Alan Sermiyan: Ayhan Bilgen Bize Namaz Kılın Diyor Ama Kıbleyi Göstermiyor

”Sorumluluk duygusunun ortadan kalkması, otoriteye boyun eğmenin en önemli sonucudur.*”

Türk devletinin Kürdistan’daki yüz yıllık imha ve katliam politikaları son beş yıl içerisinde tarihinin en büyük yoğunlaşmasını yaşıyor. Türk devleti tarafından en vahşi katliam ve barbarlıkla bezenmiş bu tarihsel dönem hala bazı Kürt ve “Kürtlerle beraber politika yapan” kişi ve kurumlar tarafından ya görmezden geliniyor ya da inkâr ediliyor. 

Söz konusu bu kişi ve yapılar Türk devletinin Kürtlere yaşattığı bu kanlı tarihi ya zalim ile mazlumu eşitleyerek ya da Kürtlerde kendi katillerine minnet duygusu yaratarak anlatırlar. İzledikleri politikalar da bu bilinç ve niyet düzeyinin izdüşümüdür.

Geçtiğimiz günlerde operasyon yapılarak gözaltına alınan, ardından tutuklanan Kars Belediye Başkanı Ayhan Bilgen ne hikmetse Türk devletinin zindanlarında “parlak fikirler”le hepimizi tenvir ile münevver kıldı. Cezaevlerinin bir çeşit kişinin kendisini eğittiği, geliştirdiği bir yer olabileceğini iyi kötü biliyoruz ama daha gözaltındayken sayın Bilgen’in bu kadar “çözümleyici” fikirler geliştirmesi gerçekten takdire şayan bir durum. 

Bilgen en son yaptığı açıklamada: ‘’Bu kısır döngüden çıkışın tek yolu dayanışmayı aşan, aynılaşmayı doğurmayacak sahici ittifaklardır. İttifaklar olmadıkça iç dönüşüm mümkün olmayacak, bu olmadıkça da çatışmalı süreç son bulmayacaktır. İttifaklar olmadan HDP’de iç dönüşüm yaşanamacak.’’ dedi.

Şimdi bu kenarı, köşesi olmayan tespitleri (ki bu konuda alıcı olan aşısızlar az değil)  anlamak zor olsa da biz de birkaç söz söyleyelim. 

“Sahici” kurmayı istediği ittifak kiminle olacak? CHP ve İP ise bu konuda kendisi HDP’nin üst kademelerinde yöneticilik yapmış Bilgen’e hatırlatalım; 2014’teki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş başkanlığında bir heyet Kılıçdaroğlu’nu ziyaret edip ittifak önermediler mi?

Dönemin CHP milletvekili Rıza Türmen’in ortak aday olarak belirlenmesi durumunda koşulsuz destek sunmadılar mı? Kılıçdaroğlu bu görüşmeden birkaç gün sonra Devlet Bahçeli ile görüşüp onun adayı Ekmelettin İhsanoğlu’nu ortak aday olarak açıklamadı mı?

Bundan sonraki bütün seçimlerde sizinde içinde bulunduğunuz HDP yönetimi Türkiye’deki “muhalefet” partileri ile ittifak (ki bu partilerin yöneticilerinin hakaretlerine rağmen) arayışı içinde olmadılar mı?

En son 31 Mart yerel seçimlerinde CHP ve İP’in bütün ahlaksızlıklarına rağmen ‘bağrımıza taş basalım’ diyerek Kürtler AKP “karşıtı” ittifaka kazandırmadılar mı? Buna rağmen HDP’yi düşmanlaştırma konusunda bu partiler AKP-MHP’den geri durmadılar.

Türkiye’de bunlardan başka HDP’nin ittifak kurabileceği yapılar var da biz mi bilmiyoruz. Yoksa Bilgen ittifak derken AKP’yi mi kastediyor?

Bütün bunlar yaşanırken Ayhan Bilgen’in bu konuda HDP’yi suçlaması ve HDP’den dönüşüm beklemesi (ama hangi yöne onu söylemiyor, anlamı uhrevi kelimelerden biz çıkaracağız)gösteriyor ki, kendisinin aslında HDP’li olmamış, HDP ile ittifak kurmuş.

Bütün bunları yazmamın sebebi HDP’nin bütün politikalarını sahiplendiğim için değil ama bu kadar faşizmin zulmüne maruz kalmış ve buna rağmen Kürt halkının direnişiyle ayakta kalan bu partiye ondan görünüp düşmanın bahçesinden taş atılmasını vicdanım kabul etmiyor.

HDP’yi eleştireceksem şunu derim; eğer kendini Türk devlet sisteminin partilerine yedeklemeyip gerçekten üçüncü çizgiyi izleseydi muhtemelen bu kadar baskı, zulüm, hakarete en önemlisi Ayhan Bilgen’in bu ‘parlak’ eleştirilerine maruz kalmazdı.

///

* Stanley Milgram

 

İlginizi çekebilir