyadaki bu alt-üst oluşu fırsata çevirip dört parça Kürdistan’ı özgürleştirecek miyiz? Yoksa ülkemizi yüz yıldır yağmalayan bu bölge cellatlarının (devletlerinin) postalları altında sayıklamaya devam mı edeceğiz?

İşte bütün mesele budur…!

 

İlginizi çekebilir