Hasip Kaplan: Erdoğan’ın müjdesi

Yazarlar

7 Haziran 2015 tarihinde milletvekili genel seçimleri yapılmış, HDP  seçim barajını yüzde 13 oyla aşarak 80 milletvekili kazanmıştı.

AKP, 2002 yılından bu yana ilk kez seçimleri kaybetmiş, oyları yüzde 41’e düşmüş, meclis çoğunluğunu yitirmişti.

Milletin iradesi tek parti iktidarlarına artık son vermişti. Koalisyonlar ittifaklar dönemi başlayacaktı.

Cumhurbaşkanı R.Tayyip Erdoğan seçim sonuçlarını hazmetmemişti. Milletin iradesine uymadı. Yetkisini kullanarak seçimlerin iptaline ve 1 Kasım 2015 tarihinde seçimlerin yenilenmesine karar vermişti.

28 Şubat Dolmabahçe mutabakatı ve açıklaması, oturma düzenine kadar Erdoğan’ın talimatlarıyla yapılmasına rağmen, 22 Mart 2015 tarihinde Ukrayna dönüşüde açıklamayı doğru bulmadığını söylemişti.

Çözüm sürecini bitiren iktidarın düşüşü devam ediyordu. Kürt sorununu çözmeyen tüm partiler iktidarlar kaybetmişti. AKP için de kaybetme bölünme süreci başlamıştı.

Başkanlık Rejimi hayalleriyle tutuşan AKP, MHP ile ittifaka girerek aşırı sağcı, ırkçı faşizan sert politakalar uygulayacağını gösteriyordu.

13 Eylül 2014 tarihinde Kobani’ye saldıran IŞİD’e karşı 26 Ocak 2015 tarihinde YPG ile peşmergelerin ve ABD, Fransa gibi koalisyon devletlerin hava bombardımanı desteği ile zafer kazanılmıştı. 

AKP Kobani zaferini hazmedemedi. Rojava’ya kapsamlı saldırılar başladı.

Suruç, Adana, Mersin ve Ankara Gar bombalamaları ve katliamları, önceden işleyen bir planın parçalarıydı.

IŞİD ile işbirliği yapan iktidarın HDP’ye yönelik saldırılarını arttırması ,1 Kasım seçimlerinde HDP’yi baraj altına düşürme gayretleri tutmadı.

HDP birçok hukuksuzlukla baş başa kalmasına rağmen seçimlerde,barajı aşmıştı. Meclis’in üçüncü büyük partisi olmuştu. MHP ise yarı yarıya erimişti.

8 Ağustos 2015 yılında başlayan 9 Mart 2016 yılına kadar devam eden şehir çatışmalarında, iktidar para-militer güçleri, IŞİD, El Nusra, ÖSO gibi cihadist dediği unsurları ilk kez ülke içinde görevlendiriyordu.

Silvan, Sur, Nusaybin, Cizre, Silopi , Şırnak ve İdil dahil birçok yerde ilan edilen sokağa çıkma yasaklarında katliamlar yaşandı.

Sur’u yakıp yıkan iktidar, ‘Toledo yapacağız’ derken, birçok yerde ve Cizre bodrumlarında insanlığa karşı savaş suçları işlenerek katliamlar yapıldı.

15 Temmuz 2016 FG/Cemaat darbe kalkışmasını fırsat bilen iktidar OHAL ilan etti, binlerce kararname çıkarıldı.

İşten atılmalar tutuklamalar, kayyım atamalar, dokunulmazlıkların kaldırılması, HDP milletvekillerinin başta Demirtaş ve arkadaşlarını tutuklanması, saldırıları durmadı.

AKP iktidarı Kürt halkına düşmanlık stratejisi üzerinden sürekli savaş hali yaratarak iktidarını ayakta tutmaya çalıştı.

Bu atmosferde 16 Nisan 2017’de Başkanlık Rejimi değişikliği içeren Anayasa referandumunda hilelerle evet oyu çıkartıldı.

Mecliste milletvekili sayısı 600 olurken, CB Kabinesi oluşturuldu. Koalisyonlar yerine ittifaklar oluştu. Cumhur ve Millet ittifakı yanısıra üçüncü yol ittifakları oluşmaya başladı.

AKP ile küçük ortağı MHP, mafyaya çetelere, hırsızlara katillere, kadın düşmanlarına af çıkardı. Düşüncesini açıklayanlar cezaevinde kalmaya devam etti.

Pandemi koşullarını fırsat bilerek muhalefet susturulmaya başlandı. Valiler aylar yıllar süren yasaklar koymaya başladı.

Mafya devlet siyaset işbirliği dönemi aleni olarak başladı. Artık derin devlet açık olmuştu. Mafya liderleri iktidar liderleri tarfaından VİP karşılandılar, korundular, kollandılar palazlandılar.

Sedat Peker’in itirafları sonucu iktidar -yargı-medya üçgenindeki pis ilişkiler ortaya saçıldı. Kürt işadamlarına, hukuçularına, gazetecilere yönelik saldırılar yeniden gündeme geldi.

Suriye’ye giden silahlar, tırlar, götürenler teslim edenler El Nusra’ya verdiklerini açıkladılar. Türkmenlere giden silahlar IŞİD’in elinde Kürt halkına yöneliyordu.

Bugün AKP’nin Başura yönelik saldırıları da artık açık provakasyonlara dönüşüyor. KDP ile PKK arasında yeniden bir Braküji/Kardeş kavgası yaratmak için çalışıyorlar.

Ne zaman Kürt halkı ve dostları demokrasi güçleri bir başarı sağlarsa hemen saldırıya geçiyorlar.

Rojava Başur, Bakur Kürdistanın her parçası ırkçı faşist dinci iktidar için hedeftir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan önceden açıklamalar yapıyor.Bir müjdem var diye. Gare ve diğer yerlerde saldırılarda öldürdükleri Kürtleri açıklayarak müjdelerini Kürt düşmanlığı üzerine kuruyorlar.

Doksanlı yıllarda Botan bölgesinde köylerini evlerini yakıp yıktıkları on bin kişiyi Irak’a göçe zorlayanlar, bugün Maxmur kampını bombalamaktan söz ediyor.

Birleşmiş Milletler gözetiminde olan Maxmur kampını bombalamaktan söz eden iktidar karşısında BM, AK , AB hemen herkesin suskun kalması işlenen insanlığa karşı savaş suçlarına yardım etmekten başka bir şey değildir.

Türkiye’de muhalefet bu siyasi körlük içinde AKP iktidarına destek veriyor .

AKP’nin ellerine Kürt kanı bulaşmıştır. İktidarını çıkarlarını Kürt halkına düşmanlık üzerine kurmuştur.

Demokratik siyasette olsun, diplomaside olsun, hayatın her alanında mücadelede el elele veren birleşen Kürt halkını yenmeye kimsenin gücü yetmeyecek.

Liderler, iktidarlar geçicidir, halklar, milyonlar kalıcıdır.

Son sözü halk söyler.

İlginizi Çekebilir

Hakan Tahmaz: İstanbul’daki Suriyeli Sığınmacılara Yönelik Algı ve Tutumlar
Temel Demirer: Mafyasız Kapitalizm Ol(a)maz

Öne Çıkanlar