Hasip Kaplan: Mafya Dokunulmaz mı?

Yazarlar

Susurluk çetelerinin mafya- devlet- siyaset üçgenin ikinci perdesi açıldı. İktidarın afla serbest bıraktığı mafya derin devlet,önce Bodrum’da fotoğraf verdi.

Devlet Bahçeli’nin cezaevinde ziyaret ettiği Çakıcı, AKP mitinglerinde bozkurt ve rabia işareti yapan Peker ve iktidar arasında çatışmalar itiraflara dönüştü.

Sosyal medyada on beş milyonun üzerinde izleme alan itiraflar suçlamalar var.  Ne savcılar ne de İktidar cenahından ses yok.İçişleri bakanı hedefte her gün bir ifşaatla uyanıyoruz.

Savcılar suskun, havuz medyası suskun, başkanlık rejimi başı ve kabinesi, bilumum danışmanları suskun. İletişim Başkanlığı, Anadolu Ajansı feleği şaşmış reisten bir işaret bekliyor.

Muhalefette hiç bir şey olmamış gibi suskun.Her kes üç maymunları oynuyor.

Bir hukuk devletinde  bütün bunları geçiştirmek,yok saymak görmezden gelmek mümkün değildir.

1980 yıllarda  İtalya’da ‘’temiz Eller Opersayonu’’ yapıldı. Gladio soruşturmalarında bazı savcılar ve yargıçlar cesur ve önemli görevler üstlendi. Bedel ödediler ama mafyayı da adalete teslim ettiler.

İspanya’da Gall çetelerini soruşturan Savcı Baltazar Garzon’un adını bütün dünya duydu.

Şili’nin kanlı dikatatörü Pinachet’in peşini bırakmadı. El Kaide’nin bir katliamında faillerin Türkiye bağlantılarını ortaya çıkardı.

İspanya’da Franko kanlı dikatatörlüğünde terörle mücadele gerekçesiyle oluşturulan Gall çeteleri, ETA’ya karşı adam kaçırma, yaralama, öldürme gibi bir çok olaya karışmışlardı.

Franko ölünce İspanya demokrasiye geçti,yeni bir anayasa yaptı. İşte bu süreçte savcı bizim Susurluk çeteleri gibi, devlet ile iç içe geçmiş, örtülü ödenekten beslenen,yetmeyince haraç gasp her türlü yola başvuran karanlık suç örgütlerinin üzerine gitti.

Failler yargı önünde ötmeye başlayınca,cezaevinde bile örtülü ödenekten maaş aldıkları ortaya çıktı.

Medya muhalefet halk savcıyı yalnız bırakmadı. Deliller toplandıkça Emniyet  genel müdürleri bakanlar ve hatta Başbakana uzanan bir suç silsilesi ortaya çıkıyordu.

Türkiye aynı askeri darbe ve süreçleri yaşamasına rağmen,Susurluk çetesinin derinlerine inemedi.

Yargıç teminatı olmayan iktidarın tehdidi altında olan savcılar ve yargıçlar cesur adımlar atamadı.

12 Eylül askeri darbesini soruşturan savcı Sacit Kayasu’nun başına gelmedik kalmadı.

Dinci radikal terör örgütleri ’’eve dönüş yasası’’ ile serbest bırakıldı.Bugün aynı sahne aynı perde tekrarlanıyor.

İktidar mafyayı af yasasıyla serbest bıraktı.Siyasi muhalifler ise cezaevine konuldu.

Meclis Susurluk Komisyonu üyesi olan Fikri Sağlar açıklamasında, ”Mehmet Ağar Şükrü Balcı’nın,Soylu Ağar’ın yetiştirmesidir,” diyor.

Jitem’den Derin devlet Özel Kuvvetlere kadar, karar mercinde olanların Susurluk davasında yargılanması ceza almasıyla çetelerin devlet yargı siyaset dansı bitmedi.

Çetelerin mafyanın arasında çıkar çatışmaları başlayınca suçları ortaya dökülmeye başlandı.

Günlerdir açılan bir soruşturma yok.İstifa eden bir bakan yok. İktidar cenahı suskun, muhalefet cenahı da suskun.

Türkiye’de ‘Kokain Cumhuriyeti’ kuran, marinalare el koyan iktidarın bire bir ortağı olan mafya çok rahat. Dokunulmaz ve korunuyor.

Kürt düşmanlığında sınır tanımayan,doksanlarda binlerce faili meçhul cinayet işleyen suç şebekeleri sayfalar dolusu suç sicillerine rağmen bugün kahraman olarak ortalıkta sallanıyorlar.

AKP+MHP iktidarı mafya ile ilişkilerini aleni ve VİP düzeye çıkardı. Cezaevinden saldı, Meclis’te ağırladı kirli kanlı iktidarlarını onlarla sürdürmek istiyorlar.

 

İlginizi Çekebilir

Hakan Tahmaz: Yönetememe sorunu büyüyor
Kemal Okutan: Peker konuşuyor, muhalefet nerede?  

Öne Çıkanlar